KEBİKEÇ

VİDEO İZLE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
VİDEO İZLE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2014 Çarşamba

ZENGİNLİK, BOLLUK-BEREKET VE BAŞARI İÇİN OLUMLAMALAR



-Evrende herkese yetecek kadar zenginlik var ve evren bunu herkesle paylaşacak kadar cömert. Ben de her zaman bu zenginlikten payımı  alırım.

-Paramı harcadığım zaman katlanarak bana geri geleceğini biliyorum.

Şu sıralar bu tip cümlelerin size iyi geldiğini hissediyor, dahası ihtiyaç duyuyorsanız, aşağıdaki video tam size göre demektir.

Yaşantınıza daha fazla bolluk-bereket çekmek, zenginlik ve başarı davet etmek için bu olumlamaları deneyebilirsiniz.



27 Mart 2013 Çarşamba

YAŞAMIN NERESİNDEYİZ?

Gözümüzü açtığımız andan itibaren yaşama, yaşam bizi zorluyor bir acaip koşturmacaya. Bir endişe, bir panik ve hatta korku. Ona-buna yetişme çabası, illâ ki bir şeyleri tamamlama iddiası. Başarma-başaramama, yapma-yapamama, yetme-yetememe ikilemleri.

Öğretilenleri ve hatta dayatılanları gerçekleştirme mücadelesi: Okumak, bilumum sınavlara girmek, muhakkak yüksek puan almak, iş bulmak, evlenmek, çoluk-çocuk sahibi olmak...

Hepsi iyi-güzel, hoş da... Ne kadarı gerçekten istediğimiz şekilde gerçekleşiyor, ne kadarı kollektif bilincin dayatmasına göre şekil alıyor?

Bu farkındalığı yakalayamadığımız müddetçe, belki de gerçek mutluluğu bulamıyoruz hiç; kendimizi gerçekleştirmek yerine, başkalarını-başka bilinçleri doyurmaya çalıştığımız için.

Arada bir durmak gerek. Bir durup nefes almak, şöyle bir uzaktan bakmak sürüp giden yaşama. 
Üflemek taze bir nefes, dağıtmak bulutları-sisi ve sonra da doldurmak ışıkla sahip olduğumuz tek hayatı. 

O hayat ki, akıp gidiyor tane tane günleri, tıpkı bir kum saatinin tek tek düşen kumları gibi. 

İşte bu yüzden:

Bırakmalı tüm geçmişleri ve bekletmeli olası gelecekleri bir köşede...
Zira solunmayacak mı bu yaşam, geçmeyecek mi bu zaman?
İllâki de hükmünü sürmeyecek mi tabiat her bedende, her tende?
İşte bu yüzden kovalamalı, kaçmadan yakalamalı anı, an be an...



 

25 Mart 2013 Pazartesi

KİMLİĞİN BİR HİÇ OLSUN!


Dediler ki:
"Kimliğin bir hiç olsun.
Silinsin hafızan, rahatla ve hafifle.
Zaten değeri nedir ki zamanın ve hatıraların.
Terket farkındalıklarını, unut yaşadıklarını.
Başlat zaman aşımını."

O da dedi ki:
"Ben buradayım. Kaybolmayacağım. 
Düşüncelerimle varım ve mücadeleye hazırım."


21 Şubat 2013 Perşembe

AŞK, MUTLULUK VE SAĞLIK OLUMLAMALARI

Aşk, mutluluk ve sağlık için olumlamalar.

Müziği dinleyin, içinize nüfuz etmesine izin verin. Olumlamaları da en az üç defa ister içinizden, ister sesli tekrar edin.

Veee... Her zaman olumlu olun, iyimser düşünün, kapılarınızı evrenin sonsuz imkânlarına ardına kadar açın.


SENDEN DAHA GÜZEL




Anadolu Efes oyuncuları geçen yıl, taraftarları için Duman'ın "Senden Daha Güzel" şarkısını seslendirmişlerdi. 

Bu defa; oyuncuların tamamı habersiz bir şekilde, gizli kamera marifetiyle, yeni bir reklâm filminde rol aldılar. 

Filmde, klâsik müzik konseri izlemeye gittiklerini -biraz da sıkıntıyla- düşünen oyuncular, konserin bir yerinde taraftarların tezahüratvari "Senden Daha Güzel" yorumuyla karşılaşıyorlar.

Reklâm filminin çekimleri, Sabancı Üniversitesi Gösteri Merkezi'nde 15 gizli kamerayla gerçekleştirilmiş. Çekimlerde toplam 750 kişi görev yapmış, en ilginç not ise, seyircilerin giydiği Anadolu Efes formalarını gizlemek için cırt cırtlı özel kostümlerin kullanılmış olması.


 



 Bu da Anadolu Efes'in geçen seneki performansı:



 

12 Şubat 2013 Salı

AŞKIN HALLERİ

Aşkın binbir hali, binbir adı var. Bir o kadar da anlatanı, söyleyeni var. 

Orhan Veli, Oktay Rifat, Ahmet Haşim, Yahya Kemal, Ümit Yaşar sadece bir kaçı. Ama kuşkusuz aynı zamanda da en güzel, en anlamlı ifadelerle ruhumuzu okşayanlar.

"Aşk" mısralarından aksın onların, büyülesin bizleri...




 

4 Şubat 2013 Pazartesi

PAMUK PRENSES VE YEDİ CÜCELER

Okyanus Gülüm Pekcan Bale ve Dans Okulunun, Ankara DT Şinasi Sahnesinde sergilenen 2011-2012 sezonu Sene Sonu Gösterisi


2 Ocak 2013 Çarşamba

CEMAL SÜREYA ANMASI





Cemal Süreya Kültür Sanat Derneği, 9 Ocak 2013′te tüm şiirseverleri, Caddebostan Kültür Merkezi’ndeki Cemal Süreya Anması’na davet ediyor.




Türk şiirinin kanatlarından birini kaybettiği 9 Ocak’ı içeren haftada, Türkiye’nin dört bir yanında Cemal Süreya‘yı benimseyen, anmaya katılmak isteyen, fakat İstanbul’da olmadığından katılamayanlar için Cemal Süreya Kültür Sanat Derneği Gençlik Yönetimi bir program hazırlıyor.

Etkinlikler için herkese çağrı yapıyorlar: “Bulunduğunuz şehirde 7-13 Ocak 2013 tarihleri arasındaki etkinlikleri bize bildirirseniz programımıza ekleyip duyuracağız. Eğer herhangi bir etkinlik duymadıysanız, ama bir etkinlik yapmak istiyorsanız, koordinasyon kurabileceğiniz kişilere sizi yönlendirebiliriz ya da organize ettiğiniz etkinliği duyurabiliriz."



Derneğin 9 Ocak etkinliği: 

Yer: Caddebostan Kültür Merkezi / Büyük Salon
Etkinlik Saati: 20:00


Sunuculuğunu Celile Toyon Uysal’ın yaptığı, 
Uğurtan Atakan’ın yönettiği etkinlikte açılış konuşmasını 
Dernek Başkanı Aslı Durak yapacak, Ödül Töreni ardından, Tiyatro Gerçek (Hakan Gerçek- Tilbe Salim) “Üstü Kalsın” gösterisiyle izleyiciyi Cemal Süreya ile bir kez daha buluşturacaktır .



https://www.facebook.com/events/378414538917318/

İletişim: csureyagenclikyonetimi@gmail.com



17 Aralık 2012 Pazartesi

YÜCELERDENİZ, YÜCELERE GİDİYORUZ

Yaşadığı zamanın ötesinden tüm zamanlara erişen ve mana aleminin en büyük pirlerinden olan Hz. Mevlâna için ölüm günü, "yeniden doğuş günü" demekti. Çünkü O, öldüğü zaman sevdiğine yani Allah'ına kavuşacaktı. Bu bakımdan, Mevlâna ölüm gününe "düğün günü" veya "gelin gecesi" anlamına gelen "Şeb-i Arûs" adını vermişti.

Günümüzde, her sene Aralık ayında, Konya'da Hz. Mevlana'yı anma etkinlikleri düzenlenmektedir. Ve bu etkinlikler Hakk'a kavuştuğu 17 Aralık günü yapılan Şeb-i Arûs ile sona erer.

Gören göz, işiten kulak ve dokunan el ile algıladığımız bu dünya dışında, bambaşka alemlerin rehberi Hz. Mevlana'dan bir kaç alıntı da bizden olsun, Vuslat Yıldönümünde.

Kimi zaman söz söyleyen kadardır, kimi zaman da anlayan kadar! Hz. Mevlana demiş ki:

- "İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir."


- "Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok."


- "Gönül ehlinin ilimleri, kendilerini taşır. Ten ehlinin ilimleriyse kendilerine yüktür."


- "Gönül, ne tarafı işaret ederse duygu da eteklerini toplayıp o tarafa gider."


- "Kimden kaçıyoruz, kendimizden mi? Ne olmayacak şey! Kimden kapıp kurtarıyoruz, Hak'tan mı? Ne boş zahmet!"


- "Yücelerdeniz, yücelere gidiyoruz biz; denizdeniz, denize gidiyoruz biz. Biz oradan da değiliz, buradan da; mekânsızlık âlemindeniz, mekânsızlığa gidiyoruz biz."


- "Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir."

Ve bir de video var, Nezihe Araz'ın yazdığı ve Gülüm Pekcan Dans Tiyatrosunca sergilenmiş olan "HOŞGÖR" adlı oyundan bir bölüm.


9 Ekim 2012 Salı

SAMET VE AZİZ YILDIRIM HİKÂYELERİ

Fenerbahçe'den olaylı bir şekilde ayrılan Alex'in, Aziz Yıldırım ve Aykut Kocaman ile girdiği polemik kadar konuşulan bir diğer konu da Aziz Yıldırım ve Tercüman Samet arasındaki diyalog kuşkusuz. 

 Fenerbahçe Başkanının parmağının sürekli sallayarak yaptığı basın toplantısında olaylarla ilgili bir tür şahit veya güvenilir kaynak gibi medyanın önüne attığı Tercüman Samet ile verdiği görüntü sanırız uzun süre hafızalardan silinmeyecek. 

 Tüm olanlar karşısında duyarsız kalmayan hatta olayın dozunu kaçırmaktan asla kaçınmayan insanımız konuyu mizah bağlamında da ele almaktan hiçbir şekilde kaçınmadı tabii ki. (Bu arada Samet'in de istifa ettiğini hatırlatalım.) 

İşte size, fotoğraflar ve videolarla Samet ve Aziz Yıldırım hikâyeleri: 

 1. Hadi Anlat Bakalım Samet


 

 2. Hadi Yarışalım Samet 


 


 3. Bunlar da Bizim Sametler

 


4. FENERBAHÇE GOL ATINCA




5. BASIN TOPLANTISI


6. KÜÇÜK EMRAH'ÇA


7. YORUMSUZ


8. GOOGLE'I BIRAK SAMET'E BAK!




9. IN OUT



15 Ağustos 2012 Çarşamba

USTALAR ÖLMEZ ASLINDA



Akciğer kanseri ve buna bağlı gelişen akciğer enfeksiyonu nedeniyle kısa bir süre önce yoğun bakıma alınan Usta tiyatro sanatçısı Müşfik Kenter aramızdan ayrıldı.

Önünde saygıyla eğiliyor, yaşamı boyunca ülkemiz sanatına yaptığı katkı ve anlam dünyamıza kattığı güzellikler için şükranlarımızı sunuyoruz.

Esasen bilenler bilir ki; bir gün aramızdan ayrılsalar bile ustalar ölmez aslında! Zira onlar bilinen yaşam süreleri boyunca yarattıkları eserler ve bıraktıkları izleklerle her nerede olurlarsa olsunlar, adeta zamana ve ölüme galip gelerek insanlara ve kitlelere ulaşmaya, onları etkilemeye, yönlendirmeye devam ederler.  Ve belki de her sanatçının hayalidir böyle bir kadere sahip olmak. 

Bizden Selâm olsun Müşfik KENTER'e! Bilinmeyen bir âleme doğru çıktığı seyahat ile içimizi acıtıp, burksa da, biz geride kalanlar için O şimdi daha da canlı.


Ertuğrul ÖZKÖK'ün yazısı: Kimse onun kadar güzel yaşlanamaz, kimse onun kadar güzel ölemez.

hurriyet.com.tr'de açılan taziye defterine siz de yazmak isterseniz tıklayın.




SON RÖPORTAJI: "ÖLÜYORUM TANRIM, BU DA OLDU İŞTE"

Bu röportaj Dünya Tiyatrolar Günü videosu hazırlanırken çekilmiş. Orhan Veli’nin dediği gibi; kelimelerin kifayetsiz kaldığı an… Karşınızda bir efsane tiyatroya nasıl başladığını, Ankara’daki güzel günlerini anlatıyor eski heyecanıyla. (Hazırlayanlar: Çağla Pınar Tunçel, Halil Yücer, Nazlı Çapar, Deniz Öner, Aynur Yolcu)






İSTANBUL'U DİNLİYORUM GÖZLERİM KAPALI

Murathan Mungan'ın Orhan Veli şiirlerinden düzenlediği Bir Garip Orhan Veli isimli tiyatro oyununu Usta Sanatçı Müşfik Kenter  25 sene boyunca sergiledi. Her bir mısra-ı bir başka tad verse de en unutulmazı muhakkak ki "İstanbul'u Dinliyorum Gözlerim Kapalı" idi.


 


MÜŞFİK KENTER'İN YAŞAMI

Müşfik Kenter, Diplomat Ahmet Naci Kenter ve Olga Cynthia'nın oğlu olarak 1932 yılında İstanbul'da dünyaya geldi.  1947'de Ankara Devlet Tiyatrosu Çocukbölümünde tiyatroya başladı. Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nde eğitim gördü; okulu 1955 yılında yüksek derece ile bitirdi ve devlet tiyatrosuna girdi. Sanat yaşamı, devlet tiyatrosunda oynadığı Oğuz Ata oyunu ile başladı.

Kenter, 1959 yılında Devlet Tiyatrosu'ndan ayrılarak İstanbul'a yerleşti ve ablası Yıldız Kenter'le birlikte Muhsin Ertuğrul ile çalışmaya başladı. Aynı dönemde; Şükran Güngör ve Kamuran Yüce ile biraraya geldiler ve uzun yıllar birlikte tiyatro yaptılar.

1960-1961 yılları arasında Site Tiyatrosu'nu kurdular. 1962'de adını Kent Oyuncuları olarak değiştirdiler.

İngiliz Kültür Heyeti ve Rockefeller'den burslar alarak Amerika ve İngiltere'de tiyatro araştırmaları yapan ve incelemelerde bulunan Kenter, İngiltere, Amerika, Fransa, Almanya, Yugoslavya, Kıbrıs gibi bir çok ülkede oyunlar sergiledi.

Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı`ndan emekli olduktan sonra, Haliç Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümü Başkanlığı'nı ve Bakırköy Belediyesi Şehir Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmenliği görevlerinde bulundu.

Sanatçı, tiyatro oyunculuğunun yanı sıra sinema oyunculuğu da yaptı. Sevmek Zamanı, Üç Arkadaş, Seni Kalbime Gömdüm gibi unutulmaz filmlerde rol aldı. Kenter, 1966 yılında Antalya Film Festivali'nde, "Bozuk Düzen" filmiyle "En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu" ödülünü kazandı.

Yerli, yabancı TV filmlerinde, belgesel ve reklamlarda seslendirme yaptı. En unutulmazlarından biri de kuşkusuz "Alf" dizisindeki seslendirmesiydi.

Rol aldığı oyunlar arasında; Martı, Vanya Dayı, Arzu Tramvayı, Üç Kız Kardeş, Salıncakta İki Kişi, Nalınlar, Cyrano de Berjerac, Mikadonun Çöpleri, Hamlet, Deli İbrahim, Üç Kuruşluk Opera, Kim Kimi Kiminle, ayrıca   Murathan Mungan'ın Orhan Veli şiirlerinden düzenlediği ve sanatçının 25 sene sergilediği tek kişilik oyun Bir Garip Orhan Veli sayılabilir.




11 Ağustos 2012 Cumartesi

OH, BİRAZ NEFES ALALIM!

 2012 Londra Olimpiyat Oyunları'nda 1500 metre final koşusunda Aslı Çakır Alptekin altın, Gamze Bulut gümüş madalya kazandırdı ülkemize. 

Kızlarımız bize gurur verdi, göğsümüzü kabarttı, gelecek için ümit verdi. 

Onları gönülden tebrik ediyor, başarıları daim olsun diyoruz.

Diğer taraftan; bizler ekran başında heyecandan hoplayıp zıplarken, yarışı soluksuz sunan TRT spikeri Cüneyt KIRAN bakın ne hallere girmiş. 



28 Mayıs 2012 Pazartesi

KOMŞU KOMŞU EROVISION 2012!

Eurovision Şarkı Yarışması cumartesi günü yapıldı ve bitti nihayet!

Öncelikle belirtmeliyiz ki; yarışma süresince son derece kaliteli bir organizasyon ve muhteşem bir salonun görüntüleri taştı ekrandan evlerimize. Bu bakımdan öncelikle Azerbaycan'ı kutlamak gerek, şarkılarıyla dördüncü sırada yer aldılar belki ama, organizasyon ve mekân ile de 40 küsur ülkeye parmak ısırttılar.

Yarışmanın bir diğer ilginç tarafı da, yaklaşık yüz yıldır yarışmayı sunan Bülent Özveren'in artık hepimize öğrettiği gibi, tüm komşu ülkeler birbirlerine oy verseler de -ki ülkeler coğrafyası ile sorunu olan çocukların velileri bu yarışmayı muhakkak izlettirmeliydiler çocuklarına, zira o şunun komşusu, şu da bunun diye diye tam bir ders verdi sevgili sunucular- sonuçta ortak kabulde tüm ülkelerin oy vererek bir anlamda beğeni ve takdirini gösterdiği şarkı ve şarkıcının birinci olmasıydı! 


Bu da; ya iyi olan kazanır savı her zaman doğrudur  ya da temel kural komşular birbirlerine oy versinler böylece de iyi şarkı kazansın gibi sihirli bir oylama tekniği mevcut anlamına geliyor!

Ülkemizi temsil eden Can Bonomo da yarışmayı yedinci olarak tamamladı ki, performansının hakkıydı denilebilir. 

Bizse blog olarak yarışma öncesi bir anket yapmış ve "Sizce bu yıl Eurovision'da Türkiye nasıl bir sonuç alır?" diye sormuştuk. Anketimize 25 kişi katıldı! İşte sonuçlar:


1. Kesin birinci olur!  5 (20%)

2. İlk beşe girer.  7 (28%)

3. İlk ona girer.  7 (28%)

4.Sonlarda bir yer bulur işte.  5 (20%)

5. Yarı Finali bile geçemez.  1 (4%)




Görüldüğü üzere, katılan 25 kişi de olsa (ki katılımcılara teşekkürü bir borç biliyoruz) anket-ankettir ve pek alâ da ortak kanaat gösterebilir.


Darısı seneye diyelim ve EUPHORIA ile birinci olan İsveçli Sanatçı Loreen'in performansını bir kez daha izleyelim:



Meraklısı için şarkının sözleri de aşağıda:

Why,
Why can't this moment last forever more
Tonight,
Tonight eternity's an open door
No
Don't ever stop doing the things you do
Don't go
In every breath I take I'm breathing you

Euphoria
Forever, ‘til the end of time
From now on, only you and I
We’re going u-u-u-u-u-u-up

Euphoria
An everlasting piece of art
A beating love within my heart
We’re going u-u-u-u-u-u-up

We are here
We are alone in our own universe
We are free
Where everything's aloud and love comes first
Forever and ever together
We sail into infinity
We're higher and higher and higher
We're reaching for divinity

Euphoria
Forever, ‘til the end of time
From now on, only you and I
We’re going u-u-u-u-u-u-up

Euphoria
An everlasting piece of art
A beating love within my heart
We’re going u-u-u-u-u-u-up

Forever
We sail into infinity
We're higher
We're reaching for divinity

Euphoria
Euphoria
We’re going u-u-u-u-u-u-up

Euphoria
An everlasting piece of art
A beating love within my heart
We’re going u-u-u-u-u-u-up




Türkiye ve Azarbaycan'ın performanslarını da bir kez daha izlemek isterseniz; önce Azarbaycan: 

When The Music Dies- Sabina Babayeva




Sonra da Türkiye: Love Me Back - Can Bonomo




Kim ne puan almış merak ediyorsanız da: 
http://www.eurovisionvideo.com/eurovision.php?year=2012&type=result

16 Nisan 2012 Pazartesi

YALINAYAKLAR KOLEJİ





"Bir köyde yaşamak ve çalışmak istiyorum dedim.
Annem komaya girdi: "Bütün dünya ayaklarının altında ve sen bir köyde çalışma istiyorsun. Ne yapmak istiyorsun köyde?"
"Beş yıl boyunca kuyu kazmak istiyorum."



Yukarıdaki anlatı, Yalınayaklar Koleji'nin kurcusu Bunker Roy'a ait. Hindistan'ın Rajasthan bölgesinde bulunan bu sıradışı okul çoğu okuma yazma bilmeyen köylü kadın ve erkekleri kendi köylerinin güneş enerjisi mühendisleri, sanatkarları, diş hekimleri ve doktorları olmak üzere yetiştiriyor. Kimseye diploma verilmiyor ve burada yalnızca öğrenilmiyor, yaşanıyor.  


Hikâyenin tamamı, kurucusunun ağzından aşağıdaki videoda.





 


Zorluklar ve yokluklar kendi çarelerini içinde taşır çoğu zaman. Başarılı insanlar, hatta önderler ve liderler, bu çareleri görebilen, kendi özkaynaklarını, insanlarını ve potansiyelini reddetmeden, başka yerlere veya dışarıya başvurmadan, herkese ve herşeye rağmen bu çareleri uygulama cesareti taşıyanlardır.


Yalınayaklar Koleji, eğitim ve cesaretin ne olduğu konusunda bir kez daha düşünmeye sevk etmiyor mu sizce de?


29 Mart 2012 Perşembe

BİZ DE VARIZ: KAVUŞMA


Türkiyenin ilk engelli ve engelsiz dansçılarından  oluşan  Devinimler Yaşama Sevinci Dans Topluluğu,  30 Mart 2012 günü saat: 14.30 de Mamak Belediyesi Kültür Merkezinde (eski Konservatuar)  "Kavuşma" isimli oyunlarını sergileyecek. 

Yaklaşık 8 yıldır faaliyetlerini sürdüren Topluluk, bu süre içinde gerçekleştirdiği 100'den fazla gösteri ile 90.000 kişiye ulaştı,  ülkemizi dolaştı ve yurt dışında festivallere katıldı.
       
Grubun sanat yönetmeni ve koreografı Gülüm Pekcan:  "Dans, bedenlerin konumunun sıfırlandığı noktadır. Kavuşma her bedende farklı bedenlerde dansın yorumlanması ve birlikte paylaşılmasıdır. Zaman içinde farklı anlar yaşıyoruz. Yaşadığımız anın değerini bilmek kendimizle buluşmak ve bunu araştırmak kavuşmanın hedefidir," şeklinde özetliyor sunacakları gösterinin temasını.

Devinimler Yaşama Sevinci Topluluğu geçtiğimiz günlerde TRT Okul Kanalının engelli bireylere yönelik "Biz de Varız" programının TRT Arı Stüdyolarında düzenlenen galasında da bir gösteri sunmuştu. Burak Kut'un sunuculuğunu üstlendiği geceye Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Fatma Şahin, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin ve Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Davut Aydın da katılmıştı.

Programda, ayrıca engelli öğrenci Ömür Kınay tarafından hazırlanan, seslendirmesi Okan Bayülgen, müzikleri Ceza tarafından yapılan "Empati" isimli kısa film gösterilirken, Hakan Aysev ve engelli partneri Emrah Erdem de sahne almıştı.

Yukarıda saydığımız tüm bu faaliyet ve programlar, engelli bireylerin sahip oldukları potansiyeli açığa çıkararak toplumsal hayata daha fazla katılmalarını sağlarken, diğer bireylerde de farkındalık yaratarak bir engelleri olmasa bile yerleşik önyargılardan kaynaklanan kısıtlarından kurtulmalarını sağlıyor. 

İşte bu bakımdan engelli ve engelsiz bireylerin her alandaki projelerini, doğrudan içinde yer almak veya izlemek suretiyle desteklemek, gerçek anlamda birlikte yaşamayı ve bu yaşamı daha da güzelleştirmeyi mümkün kılacaktır. 

Onlar: "Biz de varız!" derken, toplum da: "Evet, siz de varsınız!" farkındalığına sahip olduğu zaman, farklılıklar artık zorluk olmaktan çıkacak ve birbirini tamamlayan unsurlar haline gelecektir belki de. 


Aşağıda, Biz de Varız Gala Programında sunulan Devinimler Yaşama Sevinci Dans Topluluğu'nun gösterisi ile Ömür Kınay'ın kısa filmini izleyebilirsiniz.

DEVİNİMLER VE YAŞAMA SEVİNCİ DANS TOPLULUĞU





 EMPATİ (KISA FİLM)



 

15 Mart 2012 Perşembe

EUROVISION KLİBİ YAYINLANDI


Bu seneki Eurovision şarkımız Love Me Back için çekilen klip TRT Müzik Kanalında yayınlandı.


Klibin yönetmenliğini aynı zamanda şarkının aranjörü olan Can Saban Yaptı, görüntü yönetmeni ise Murat Tuncel oldu. Çekimi 2 gün süren klip, İstanbul Rektörlük Binası, Pendik Marina ve Yerebatan Sarnıcı'nda 3 ayrı sette gerçekleştirildi. 


Klibin setinde 70'ten fazla prodüksiyon ekibi çalışırken, 80'den fazla oyuncu da çekimde rol aldı ve çekimler süresince 200'den fazla kostüm kullanıldı. 

İşte o klip:

13 Mart 2012 Salı

23 Şubat 2012 Perşembe

Rumeli Hisarı'nda Masalsı Bir Aşk Hikayesi!

"Eski aşklar Yeşilçam'da kaldı" lafı klişe olmaya yüz tutmuşken, fırtınalı sevdalar, çekişmeli ilişkiler günümüzde hem magazin basınında hem de yakın çevremizde -buna kendimiz de dahil- karşımıza bolca çıkıyor. Sevgilimizi elimizden almak isteyen dış mihraklar yoğun şekilde çalışırken bize de biricik aşklarımızı elimizde tutmak için yapmamız gereken çok iş düşüyor. Bu konuya nereden geldiğimi açıklıyorum!





8x4 yeni deodorantları Beauty ve Beast için muhteşem bir project mapping uygulaması daha yapmış. Gösterinin hikayesi kısaca şöyle: romantik bir aşk hikayesi kötü niyetli bir ejderhanın tehdidi altına giriyor. Kahraman erkeğimiz çekici kokusunun da yardımıyla güzel kızı kurtarıyor ve hikaye mutlu bir şekilde sona eriyor.

8x4 dünyasını Facebook'tan takip etmek isteyenler; http://www.facebook.com/8x4Turkiye

Bir bumads advertorial içeriğidir.

EUROVISION DA BİZİ SEVER Mİ?



Bu yıl Türkiye'nin Can Bonomo ile yarışacağı daha önce duyurulmuştu. O tarihten beridir nasıl bir şarkı ile Eurovision'a gideceğimiz merak konusu olmuştu. En nihayetinde sır perdesi aralandı ve TRT Tepebaşı Stüdyolarında düzenlenen canlı yayınla beklenen şarkı gün yüzüne çıktı: "Love me back / Sen de Beni Sev"


Can Bonomo'nun arkasında kalabalık bir orkestrasyon ile hoplaya zıplaya seslendirdiği şarkı bir yandan beğeni toplarken (kıpır kıpır ve canlı), bir yandan da olumsuz eleştirilerin hedefi oldu.


Bizimse kafamız biraz karışık, geçmiş tecrübeler büyük beğeni ve alkışlarla gönderdiğimiz bazı şarkıların son sıralardan bir yukarı bile tırmanamadığını hatırlatırken, kimi senelerde ise fazla ümit vaat etmeyen "orta halli" şarkıların beklenenden iyi sonuçlar aldığını da unutturmuyor.


Herkesin hem fikir olduğu tek şey ise;  2006 yılında Sertab Erener ve Everyway That I Can ile  Eurovision'da zirveyi yakaladığımız.


Sonuçta görünen o ki; TRT, her nasılsa o yıl bulduğu ve maalesef anında kaybettiği vizyon ile tekniği tekrar yakalamadığı sürece Türkiye'nin işi zor olmaya devam edecek.


Biz yine şarkıya dönelim ve şu kısa bilgileri de aktaralım: 


Şarkının söz ve müziği Can Bonomo'ya, düzenlemesi Can Saban'a ait. Şarkıda bir denizcinin aşkı ve deniz tutkusu anlatılıyor. Bonomo besteyi yaparken, Cahit Külebi'nin: "İzmir'in denizi kız, kızı deniz / Sokakları hem kız, hem deniz kokar" dizelerinden esinlenmiş. Nakarat kısmı nihavend tutan parçada sanatçıya elektro gitar, davul, bas, bağlama, cura, klarnet, tuba, trombon, tef, bendir, darbuka ve geniş yaylı grup eşlik ediyor.


Kuşkusuz ki; daha çok şey yazılıp-çizilecek, ama son söz Mayıs'ta Bakü'de söylenecek: Bakalım, Avrupa da Can Bonomo'yu sevecek mi?


Hatırlatma notu: 2012 Eurovision Şarkı Yarışması'nın, yarı finalleri 22 ve 24, büyük finali ise 26 Mayıs 2012 tarihinde Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de yapılacak.



 


Bunlar da şarkının sözleri:


Hey hey baby love back today
Never lover sing my ship in say the way

O a a baby dan't chat me down
Give me a the lie me the know began

I'm alone in say thinking lie the way my ship
But you don't care

Hope I do my ship baby I'll make you fly
You love me and you know that baby don't you like
Like me like I like you and say na na na na na na na na...

O o o way need a be rack'n roll
baby don't you quash my self and make me fall

O hey hey baby love back today
Don't you never lover sing my ship in say the way

Hope I do my ship baby I'll make you fly
You love me and you know that baby don't you like
Like me like I like you and say na na na na na na na na
Na na na na na na na na na......

13 Şubat 2012 Pazartesi

Pamuk Prensesin Yükselişi

Tüm çocuklukların masalı "Pamuk Prenses" bu sene altın çağını yaşıyor!

Kötü kalpli ve cadı üvey annesinin görevlendirdiği avcının elinden hem kendini hem de kalbini zor kurtararak ormanda yedi cücelerin kulübesine sığınan Pamuk Prenses, binbir maceranın sonunda yakışıklı prensine kavuşur bilinen tüm sonlarda.

İşte bu klâsik masal, 2012'de iki film ve bir dizi ile rüzgâr gibi esecek.

Önce filmler:

İyi ile kötü arasında süregelen evrensel savaşın, belki de en klâsik öyküsü, iki ayrı yorumla izleyiciyle buluşuyor çok yakında.

Masalların en güzel tarafı, her zaman iyiden yana olması. Bu açıdan bakıldığında her iki filmde de "iyi" açık ara önde. Ama asıl merak konusu, hangi film daha çok izleyiciye ulaşacak: Julia Roberts ile "Mirror Mirror" mu yoksa Charlize Theron ile "Snow White and the Huntsman" mı?

Konu, fragman ve fotoğraflarıyla iki film hakkında kısa bilgileri aşağıda bulabilirsiniz.

MIRROR MIRROR - AYNA AYNA


Baharda vizyona girecek olan ilk film "Mirror Mirror - Ayna Ayna"da, Lily Collins, Julia Roberts ve Armie Hammer başlıca rolleri paylaşıyor. Filmde, kolaylıkla tahmin edebileceğiniz üzere, dünyalar güzeli iyi kalpli Pamuk Prenses (Lily Collins), kötü kalpli cadı (Julia Roberts) tarafından kendisine kurulan tuzaklardan kurtulmak ve tacını geri almak, bu arada da gerçek aşkına kavuşabilmek için yedi cücelerin de yardımıyla romantik, büyülü  ve biraz da mizahi bir maceraya sürükleniyor.

Sevimli atmosferi ve sunduğu sihirli dünya ile epey ilgi çekeceğe benzeyen filmde, Julia Roberts'in oyunculuğu, komedideki ustalığı bir kez daha izleyenleri hayran bırakacak gibi.



Filmle ilgili fotoğraflar için tıklayınız.

SNOW WHITE AND THE HUNTSMAN - PAMUK PRENSES VE AVCI

Yaz başında vizyona girecek ikinci Pamuk Prenses filmi ise "Snow White and the Huntsman - Pamuk Prenses ve Avcı". Başlıca rollerde ise Kristen Stewart, Chris Hemsworth ve Charlize Theron oynuyor.

Filmde; Pamuk Prenses (Kristen Stewart) ve kötü üvey anne (Charlize Theron) arasındaki mücadele, asıl öykü çerçevesinde olmakla birlikte, oldukça farklı bir formatta şekilleniyor. En beklenmedik karakter değişikliğini de Pamuk Prenses gösteriyor, kızımız saf, ürkek ve çıt kırıldım bir tip yerine gerçek bir "savaşçı prenses" olarak perdede görünüyor.

Bu minvalde çekilen savaş sahnelerinin, ayrıca kullanılan görsel efektlerin de ayrıca hakkını vermek gerek.



 Filmle ilgili fotoğraflar için tıklayınız


Şimdi de dizi!


Masal bitmedi. Lost'un yazarları, büyüyü devam ettiriyor. Biraz masal, biraz gerçek ama çokça aksiyon ve gizem, hem bilinen masalları ve kahramanları hatırlatıyor, hem de akıl oyunlarına ortak ediyor izleyenleri.


ONCE UPON A TIME - BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ


2011 sonlarından itibaren Digiturk'te yayınlanmaya başlayan dizi, Pamuk Prenses'in yanı sıra, bilinen tüm masal kahramanlarını bir araya getirerek, masal dünyası ile günümüz gerçekliği arasında bir bağ kuruyor.

Pamuk Prenses (Ginnifer Goodwin) ile Yakışıklı Prens (Josh Dallas) evlenmiş ama masal sona ermemiştir bize anlatılanın aksine: Kötü kalpli cadı (Lana Parilla) evlilik törenini basar ve oradaki herkesi lânetler. Bu yüzden de tüm kahramanlar geçmişi ve kim olduklarını unutur, günümüz dünyasında zamanın durduğu bir kasaba olan Storybrook'ta yaşamaya mahkûm olurlar.

Lâneti bozabilecek tek kişi ise, Pamuk Prenses ve Yakışıklı Prensin kızları Emma'dır (Jennifer Morrison). Olaylar dizisi, daha bebekken evlâtlık verdiği oğlunun Emma'yı bularak, kasabaya gelmeye ikna etmesiyle başlar.

Peki Emma'nın gücü, kötü cadı ve onun entrikaları ile büyüsüne yetecek midir?




Dizi ile ilgili resimleri görmek için tıklayınız

SÖYLE SÖZÜNÜ

Ad

E-posta *

Mesaj *

kimler gelmiş:)

Twitter

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı