KEBİKEÇ

15 Mart 2012 Perşembe

EUROVISION KLİBİ YAYINLANDI


Bu seneki Eurovision şarkımız Love Me Back için çekilen klip TRT Müzik Kanalında yayınlandı.


Klibin yönetmenliğini aynı zamanda şarkının aranjörü olan Can Saban Yaptı, görüntü yönetmeni ise Murat Tuncel oldu. Çekimi 2 gün süren klip, İstanbul Rektörlük Binası, Pendik Marina ve Yerebatan Sarnıcı'nda 3 ayrı sette gerçekleştirildi. 


Klibin setinde 70'ten fazla prodüksiyon ekibi çalışırken, 80'den fazla oyuncu da çekimde rol aldı ve çekimler süresince 200'den fazla kostüm kullanıldı. 

İşte o klip:

14 Mart 2012 Çarşamba

CEBİNİZDE TAŞIMANIZ GEREKEN İKİ NOT





Siz izin vermediğiniz sürece hiç kimse sizi üzemez, moralinizi bozamaz, canınızı sıkamaz. Kendinize olan güveniniz tam ise en güçlü sizsiniz. Merkez sizsiniz. Güç ve irade sizdedir.


"Cebinde iki not taşıyacaksın; birinde -dünyanın merkezi sensin-; diğerinde -bir hiçsin- yazacak. 


Kendini bulunmaz Hint kumaşı sanmaya başladığında ikincisini, yaşadığın hayattan zevk almamaya başladığında ise birinci notu okuyacaksın..."

13 Mart 2012 Salı

6 Mart 2012 Salı

BALIK, KEDİ, KADIN VE SOĞUK




Mart ayı geldi geçiyor bile.


Bu ayın en bilinen özellikleri, balık burcunda olması, kapıdan baktırıp kazma kürek yaktırması, dama çıkan kediler ve günü yılda bir kez bu aya denk geldiğinden bahsi çok yapılan kadınlar.


İşte kısa başlıklar halinde size Mart ayı:


MİTOLOJİDE BALIK BURCU: Typhon eski Yunan tanrılarının en korkuncudur. Yüz tane başı vardır ve her biri yıldızlara değebilir. O kadar korkunçtur ki, Olimpos’taki tanrılar bile onunla dövüşmekten kaçınırlar. İşte bir gün Typhon’un Tanrılar dağına saldırması üzerine, tüm tanrılar birer hayvana dönüşerek kaçmaya başlarlar. 


Zeus koç, şarap tanrısı Dionysos keçi, tanrıların habercisi Hermes (Merkür) balıkçıl bir kuş kılığına bürünür. Güzellik tanrıçası Aphrodite ve oğlu sevgi tanrısı Eros ise Nil nehrinden geçebilmek ve canavardan daha rahat kaçabilmak için bir çift balık halini alır. Sonrasında, Zeus'un kızı, erdemin sembolü, Athena bu olayı ölümsüzleştirmek için gökte birbirine bağlı, ancak ters yönlere gitmekte direnen bu iki balık figürünü yıldızların arasına yerleştirir.


ASTROLOJİDE BALIK BURCU VE ÖZELLİKLERİ: 


Yönetici Gezegeni: Neptün
Element: Su
Nitelik: Değişken
Uğurlu Sayıları: 2, 6
Gün: Cuma
Uğurlu Taşı: Akuamarin
Renk: Turkuaz, nil yeşili
Tarot kartı: Ay
Hayvan: Balıklar
Bitki: İncir ve söğüt, nilüfer, fulya
Kıymetli Taş: İnci
Kıymetli Maden: Platin




Balık burcu kadını duygusal ve romantiktir. Sezgileri son derece kuvvetlidir. Güzel olan her şeyi sever, lüksten hoşlanır, rahatına düşkündür. 


Çekici ve gizemlidir. İstediğini kolayca elde eder, ama bir o kadar da tembeldir. Çift kısmetli, aynı zamanda da çift karakterlidir. Diğer taraftan sevgi dolu ve şefkatli olup, empati duygusu son derece gelişmiştir. 


Sevdiğine karşı sevecen, sadık ve fedakârdır. Ancak bu durum, karşısındakinin duygularından emin olduğu müddetçe böyle devam eder. Aksine kani olduğu anda aynı bir balık gibi kayıp gidiverir, erkeğinin avuçlarından. 


Balık burcu erkeği nazik, uyumlu ve iyimserdir. Ancak sorumluluk almak konusunda sorunları vardır, ancak büyük bir aşk veya onu daima dinamik tutan bir iş üzerinde süreklilik sağlayabilir. 


O da balık kadını gibi, çift karakterlidir. Anı anını tutmaz, ayrıca melânkoliye çok yatkın olup, bir anda olumlu bir ruh halinden uçurumlara yuvarlanabilir. 


Balık erkeği güzelliğe düşkündür, dolayısıyla aşk hayatını da bu düşkünlük belirler. Cömert ve verici yapısıyla harika bir aşık olur. Ancak kıskançlığı ve sevdiğine karşı olan düşkünlüğü sorun yaratabilir ilişkilerinde.


Bu burcun kadınları ve erkekleri, genel olarak yaratıcılık, duygu, sezgi, şifa ve sevgi ile ilgilidirler. Sanat, iletişim, edebiyat ve sağlık işlerinde bazen de beklenmedik şekilde siyasette başarılı olurlar. Her zaman kısmetlidirler, para konusunda sıkıntı çekerlerse bu da aşırı bonkör ve hesapsız olmalarından kaynaklanır. 


Bir balık burcu insanı ile yaşamak hiç kolay değildir, ama asla sıkılmaz veya monotonluk da çekmezsiniz. İlişkinizin gidişini belirleyecek hususlar ne kadar dayanıklı, iyimser ve cesur olduğunuzdur. 


MART SOĞUĞU VE KEDİSİ:  Mart ayı soğuklarıyla da ünlüdür. Kandıran bahar havası, yüzünü gösteren kış güneşi ile topumuzu sokaklara döker. Sonra da soba başlarına, kalorifer üstlerine koşturur herkesi.


Ne küresel ısınma, ne eriyen buzullar, ne de dünya ısısındaki gelen artış: Mart her zaman hükmünü sürer ve atalarımızı haklı çıkarır. Kısaca Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır. 




Mart ayının bir başka bilinen tarafı da, kedileridir. Yaygın inanışa göre, baharın habercisi Mart, kedilerin de en sevdiği aydır! Bu sebeple de, yılın sabit oniki ayından biri olarak ve her sene düzenli bir şekilde Şubat’tan sonra gelmesi nedeniyle, Mart dünyadaki kedi popülasyonunun süreğenliği açısından bir sigorta olarak görülmektedir.


Bu başlığı bir fıkra ile kapatalım:


Bir Mart gecesi, genç erkek kediler dışarı çıkmaya hazırlanmaktadırlar. Onlara özenen ve daha küçük olan erkek kedi, bir büyüğünün peşine takılır:
-“Nereye gidiyorsunuz, ben de geleyim!”
-“Olmaz,” der büyük, “biz dişi kedilerle sevişmeye gidiyoruz, sen anlamazsın.”


Tabii ki anlamaz, ama yine de merak içindedir ve aklında kalmıştır. Dolayısıyla, ilk gece bu şekilde ekilen kedicik, asla yılmaz ve her gece bir başka kediye yapışır, onlarla birlikte dışarı çıkmaktır niyeti. En sonunda bir gece büyükler insafa gelirler ve onu da yanlarına alırlar. Maksat, o da öğrensin!


Bizimkinin de dahil olduğu grup, bir dama çıkar ve dişi kedileri beklemeye koyulur. Fakat hava soğuk, buz gibi. Ne gelen vardır ne de giden. 10 dakika, 15 dakika, derken bir saat. Ortalıkta bir tane bile dişi kedi yoktur.  


Geçen iki saatin sonunda Küçük kedi o kadar üşümüştür ki, donmak üzeredir artık. Daha fazla dayanamaz ve kendisini aralarına alan kedinin yanına gelerek der ki: “Ağbicim, ben bi on dakika daha sevişir, giderim. Çok üşüdüm.” 




DÜNYA KADINLAR GÜNÜ:  Her sene 8 Mart tüm dünyada ve ülkemizde “Kadınlar Günü” olarak kutlanır. İlk defa 19. yüzyılda, ABD’de kadın işçiler eşit işe eşit ücret ve örgütlenme hakkı için eylem yapmaya başlar. Örneğin; 8 Mart 1857’de New York’taki dokuma işçisi kadınlar çalışma saatleri ve düşük ücretleri protesto etmek için greve giderler, 8 Mart 1908’de Manhattan’da iplik işçisi kadınlar greve gider, yine aynı tarihteki bir başka direnişte dokuma işçisi kadınlar New York’taki bir dokuma fabrikasını işgal ederler, burada çıkan yangında 129 kadın ölür. 


Bundan sonra, 1910 yılında İkinci Enternasyonal Kadınlar Konferansında 8 Mart, “Kadınların Uluslar arası Dayanışma ve Mücadele Günü” olarak ilan edilir. 


Gelinen son noktada ise 1975 yılında Birleşmiş Milletler 8 Mart’ı “Dünya Kadınlar Günü” olarak ilan eder. 


Gün’ü olan diğer tüm başlıklarda olduğu gibi, kadın sorunları ne bitiyor ne çözülüyor. Töre cinayetleri, kadına şiddet, işsiz kadınlar, sosyal güvencesiz kadınlar… devam… devam…




Sonuçta her ayın belli bileşenleri olduğunu varsayarsak, Mart ayı için aşağıdaki önerme hiç de yanlış olmaz gibi:


Balık, kedi, kadın ve soğuk = Mart


Siz ne dersiniz?

23 Şubat 2012 Perşembe

Rumeli Hisarı'nda Masalsı Bir Aşk Hikayesi!

"Eski aşklar Yeşilçam'da kaldı" lafı klişe olmaya yüz tutmuşken, fırtınalı sevdalar, çekişmeli ilişkiler günümüzde hem magazin basınında hem de yakın çevremizde -buna kendimiz de dahil- karşımıza bolca çıkıyor. Sevgilimizi elimizden almak isteyen dış mihraklar yoğun şekilde çalışırken bize de biricik aşklarımızı elimizde tutmak için yapmamız gereken çok iş düşüyor. Bu konuya nereden geldiğimi açıklıyorum!





8x4 yeni deodorantları Beauty ve Beast için muhteşem bir project mapping uygulaması daha yapmış. Gösterinin hikayesi kısaca şöyle: romantik bir aşk hikayesi kötü niyetli bir ejderhanın tehdidi altına giriyor. Kahraman erkeğimiz çekici kokusunun da yardımıyla güzel kızı kurtarıyor ve hikaye mutlu bir şekilde sona eriyor.

8x4 dünyasını Facebook'tan takip etmek isteyenler; http://www.facebook.com/8x4Turkiye

Bir bumads advertorial içeriğidir.

EUROVISION DA BİZİ SEVER Mİ?



Bu yıl Türkiye'nin Can Bonomo ile yarışacağı daha önce duyurulmuştu. O tarihten beridir nasıl bir şarkı ile Eurovision'a gideceğimiz merak konusu olmuştu. En nihayetinde sır perdesi aralandı ve TRT Tepebaşı Stüdyolarında düzenlenen canlı yayınla beklenen şarkı gün yüzüne çıktı: "Love me back / Sen de Beni Sev"


Can Bonomo'nun arkasında kalabalık bir orkestrasyon ile hoplaya zıplaya seslendirdiği şarkı bir yandan beğeni toplarken (kıpır kıpır ve canlı), bir yandan da olumsuz eleştirilerin hedefi oldu.


Bizimse kafamız biraz karışık, geçmiş tecrübeler büyük beğeni ve alkışlarla gönderdiğimiz bazı şarkıların son sıralardan bir yukarı bile tırmanamadığını hatırlatırken, kimi senelerde ise fazla ümit vaat etmeyen "orta halli" şarkıların beklenenden iyi sonuçlar aldığını da unutturmuyor.


Herkesin hem fikir olduğu tek şey ise;  2006 yılında Sertab Erener ve Everyway That I Can ile  Eurovision'da zirveyi yakaladığımız.


Sonuçta görünen o ki; TRT, her nasılsa o yıl bulduğu ve maalesef anında kaybettiği vizyon ile tekniği tekrar yakalamadığı sürece Türkiye'nin işi zor olmaya devam edecek.


Biz yine şarkıya dönelim ve şu kısa bilgileri de aktaralım: 


Şarkının söz ve müziği Can Bonomo'ya, düzenlemesi Can Saban'a ait. Şarkıda bir denizcinin aşkı ve deniz tutkusu anlatılıyor. Bonomo besteyi yaparken, Cahit Külebi'nin: "İzmir'in denizi kız, kızı deniz / Sokakları hem kız, hem deniz kokar" dizelerinden esinlenmiş. Nakarat kısmı nihavend tutan parçada sanatçıya elektro gitar, davul, bas, bağlama, cura, klarnet, tuba, trombon, tef, bendir, darbuka ve geniş yaylı grup eşlik ediyor.


Kuşkusuz ki; daha çok şey yazılıp-çizilecek, ama son söz Mayıs'ta Bakü'de söylenecek: Bakalım, Avrupa da Can Bonomo'yu sevecek mi?


Hatırlatma notu: 2012 Eurovision Şarkı Yarışması'nın, yarı finalleri 22 ve 24, büyük finali ise 26 Mayıs 2012 tarihinde Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de yapılacak.



 


Bunlar da şarkının sözleri:


Hey hey baby love back today
Never lover sing my ship in say the way

O a a baby dan't chat me down
Give me a the lie me the know began

I'm alone in say thinking lie the way my ship
But you don't care

Hope I do my ship baby I'll make you fly
You love me and you know that baby don't you like
Like me like I like you and say na na na na na na na na...

O o o way need a be rack'n roll
baby don't you quash my self and make me fall

O hey hey baby love back today
Don't you never lover sing my ship in say the way

Hope I do my ship baby I'll make you fly
You love me and you know that baby don't you like
Like me like I like you and say na na na na na na na na
Na na na na na na na na na......

13 Şubat 2012 Pazartesi

Pamuk Prensesin Yükselişi

Tüm çocuklukların masalı "Pamuk Prenses" bu sene altın çağını yaşıyor!

Kötü kalpli ve cadı üvey annesinin görevlendirdiği avcının elinden hem kendini hem de kalbini zor kurtararak ormanda yedi cücelerin kulübesine sığınan Pamuk Prenses, binbir maceranın sonunda yakışıklı prensine kavuşur bilinen tüm sonlarda.

İşte bu klâsik masal, 2012'de iki film ve bir dizi ile rüzgâr gibi esecek.

Önce filmler:

İyi ile kötü arasında süregelen evrensel savaşın, belki de en klâsik öyküsü, iki ayrı yorumla izleyiciyle buluşuyor çok yakında.

Masalların en güzel tarafı, her zaman iyiden yana olması. Bu açıdan bakıldığında her iki filmde de "iyi" açık ara önde. Ama asıl merak konusu, hangi film daha çok izleyiciye ulaşacak: Julia Roberts ile "Mirror Mirror" mu yoksa Charlize Theron ile "Snow White and the Huntsman" mı?

Konu, fragman ve fotoğraflarıyla iki film hakkında kısa bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

MIRROR MIRROR - AYNA AYNA


Baharda vizyona girecek olan ilk film "Mirror Mirror - Ayna Ayna"da, Lily Collins, Julia Roberts ve Armie Hammer başlıca rolleri paylaşıyor. Filmde, kolaylıkla tahmin edebileceğiniz üzere, dünyalar güzeli iyi kalpli Pamuk Prenses (Lily Collins), kötü kalpli cadı (Julia Roberts) tarafından kendisine kurulan tuzaklardan kurtulmak ve tacını geri almak, bu arada da gerçek aşkına kavuşabilmek için yedi cücelerin de yardımıyla romantik, büyülü  ve biraz da mizahi bir maceraya sürükleniyor.

Sevimli atmosferi ve sunduğu sihirli dünya ile epey ilgi çekeceğe benzeyen filmde, Julia Roberts'in oyunculuğu, komedideki ustalığı bir kez daha izleyenleri hayran bırakacak gibi.



Filmle ilgili fotoğraflar için tıklayınız.

SNOW WHITE AND THE HUNTSMAN - PAMUK PRENSES VE AVCI

Yaz başında vizyona girecek ikinci Pamuk Prenses filmi ise "Snow White and the Huntsman - Pamuk Prenses ve Avcı". Başlıca rollerde ise Kristen Stewart, Chris Hemsworth ve Charlize Theron oynuyor.

Filmde; Pamuk Prenses (Kristen Stewart) ve kötü üvey anne (Charlize Theron) arasındaki mücadele, asıl öykü çerçevesinde olmakla birlikte, oldukça farklı bir formatta şekilleniyor. En beklenmedik karakter değişikliğini de Pamuk Prenses gösteriyor, kızımız saf, ürkek ve çıt kırıldım bir tip yerine gerçek bir "savaşçı prenses" olarak perdede görünüyor.

Bu minvalde çekilen savaş sahnelerinin, ayrıca kullanılan görsel efektlerin de ayrıca hakkını vermek gerek.



 Filmle ilgili fotoğraflar için tıklayınız


Şimdi de dizi!


Masal bitmedi. Lost'un yazarları, büyüyü devam ettiriyor. Biraz masal, biraz gerçek ama çokça aksiyon ve gizem, hem bilinen masalları ve kahramanları hatırlatıyor, hem de akıl oyunlarına ortak ediyor izleyenleri.


ONCE UPON A TIME - BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ


2011 sonlarından itibaren Digiturk'te yayınlanmaya başlayan dizi, Pamuk Prenses'in yanı sıra, bilinen tüm masal kahramanlarını bir araya getirerek, masal dünyası ile günümüz gerçekliği arasında bir bağ kuruyor.

Pamuk Prenses (Ginnifer Goodwin) ile Yakışıklı Prens (Josh Dallas) evlenmiş ama masal sona ermemiştir bize anlatılanın aksine: Kötü kalpli cadı (Lana Parilla) evlilik törenini basar ve oradaki herkesi lânetler. Bu yüzden de tüm kahramanlar geçmişi ve kim olduklarını unutur, günümüz dünyasında zamanın durduğu bir kasaba olan Storybrook'ta yaşamaya mahkûm olurlar.

Lâneti bozabilecek tek kişi ise, Pamuk Prenses ve Yakışıklı Prensin kızları Emma'dır (Jennifer Morrison). Olaylar dizisi, daha bebekken evlâtlık verdiği oğlunun Emma'yı bularak, kasabaya gelmeye ikna etmesiyle başlar.

Peki Emma'nın gücü, kötü cadı ve onun entrikaları ile büyüsüne yetecek midir?




Dizi ile ilgili resimleri görmek için tıklayınız

SÖYLE SÖZÜNÜ

Ad

E-posta *

Mesaj *

kimler gelmiş:)

Twitter

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı