KEBİKEÇ

7 Şubat 2020 Cuma

AYNADAKİ AKSİMİZ




Yazan: Özlem PEKCAN

Yalnız doğar, yalnız ölür insan. Önce tek, sonra çok, en sonunda yine tek kalır. Buradan hareketle önce kendisinin farkına varır, ardından başkalarını tanır. Kendisini nasıl görüyorsa öyle davranır karşısındakine ve kusurlu yapısı, birbirinin zıttı her türlü özelliği karakterinde bulundurabilme kapasitesi, işleri karıştırır çoğunlukla.

Bu yüzden, iyiden kötüye geniş bir yelpazede ve o derecede zıt kutuplara aynı an içinde çeşitli geçişler, sert savruluşlar yapabilir,  üstelik benzer his ve dürtülerle. Aradaki tek fark; bir zaman onları yönetebilirken, artık onların esiridir. Davranışlarının yarattığı fırtınanın ortasında, kendisi dışındaki benlikleri de hırpalarken medet umduğu tüm dengesizliğini maskeleme maharetidir.

Ancak çağımızda her şey giderek şeffaflaşıyor, saklamak ve saklanmak giderek zorlaşıyor. Mekânlar, iletim ve iletişim böylesi kolay erişilebilir bir düzlemdeyken, hadi diyelim ki karakterini perdeledi de yansımasını filtrelemesi kişinin ne kadar mümkündür? Bir siteyi hacklemekten bile daha kolay bu gün insani kusurları deşifre etmek.

Şöyle bir göz gezdirin, medyadaki fotoğraflara ve videolara. Karşılaştırın geçmişle şimdiki zamanı. Bir vakitler başarı ile güzelleşen, takdirle çevrelenen pek çok kişi, artık ne hallere bürünmüşler. İlk başlarda ışıl ışıl parlarken, şimdilerde o ışık kaybolmuş, kimi kez açıklanması güç şımarıklıklarla, kimi kez hazmedilemez saldırganlıklarla çıkıyorlar toplum önüne tuhaf bir aymazlıkla sarmalanmış dağlar boyu egoları eşliğinde. Çünkü geçmişin efendiliği, esarete dönüşmüş. Kişiliklerini, becerilerini, başarılarını, kısaca onları bir yerlere taşıyan tüm güzel özelliklerini yönetmeyi çoktan bırakmışlar. Kim bilir hangi hırslarına yenilmişler.  

Yine de en etkilisi yüz yüze iletişim bence. Çünkü çuvaldız başkasına ise, iğne gerektir illâ onu tutan elin sahibine. İşte bu nedenledir ki, herkes, hepimiz sık sık aynaya bakmalıyız: Neler söyler oradaki aksimiz bize?


4 Şubat 2020 Salı

DOĞRUYU SÖYLEMEK HER ZAMAN DOĞRU MUDUR?



Yazan: Yel Da

Meselâ bir arkadaşınızın sevgilisinin bir başkasıyla ilişkisi olduğunu biliyorsunuz: Ne olacak şimdi?

Ya da arkadaşınız işten çıkarılacak, size söylediler, ama onun haberi yok: Bunu ona söyler misiniz?

Kızınızın sevgilisiyle tanıştınız ve ondan nefret etiniz: Ne yaparsınız?

İş yerinden örnekle devam edelim; amiriniz konuşurken veya bir açıklama yaparken hata yaptı: Hatasını düzeltir misiniz?

Bir başka örnek daha; sevgilinizi veya eşinizi aldattınız, çok pişmansınız, söyleseniz güven kaybı, kalp kırıklığı, belki de affedilmemek ve hatta yalnızlık sonu, söylemezseniz bu yükü taşımanın ağırlığı: Hangisini tercih edersiniz?

Ne derler bilirsiniz: "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar."

Yani bir çok insanın yapacağı gibi, doğruyu söylemek veya söylememek arasında kalmak, söylemekle kaybedeceklerinizin bir hesabını yapmak ve karşılaşabileceğiniz olası durumları tartmak doğal değil mi? 

Bu bedel, anlaşılmamak, arada kalmak, gammaz durumuna düşmek, sizden yetkili bir insanın şimşeklerini üzerinize çekmek, gücendirmek veya sevdiğinizin sevgisini kaybetmek gibi bir çok değişik şekilde olabilir.

Yani bu konu biraz hassas, çünkü gerçeklerle yüzleşmek  acı vericidir. 

Doğruyu söylediniz, gelecek tepkilere ve ödeyeceğiniz bedellere hazırlıklı olun. Söz ağızdan bir kere çıktıktan sonra tepkileri önleyemezsiniz.

Doğruyu söylemekten kaçındınız, bu sefer de, samimiyetsizlik veya başka ağır şeylerle itham edilmeniz riski doğar.

Yani her iki durum da zor. Ama belki biraz bekleyip gelişmeleri görmek ve ona göre tavır almak olabilir tercihiniz. Sakın yanlış anlamayın, ne şiş yansın ne kebap değil maksadım, doğru zamanda bildiğimiz şeyi ifade etmek.

Doğru yer ve doğru zamana denk gelme meselesidir şans. Biraz da doğru tavır eklemek gereklidir, bence. 

Neyse, ikilemleriniz sizi sınamasın, sıkmasın ve bir çareniz daima bulunsun. 

Hayatınızdaki en kötü yalan da aşağıdaki gibi olsun!




SÖYLE SÖZÜNÜ

Ad

E-posta *

Mesaj *

kimler gelmiş:)

Twitter

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı