KEBİKEÇ

Pozitif Olalım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pozitif Olalım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2020 Çarşamba

UMUT BİZİ YAKALADIĞINDA




Hani bazen hayat ağır gelir… 

Hani bazen sebepli sebepsiz can sıkıntısı basar, bir mutsuzluk hissi kaplar ya... 

Endişeler duman olur, etrafını sarar, ruhunu bürür ya insanın...

Çok uzak bir vakitte, neredeyse bana ait olduğundan bile artık şüphe ettiğim bir geçmişte: Sanırım ortaokulda, bir müzik hocamız vardı. Enerjilerinin zirvesinde azgın ve hareketli onca çocuk arasında, başka âlemlerden bu dünyayı izlermiş haliyle gelir giderdi. Ayaklarının yere basıp basmadığı muammaydı.

Nihayetinde bir gün, belki gamsızlığımıza karşılık verme ihtiyacından ya da başka sebepten ötürü, kızı ve damadını bir kazada kaybettiğini, iki torunuyla baş başa kala kaldığını öğrendik. Bütün vurdum duymazlıklarımıza, zorlayıcı yaramazlıklarımıza, söz dinlemezliklerimize rağmen ağırlığını çabucak kavradığımız bir trajediydi bu. 

Yine o sıralarda, bir de şarkı öğretti bize. 

Her şey çok sisli puslu, hayal meyal. Bu yüzden tam bir kurgu yok zihnimde. Ne o yaslı, orta yaşı hayli geçkin hocamın adını hatırlarım bu gün, ne de şarkının tamamını. Yine de bazen kırık dökük bir melodiyle aşağıdaki dizeleri mırıldanırken bulduğum olur kendimi... 

Özellikle de sebepli sebepsiz bir can sıkıntısı dolaşıyorsa başımda:

“Hayatın cilvesi her gün başka olay,
Bazen yok bir ümit, bazen bir dolunay…”


İşte umut bizi böyle yakalar. 

4 Şubat 2020 Salı

DOĞRUYU SÖYLEMEK HER ZAMAN DOĞRU MUDUR?



Yazan: Yel Da

Meselâ bir arkadaşınızın sevgilisinin bir başkasıyla ilişkisi olduğunu biliyorsunuz: Ne olacak şimdi?

Ya da arkadaşınız işten çıkarılacak, size söylediler, ama onun haberi yok: Bunu ona söyler misiniz?

Kızınızın sevgilisiyle tanıştınız ve ondan nefret etiniz: Ne yaparsınız?

İş yerinden örnekle devam edelim; amiriniz konuşurken veya bir açıklama yaparken hata yaptı: Hatasını düzeltir misiniz?

Bir başka örnek daha; sevgilinizi veya eşinizi aldattınız, çok pişmansınız, söyleseniz güven kaybı, kalp kırıklığı, belki de affedilmemek ve hatta yalnızlık sonu, söylemezseniz bu yükü taşımanın ağırlığı: Hangisini tercih edersiniz?

Ne derler bilirsiniz: "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar."

Yani bir çok insanın yapacağı gibi, doğruyu söylemek veya söylememek arasında kalmak, söylemekle kaybedeceklerinizin bir hesabını yapmak ve karşılaşabileceğiniz olası durumları tartmak doğal değil mi? 

Bu bedel, anlaşılmamak, arada kalmak, gammaz durumuna düşmek, sizden yetkili bir insanın şimşeklerini üzerinize çekmek, gücendirmek veya sevdiğinizin sevgisini kaybetmek gibi bir çok değişik şekilde olabilir.

Yani bu konu biraz hassas, çünkü gerçeklerle yüzleşmek  acı vericidir. 

Doğruyu söylediniz, gelecek tepkilere ve ödeyeceğiniz bedellere hazırlıklı olun. Söz ağızdan bir kere çıktıktan sonra tepkileri önleyemezsiniz.

Doğruyu söylemekten kaçındınız, bu sefer de, samimiyetsizlik veya başka ağır şeylerle itham edilmeniz riski doğar.

Yani her iki durum da zor. Ama belki biraz bekleyip gelişmeleri görmek ve ona göre tavır almak olabilir tercihiniz. Sakın yanlış anlamayın, ne şiş yansın ne kebap değil maksadım, doğru zamanda bildiğimiz şeyi ifade etmek.

Doğru yer ve doğru zamana denk gelme meselesidir şans. Biraz da doğru tavır eklemek gereklidir, bence. 

Neyse, ikilemleriniz sizi sınamasın, sıkmasın ve bir çareniz daima bulunsun. 

Hayatınızdaki en kötü yalan da aşağıdaki gibi olsun!




27 Aralık 2018 Perşembe

HERKES İÇİN YENİ YIL KARİKATÜRLERİ :D





Eski yıl toparlanıp giderken, birazcık gülümseyelim...




Noel Baba kredi kartını kaybederse!


Tühh, her şey yine aynı!

Dahası da var....

6 Kasım 2018 Salı

KAPIMDAKİ YELKENLİ!




(Feyyaz ile Babası)


-"Baba, şşt baba..."
-"Hmm..."
-"Baba, bi kalk..."
-"Feyyaz git işine oğlum..."
-"Ya kapıda adamlar var..."
-"Bak oğlum işte, alla alla..."
-"Ya baba seni istiyorlar..."
-"Babam yok de, uyuyorum lan..."
-"Yok illa sen olcekmişsin, ya baba kalk, kapıda yelkenli bir tekne var..."
-"Git işine lan, uyuyoruz dedik..."
-"Valla git bak, kapıda bir yelkenli var..."
-"Dalga mı geçiyon lan sen benle, bak hiç geyik modunda diilim, alırım paçanı aşağı ona göre..."
-"Ya baba, ekmek kuran çarpsın, kalk kendin gör..."
-"Fesupanallah! Kalkıyorum bak, eğer bir makara varsa, şimdiden topukla ona göre..."

***

-"Bu ne lan!"
-"Sayın Rıfat Tok?"
-"Bu nedir?"
-"Açıklayacağız beyefendi, ama siz Sayın Rıfat Tok musunuz?"
-"Eveet o benim de, bu nedir kardeşim?"
-"Efendim sizi tebrik ediyoruz, çekilişimiz sonucu bu yelkenliyi kazanmış bulunuyorsunuz."
-"Ne çekilişi kardeşim, dalga mı geçiyonuz benimle. Hah, kamera da var, gizli kamera şakası falan mı yapıyorsunuz, siz ne ayaksınız! Şimdiden diyeyim, benim böyle şeylere karnım tok, aynen soyadım gibi tamam mı! Basın gidin başka kapıda yapın eşşek şakanızı!"
-"Yok efendim, ne münasebet, kamera şakası falan değil. Teslim anını kameraya alıyoruz, Noter bey de buradalar. Sulhi bey, 9 uncu Noter, gelir misiniz efendim."
-"Ya kardeşim deli misiniz siz, ne yelkenlisi, ne noteri, ne kaydı! Bak bahçeyi de alt üst etmişler! Gitti güzelim domatesler, lan uyduruk bir bahçe duvarı vardı onu da götürmüşsünüz!"
-"Rıfat Bey, sakin olun efendim. Gayet şanslı bir gününüzdesiniz, bu 350 bin Türk Lirası değerindeki yelkenliyi kazanmış bulunuyorsunuz."
-"Fesupanallah! Hemşerim, ne çekilişi diyorum, ayrıca da ne yapayım ki bu yelkenliyi ben!"
-"Efendim, Hoş Lezzetler Hazır Kahvesinin promosyon çekilişine SMS göndermek suretiyle katılmış, iki gün önce 9 uncu Noter Sayın Sulhi Baygın Bey'in nezdinde yapılan ve onaylanan çekiliş sonucunda da 350 bin Türk Lirası değerindeki bu muazzam, muhteşem ve ultra lüks yelkenli tekneyi kazanmış bulunuyorsunuz."

-"Hşşt, baba, baba..."
-"Dur lan bu manyaklarla cebelleşiyorum, şimdi birini tepeleyecem ya hadi bakalım."
-"Baba dur ya, ben biliyorum ne olduğunu!"
-"Ne olmuş söyle bakalım, çok bilir efendi!"
-"Ya geçen hafta ben yolladım o SMS'i, senin cebinden."

-"Bakınız efendim, durum açıklığa kavuştu işte. İsminiz neydi acaba?"
-"Ehe, ehe... ben Feyyaz Tok, babamın oğlu..."
-"Kıh, kıh, babasının oğlu, Feyyaz bey."
-"Ne o lan beğenemedin mi, bi şey mi diyon sen şimdi benim oğlana!"
-"Yok efendim, ne hoş dedim yani. Rıfkı bey, oğlu Feyyaz bey... Babasının oğlu."
-"Bana bak, şimdi seni bi döverim şurda, görürsün kim kimin nesi!"

-"Rica ederim beyefendi sakin olalım."
-"Sen de kimsin, kaç kişisiniz yav siz!"
-"Ben Müdürüm, görevim bu yelkenliyi size teslim etmek."
-"Peki Müdür kardeş, sana bir soru sorayım o zaman."
-"Buyurun efendim."
-"Burası neresi?"
-"Nasıl, anlamadım?
-"Kardeşimmm, bu şehir hangi şehir?"
-"Ee, Ankara."
-"Peki güzel kardeş, burada deniz var mı?"
-"Ee, yok."
-"Bırak denizi, bu garabet şeyin yüzdürülebileceği herhangi bir su birikintisi var mı?"
-"Yani tabi Gölbaşı falan dersek..."
-"Laf kalabalığı yapma lan, var mı yok mu?"
-"Öhöms, yok."
-"E peki dümbükler, bu yelkenli midir ne haltsa ben bunu alıp neremde yüzdürecem. Hayır bir çılgın proje var da ben mi bilmiyorum lans!"
-"Beyefendi rica ederim, biz görevimizi yapmaya çalışıyoruz. Hayır niye sinirleniyorsunuz ki, ne güzel işte, şansınız dönmüş, bir yelkenli kazanmışsınız. Kabul edin gitsin!"

-"Şşt, baba, baba yaa..."
-"Yine ne var, babasının oğlu... hayır anandan emin olmasam, töbe töbe..."
-"Ya adamlar haklı, kapımıza kadar gelmişler. Kabul et gitsin, baksana 350 bin tl felan diyor, sonra okuturuz olur biter..."
-"Aferin lan, kırk yılda bir de olsa, arada kafan çalışıyor... Dur bakalım..."

-"Öhöms, Müdür bey kardeş..."
-"Evet Rıfkı bey?"
-"Şimdi bu yelkenli bizim öyle mi?"
-"Evet efendim, onu anlatmaya çalışıyorum ya... Noter huzurunda yapılan çekiliş sonucu...."
-"Anladık o kadarını... Peki n'olcak şimdi sen onu söyle bakiim..."
-"Şimdi önce sizin bilgilerinizi alacağız, kimlik bilgileri, TC kimlik no, adres, SMS gönderilen cep telefonu bilgileri. Sonra teslim tutanağı tutacağız...."

***

-"Öh, pöf, geldim baba..."

-"Bana bak Müdür üç saattir, bu oğlanı gönderdiğim beşinci başka bir şey daha lâzımsa, artık seninkilerden biri gitsin... oğlan zaten çırpı gibi, iyice eridi bu sıcaktan sizin yüzünüzden, bak delleniyorum..."

-"Bu sondu, her şey tamam. Nüfus cüzdanı örnekleri, ikâmetgâh, faturalar, diğer belgeler, bunlar da yelkenlininkiler... Şimdi şu tutanağı imzalayacağız, Noter bey buyurun, oğlum sen de kamerayı aç tekrar..."

-"Yav  bu kayıt olayına feci gıcık oldum haberiniz olsun."

-"Rıfat bey, bu da promosyonun bir parçası, sizi ve yelkenlinin teslim anını kayda alacağız ki, sonraki reklâm filmlerinde kullanalım değil mi efendim. Tüketicinin güvenini kazanmak gerek."

-"İyi, iyi. Hadi uzatmayın, bir sürü vaktimi aldınız, vardiya saati yaklaştı."

-"Her şey tamam, son bir ayrıntı kaldı..."

-"O nedir? Bana bak Müdür yine kâğıt kürek işiyse..."

-"Yok efendim öyle bir şey değil, şimdi bu yelkenliyi size teslim edebilmemiz için ufak bir ödeme yapılması gerekiyor."

-"Ne ödemesi lan, hani prosom, promso neyse ne, hani işte oydu!"

-"Evet efendim öyle tabii... Yelkenli için hiçbir şey ödenmesi gerekmiyor, onu siz çekiliş sonucu bedava kazandınız değil mi efendim."

-"EE?"

-"Ama ödenmesi zorunlu bir takım vergiler var efendim, onlar bu promosyona dahil değil."

-"Vergiler diyorsun?"

-"Evet Rıfkı bey..."

-"Hmm... olur, öderiz... tabii, vergiyse ödenir, ne yapalım... ne vercez bu vergiler için Müdür, söyle bakalım?"

-"Bakalıımm... KDV, alım-satım, bandrol eveet... toplamda hepsi 134 bin 100 Türk Lirası efendim."

-"NE?!"
-"134 bin 100 Türk Lirası..."

-"Niye 134 bin ya da 133 bin dokuzyüz diil de,134 bin yüz kardeşim?"
-"Nasıl yani efendim, bunlar yasal oranlar, toplayınca 134 bin yüz çıktı!"

-"Lan manyak, bırak 134 bin'i 134 liram varmış gibi mi görünüyorum sana! Hadi diyelim ki var, ben aklımı neyle yemiş olmalıyım ki, bu kör itin kör öldüğü yerde, tek göz gecekonduda sürünüyorum dangalak!"

-"Rıfkı bey, lütfen seviyeyi bozmayalım, biz burada görevimizi yapmaya çalışıyoruz!"

-"Evet Müdürcüm, seviyeyi bozmayalım, görevinizi yapın siz. Sabaha kadar ayakta durmaktan anası ağlamış adamı uyurken uyandırın, kapısının önüne apartman kadar tekneyi dikin, duvarını yıkın, bostanını bozun, bi de üstüne 134 bin yüz lira para isteyin... Sonra da görevimizi yapıyoruz deyin... Tabi Müdür yap görevini sen, sen de kameraman yap işini... Kamera alıyor mu kardeşim? Güzeel, lan Feyyaz, getir şu baltayı oradan!"

27 Aralık 2014 Cumartesi

ÇAM AĞACI VE KIRLANGIÇ - BİR YENİ YIL MASALI...



Yelda S.

Yaklaşan yeni yılınızı kutlamak ve bir masal paylaşmak istedim, sizinle. Biraz zamanınız ve sabrınız var ise…

Kanadı yaralı kırlangıç ve cam ağacının masalı bu;

Malum kırlangıçlar göçmen kuşlardandır. Kanadı yaralı kırlangıç, yaklaşan kışa rağmen sığındığı ormandan çıkamamaktadır. Çaresiz kendine kışı geçirebileceği bir ağaç aramaktadır.

Önce Çınar ağacına sığınmak istemiş, ancak çınar ağacı yerinin olmadığını söyleyerek kırlangıcı kabul etmemiş…

Söğüt ağacı tarafından da terslenmiş…

Göknar da kabul etmemiş kırlangıcı…

O ağaç bu ağaç derken, umudu tükenmiş kırlangıcın...

Bir çam ağacı seslenmiş: -"Üzülmene hiç gerek yok, kışı benim dallarım arasında geçirebilirsin, gel yanıma," demiş.

Dalları yere kadar uzanmış çam ağacına sevinerek sığınmış kırlangıç.

Masal bu ya… Olanı biteni uzaktan izleyen kış baba yanına büyük oğlu rüzgarı çağırıp şöyle demiş:

-"Oğlum rüzgar şu ormanı görüyorsun değil mi? Şimdi oraya var gücünle esmeni istiyorum. Öyle bir es ki bütün ağaçların yaprakları yerlere dökülsün! Ama çam ağacına dokunma!"

O gün bu gündür de çam ağacı ve familyası yaptığı iyilik karşısında yapraklarını dökmemekle ödüllendirilmiş.


Yaklaşan yeni yılınız bu vesileyle kutlar… Yeni yılda hayatınızda olmasını istediğiniz bir çok güzelliğin size kolaylıkla ve katlanarak sunulmasını dilerim...


Mutlu yıllar :D








DİLEK TAHTASI



2014 getirdikleri ve götürdükleriyle toparlanıp gitmekte. Yeni yıl ise bütün hızıyla yaklaşıyor... Biz fark etsek de, etmesek de... 

İşte bu sebeple aşağıdaki Dilek Tahtasının tam da zamanı sanki... İsterseniz bir dilek tutun, bir soru sorun... Ya da derin bir nefes alın ve şöyle bir seyreyleyin... Tahta size neler neler söyleyecek... (Sağdan-sola, yukarıdan-aşağı okuyun)

Bir tavsiye: 3 her zaman iyidir: 3 soru, 3 cevap, 3 kelime vs.

Ama içinizden daha fazlası geliyorsa o zaman da: Kim Tutar Sizi!





Tıklayın, Maceraya Başlayın!




25 Aralık 2014 Perşembe

YENİ YIL OLUMLAMALARI



Yeni bir yıl, yeni heyecanlar ve başlangıçları da beraberinde getirir, enerjisi yüksektir. Dünyanın büyük bir bölümü yılın son gününü büyük bir coşkuyla kutlar ve güzel dileklerin verdiği olumlu enerjiyle yeni yıla girer. 

Yeni yıl, umut ve dilekler demek kısacası. Bu bakımdan 2015'i karşılarken, kendiniz ve sevdikleriniz için kullanabileceğiniz bir tutam olumlama seçtik sizin için. Beğendiklerinize, size veya yakınlarınıza en uygun bulduklarınızı kullanın, hediye edin.

Yeni yıl, aşağıdaki olumlamalar kadar pozitif ve esenlik dolu olsun sizler için.

SAĞLIK VE SIHHAT OLUMLAMALARI

-Yeni yılda sağlıklı ve zinde olmayı seçiyorum.

-2015 yılında kendim ve sevdiklerim için sağlıklı, sıhhatli ve esenlik içinde olmayı diliyorum.


-Bedenimdeki tüm hücreler birbirleriyle ve evren ile uyum içinde. 


-Ben her zaman sağlık ve esenlik içindeyim. 

-Rahatsızlıklarım her zaman kolayca iyileşir ve ben çabucak şifa bulurum. 

-Her gün her boyutta iyileşiyorum.


AŞK VE SEVGİ OLUMLAMALARI

-Yeni yılda zihnimi, ruhumu, bedenimi, evimi ve çevremi aşk ve sevgiye açıyorum.

-Yeni yılda, ilişkilerimde sevgi ve muhabbeti doyasıya yaşamayı seçiyorum.

-Sevmek ve sevilmek benim en doğal hakkım. Her zaman doğru kişilerle karşılaşıyor, aldığım kadar veriyor ve uyumlu ilişkiler kuruyorum.

-Eşim-sevgilim-arkadaşlarımla daima uyum içindeyim, seviyor ve seviliyorum.

-Bir mıknatıs gibi sevgi ve aşkı yaşantıma çekiyorum, bana en uygun kişiyi hayatıma davet ediyorum. 

-Kendimi ve insanları seviyorum.

BOLLUK, BEREKET VE ZENGİNLİK OLUMLAMALARI

-Yeni yılda bolluk, bereket ve zenginliği seçiyorum.

-Evrenin tüm bolluk ve bereket kapıları benim için açılsın.


-Evrendeki bolluk ve bereketten payımı kolayca ve çabucak alıyorum.


-Para her zaman kolayca gelir beni bulur.


-Evrende herkese yetecek kadar zenginlik var ve evren bunu herkesle paylaşacak kadar cömert. Ben de her zaman bu zenginlikten payımı  alırım.


-Paramı harcadığım zaman katlanarak bana geri geleceğini biliyorum.

BAŞARI OLUMLAMALARI

-Yeni yılda çalıştığım ve gayret gösterdiğim tüm konularda başarılı olmayı seçiyorum.

-2015 deki projelerim benim ve bütünün hayrına olacak şekilde  sonuçlansın.


-İş ve sosyal yaşantımda ben her zaman başarılıyım.


-Çalışır ve karşılığını alırım.


-Her işi başarıyla tamamlar ve amacıma ulaşırım.


-Başarı ve takdiri hak ediyorum.

MUTLULUK OLUMLAMALARI

-Yeni yılda mutlu olmayı seçiyorum. 


-Ben mutlu olmayı hak ediyorum ve mutluyum.


-Huzurlu, dingin ve mutlu bir yaşantıya sahibim.


-Beni mutlu edecek kişi ve olaylara kapımı açıyorum, onları sevgiyle kabul ediyorum.


-Her an her şey mümkün, evren bana en güzelini armağan ediyor.

ŞANS VE FIRSAT OLUMLAMALARI

-Yeni yılda şanslı olmayı seçiyorum.


-Hayırlı ve uğurlu tüm şans ve fırsatları davet ediyor ve sevgiyle kabul ediyorum.


-Evren bana her zaman yardım eder, en hayırlı fırsatları karşıma çıkarır ve onlardan faydalanmamı sağlar.


-Şans ve fırsat benim yanımda. Kaderim her zaman benim için en iyisini hazırlar.


-Evrendeki tüm pozitif enerjiler vasıtasıyla şans ve fırsatlar hayatıma akıyor.


******************************************************


GOGLAR 2015 YILI OLUMLAMASI


2014 yılı sona erdi. Olumlu ya da olumsuz tüm yaşadıklarımı kabul ediyor, onlara teşekkür ediyor ve hepsini  sevgiyle uğurluyorum. Şimdi yeni yıla hazırım. Yeni yılda, sağlıklı, mutlu, başarılı, şanslı ve bolluk - bereket - zenginlik içinde olmayı seçiyorum. Evrende her şeyin mümkün olduğunu biliyorum. Evrende mucizelerin ve tüm güzel şeylerin gerçekleşme imkânı olduğunu biliyorum. Evren zengin, bol ve bereketli. Ben de kendi payıma düşenden kolayca ve çabucak en hayırlı şekilde faydalanmayı seçiyorum. Yeni yıl benim için sağlık, mutluluk, başarı, şans, bolluk, bereket ve zenginlik dolu. Tüm şans ve fırsat kapıları yeni yılda benim için açılıyor. Hepsini hak ediyorum ve hazırım. 
2015 bu yaşıma kadar ki en iyi yılım. 
Oldu. Oldu. Oldu. 
Teşekkürler. Teşekkürler. Teşekkürler.

******************************************************

Bütün bunların yanı sıra tabii ki kendi olumlamanızı kendiniz de yapabilirsiniz. 




Her halükârda:




12 Haziran 2014 Perşembe

ORTA YAŞ SENDROMU!







Derin AKTAN


Geçenlerde ofiste çalışıyorum, telefon çaldı. Açtım, karşımda tanımadığım bir erkek sesi… Derdini anlattı epey süre, gereken notları aldım, ne yapması gerektiğini söyledim, artık kapatmak üzereyken nedense karşımdakinin lâfı uzatası tuttu.

-“Ben daha önce gelmiştim sizin oraya,”dedi. “İki bayan vardı biri genç, diğeri de orta yaşlı. Siz genç olansınız herhalde değil mi?”

Bir an durakladım, aslında biz iki bayan da aynı yaşlardayız… Adamın, kur yaparak aklınca işinin takibini garantiye almak istediğini anladığımdan olacak:
-“Hayır, diğeri,” diye cevapladım soruyu.

Ses şaşaladı bir an: -“Nasıl yani?”
-“Ben,” dedim hınzırca “genç olan değil, orta yaşlı olan bayanım.”

Karşıda derin bir sessizlik oldu; “tüh baltayı taşa vurduk” hissini ahizeden ben bile aldım. Ondan sonra fazla uzatmadan telefonu kapattı adam.

Kendi çıkarı için yaptığı ucuz numarayı adamın başına geçirmekten büyük bir haz aldığımı itiraf etmeliyim. Bundan sonra böyle şeyler yaparken bir değil iki defa düşünür herhalde. Şu anda sırf boşboğazlığı yüzünden işinin akıbeti konusunda dokuz doğurduğundan eminim!

Öte yandan, bu olay benim de hiç farkında olmadığım bir şeyi idrak etmeme neden oldu: Kırk yaşını birkaç (!) sene geçmiş biri olarak, artık gerçekten de orta yaşlı bir kadınım ben!

Fakat bir sorunum var: Kendimi hiç de orta yaşlı bir kadın gibi hissetmiyorum! Yani artık otuzlu yaşlarında genç bir kadın olmadığımın gayet bilincindeyim, fakat şu orta yaş kavramı da kavramıyor beni bir türlü.

****

Yukarıdaki sözlerin sahibi, benim çocukluk arkadaşım. Geçen haftaki buluşmamızda, sohbetimizin büyük bölümünü bu olay kapsadı.

Bir taraftan erkeklerin istediklerini elde etmek için neden böyle yöntemlere başvurduğunu tartıştık, bir taraftan da genç ile orta yaş arasında daha “orta” bir tanım olabilir mi diye konuştuk.

Öncelikle; erkeklerin bazen feci şekilde aptal durumuna düştükleri kanaatine vardık ve bir araya gelip de erkekleri çekiştiren tüm kadınlar gibi başka bir sürü örneği hatırlayıp çok güldük.

Bu arada, ne kadar uğraşsak da genç ile orta yaş arasında kendimizi daha iyi hissettirecek bir tanım bulamadık maalesef. Sonuçta, “ya biz buna alışacağız ya da o zamana kadar yeni bir şey bulacağız” dedik. Bu da bizi çok ümitlendirdi doğrusu!


11 Haziran 2014 Çarşamba

ZENGİNLİK, BOLLUK-BEREKET VE BAŞARI İÇİN OLUMLAMALAR



-Evrende herkese yetecek kadar zenginlik var ve evren bunu herkesle paylaşacak kadar cömert. Ben de her zaman bu zenginlikten payımı  alırım.

-Paramı harcadığım zaman katlanarak bana geri geleceğini biliyorum.

Şu sıralar bu tip cümlelerin size iyi geldiğini hissediyor, dahası ihtiyaç duyuyorsanız, aşağıdaki video tam size göre demektir.

Yaşantınıza daha fazla bolluk-bereket çekmek, zenginlik ve başarı davet etmek için bu olumlamaları deneyebilirsiniz.



7 Mayıs 2013 Salı

SAĞLIKLI OLALIM!


Bahar geldi, yaza az kaldı. Güzel güneşli günlerin, taze başlangıçların  etrafımızı sardığı şu günlerde, pozitif enerjileri hayatımıza davet edelim.

Sağlık isteyelim sağlıklı olalım, sıhhat davet edelim sıhhat bulalım.

İşte size bunun için bir olumlama önerisi, ister videoyu izleyerek müzik eşliğinde, isterseniz sessizlik içinde aşağıdaki cümleleri tekrarlayın, evrene salıverin. Ortamınız, eviniz, iş yeriniz, içiniz ve ruhunuz sağlık dolsun!

Sağlık ve Sıhhat Olumlaması:

Evrendeki bütün canlılar kusursuz,
Eksiksiz ve dengeli bir işleyişle
Çalışan bünyeleriyle
Varlıklarını sürdürürler.

Benim bünyem, 
Organlarım, hormonlarım
Onlara iyi davrandığım müddetçe
Kusursuz, eksiksiz ve dengeli
Bir şekilde çalışır.

Kendime, bütünlüğüme,
Vücuduma ve bünyeme
İyi davranmam ve ihtiyaçlarına
Cevap vermem,
Bana daima 
Sağlık ve sıhhat 
Olarak geri döner.


Yelda S.


 

21 Şubat 2013 Perşembe

AŞK, MUTLULUK VE SAĞLIK OLUMLAMALARI

Aşk, mutluluk ve sağlık için olumlamalar.

Müziği dinleyin, içinize nüfuz etmesine izin verin. Olumlamaları da en az üç defa ister içinizden, ister sesli tekrar edin.

Veee... Her zaman olumlu olun, iyimser düşünün, kapılarınızı evrenin sonsuz imkânlarına ardına kadar açın.


7 Ocak 2013 Pazartesi

RA MA DA SA / SUNRISE/ SEDA BAĞCAN





Seda Bağcan, Reiki masterı, Reconnection (Tekrar Bağlantı Şifası) uygulayıcısı, Signature Cell Healing (imza Hücresi Şifası) öğretmeni, Deeksha uygulayıcısı olarak gerek Yurtdışı’nda gerek Yurtiçi’nde Şifa, Müzik ve Bilimin buluşması konulu workshoplar ve seminerler veriyor.

İnsanların kişisel gelişim süreçlerine yardım ederek kendi potansiyellerine ulaşmalarına rehberlik ettiği gibi; onların hastalıklardan kurtulması, önemli zararlı alışkanlıklarını bırakması, zihinlerini sakinleştirmeleri, farkındalıklarını artırmaları konularında yol göstermekte olan Seda Bağcan’ın hayat tutkusu “şifa, müzik ve bilim”.

1990’lardan bu yana Hatha Yoga, Ashtanga ve Jivamukti Yoga ve daha sonra Yogi Bhajan’ın öğretisi olan Kundalini Yoga yapan ve Naam Yoga öğretmeni olan  sanatçı  yoga dersleri de veriyor.

Yoga etüd ve etkinlikleri süresinde mantralarla tanışan sanatçı, mantra müziğiyle Türk ezgilerini buluşturma fikriyle yola çıkmış ve “Cennetten gelen mantra müziğinin parlayan güneşi” olarak mantra müziği dünyasında kabul görmüş. Sanatçının Sunrise (H) ve Remember albümlerindeki tüm besteler kendisine ait.

Yukarıdaki parçada ise; 
Ra : Günes,
Ma : Ay,
Da: Dünya,
Sa : Sonsuzluk,
Say : Sonsuzluğun bütünlüğü,
So Hung : Ben Oyum veya Ben Benim
Ra Ma Da Sa : Dünya Mantrası
Sa Say So Hung : Ether Mantrası


17 Aralık 2012 Pazartesi

MEVLANA OĞLUNA DER Kİ

Gönderi: Kadir Tuğtekin OK


Mevlana oğluna der ki:

“Bahaeddin!
Eğer daima cennette olmak istersen,
herkesle dost ol, hiç kimsenin kinini yüreğinde tutma!

Fazla bir şey isteme ve hiç kimseden de fazla olma!
Merhem ve mum gibi ol! İğne gibi olma!

Eğer hiç kimseden sana fenalık gelmesini istemezsen,
Fena söyleyici,
Fena öğretici,
Fena düşünceli olma!

Çünkü bir adamı dostlukla anarsan, daima sevinç içinde olursun.
İşte o sevinç Cennetin ta kendisidir.

Eğer bir kimseyi düşmanlıkla anarsan, daima üzüntü içinde olursun.
İşte bu gam da cehennemin ta kendisidir.

Dostlarını andığın vakit içinin bahçesi çiçeklenir,
gül ve fesleğenlerle dolar.

Düşmanları andığın vakit, için dikenler ve yılanlarla dolar,
canın sıkılır, içine pejmürdelik gelir.

Bütün peygamberler ve veliler, böyle yaptılar,
içlerindeki karakteri dışarı vurdular.

Halk onların bu güzel huyuna mağlup olup tutuldu,
hepsi gönül hoşluğu ile onların ümmeti ve müridi oldular.”



Mevlana oğluna der ki:
"Bahaeddin!

Düşmanını sevmek, düşmanının da seni sevmesini istersen,
kırk gün onun hayrını ve iyiliğini söyle, o düşman senin dostun olur.

Çünkü gönülden dile yol olduğu gibi, dilden de gönüle yol vardır.
Allah’ın sevgisini de onun aziz isimleriyle elde etmek mümkündür.

Allah(CC) buyurdu ki:

Ey kullar,

kalbinizde arınma olması için beni pek çok anmaktan geri durmayın.
Kalbinizde arınma ne kadar çok olursa,
Allah’ın nurunun parlaklığı da kalpte o nispette fazla olur.

Nitekim ekmekçinin tandırı ne kadar sıcak olursa,
o kadar ekmek alır, soğuk olunca ekmek almaz.
"

SÖYLE SÖZÜNÜ

Ad

E-posta *

Mesaj *

kimler gelmiş:)

Twitter

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı