KEBİKEÇ

13 Ağustos 2012 Pazartesi

OLİMPİYATLAR VE BAŞARININ GÜZELLEŞTİRDİĞİ İNSANLAR


Yazan: Derin AKTAN

2012 Londra Olimpiyat Oyunları sona erdi. Herkes daha şimdiden gözünü 2016 Rio'ya çevirdi bile.

Ülkemiz tarihinin en kalabalık kadrosuyla oyunlara katılmasına karşın beklenen başarıyı yakalayamadı. Güreş ve halter gibi iddialı olduğumuz dallarda neredeyse "sıfır" çekerken, yüzümüzü güldüren, hepimizi gururlandıran sporcularımız da olmadı değil.

Basketbolun Perileri (her ne kadar çeyrek finalde elenseler de olimpiyat 5. si oldular), Tekvandoda altın madalya kazandıran Servet TAZEGÜL, gümüş alan Nur TATAR ile atletizmde 1500 m. kadınlarda altın ve gümüş kazanarak 1. ve 2. sırada kürsüye çıkan Aslı ÇAKIR ALPTEKİN ve Gamze BULUT gibi sporcularımız yüz akımız oldular gerçekten de. 

Madalya kazananlar her kürsüye çıktıklarında, gururlanmanın yanı sıra, başarının hem onları hem de bu başarıya bir şekilde ortak veya tanık olanların nasıl da güzelleştiklerini bilmem fark ettiniz mi.

Gerçekten de; yaşam akışı içinde işini doğru-dürüst yapan, hakkını alan ve başkalarınca da takdir gören insanlarda bir ışık oluyor. Bu başarının, dürüstlüğün ve kendine güvenin taa içeride bir yerlerden dışa yansımasıdır belki de. Gençlik ve amatör ruh da işin içine girince ışıma daha berrak oluyor kuşkusuz, tıpkı bizim çocuklarımızda olduğu gibi.

Ama hikâye burada bitmiyor tabii ki; bu başarıyı devam ettirmek, sudaki yakamozlar gibi bir görünüp bir kaybolmamak gerek. Bunun için de çok çalışmak, gayret etmek önemli tabii, ama bir de görünür-görünmez başarı canavarlarına dikkat etmeli, onlardan sakınmalı. 

Zira bana kalırsa, bu canavarlar önce baltalıyor sonra da yok ediyor başarma azmini. Kendimce bir liste yaptım, aşağıda, bir faydası olur mu bilmem ama içimde kalmasın!

Başarı canavarları:

Doping: Performans düşüklüğü, eksiklerini daha kolay gidererek daha kolay kazanma hırsı, bir önceki başarıyı yakalayamama, daha popüler olma ya da popülerliğini koruma endişeleri buna itebiliyor sporcularımızı. Sonuçları o kadar ağır oluyor ki; unutmamak ve unutturmamak gerek.

Vampirimsi ilişkiler: Başarı mıknatıs gibi. Hiç ayırt etmeden iyi-kötü, yararlı-zararlı her türlü insanı etrafına toplayıveriyor. İşte bu sebeple de; tecrübesiz ve genç insanlar (çok daha akıllı olsalar bile), bazen tedbirsizlik ve iyi niyet kurbanı olup,  bir anda kendilerini zarar verici ilişkiler yumağı içinde bulabiliyorlar. Bu tip ilişkilerden kurtulmak hiç bir zaman kolay olmadığı gibi, sporcunun kariyerine zarar verecek sonuçlar çıkıyor çoğu zaman da.

Para-Parasızlık: Para da, parasızlık da aynı derecede zararlı sporcularımız için. Medyayı biraz takip edenler, belli bir başarı kazanan sporcularımıza ne kadar küsur altın, ne kadar para ya da ev-araba verildiğini kolaylıkla öğrenebiliyor. Bu da yine bu gençleri doğrudan hedef haline getiriyor. Bu yüzden de bir anda etraflarının onlardan faydalanmak, para sızdırmak isteyen bunun için de en tehlikeli yollara başvurmaktan (örn. yatırım vaadiyle dolandırmak ya da madde bağımlılığına itmek vb) çekinmeyen kişilerle çevrelenmesi işten bile değil. Kimi zaman da yarışlar sonrası yeterli desteği bulamayan sporcularımız maddi imkânsızlıklar yüzünden olmadık tuzaklarla karşılaşıyorlar (doping, hile vs.).

Atalet: Başarı rehavet getirir, bazen de aşırı kendine güven. "Bir kez yaptım(n), nasılsa yine yaparım(sın)," gibi kandırmaca dolu cümleler veya inanışlar bazen de dolduruşlar da gevşeme yeterince çalışmama gibi sonuçlar doğurabiliyor. Zirveye çıkmak zor, orada tutunmak daha zor ama düşmek ne kadar kolaydır oysa ki. 

Bir solukta aklıma geliveren tüm bu canavarları alt etmenin bence çaresi; sporcusuna ve teknik ekibine sahip çıkan federasyonlarda.  

Federasyonlar; sporcusunu ve birlikte çalıştığı insanları takip etmeli, bilinçlendirmeli, sadece sportif ve teknik yönden değil sosyal ve kültürel açıdan da eğitim, tecrübe ve bilgi aktarımını kesintisiz sürdürmeli. Başarıyı sahiplenip, başarısızlığı görmezden gelmemeli, vefayı da unutmamalı. Son tahlilde ise; geçmiş ve gelecek arasında sağlam bir köprü inşa etmek ve bu köprüde şimdi'yi her daim hazır bulundurmak onların birincil görevi olmalı.

"Biz zaten böyle yapıyoruz," diyenler olabilir ya da "amma da uçmuşsun".... Bir sözüm olmaz her iki önermeye de, zira cevap başarı durumunda. 

Ben sadece gençlerimiz yanlışlarla sönmesinler ve  başarıyla hep ışısınlar istiyorum. 



11 Ağustos 2012 Cumartesi

OH, BİRAZ NEFES ALALIM!

 2012 Londra Olimpiyat Oyunları'nda 1500 metre final koşusunda Aslı Çakır Alptekin altın, Gamze Bulut gümüş madalya kazandırdı ülkemize. 

Kızlarımız bize gurur verdi, göğsümüzü kabarttı, gelecek için ümit verdi. 

Onları gönülden tebrik ediyor, başarıları daim olsun diyoruz.

Diğer taraftan; bizler ekran başında heyecandan hoplayıp zıplarken, yarışı soluksuz sunan TRT spikeri Cüneyt KIRAN bakın ne hallere girmiş. 



9 Ağustos 2012 Perşembe

Siz Hiç LSV Dükkan Çikolatası Tattınız mı?



LSV Dükkan yani Lösev Dükkan’ında lösemili çocuklarımızın anneleri kendi elleriyle hazırladıkları organik kurabiyeler ve birbirinden renkli el emeği, göz nuru el işlerini sizlere sunuyor. LSV Dükkan bundan tam 12 sene önce LÖSEV Ankara’da, küçücük bir atölyede 5 anne ile başlayan bir çalışmayken bugün yüzlerce annenin ekmek parasını kazandığı meslek atölyeleri haline geldi.       

                                

Beslenme ile kanser arasındaki yakın ilişkiye dikkat çekmek için kurulan bu minicik atölye, seneler içerisinde azim, sevgi ve inançla büyüdü. Giderek büyüyen ve insanın içini ısıtan bu başarı öyküsü, LSV Dükkan markasını yaratmaya kadar uzandı. Lösemili çocuklarımızın annelerinin umutlarını, hayallerini işlediği, sevgiyle yoğurduğu her bir LSV Dükkan ürünü sevgili çocuklarımızı hayata bağlayacak.

Tüm renkleri ve lezzetleri ile Türkiye’nin her yerinden LSV Dükkan’a www.lsvdukkan.com üzerinden ulaşabilir ve sipariş verebilirsiniz.


Lösev’i Twitter’da @losev1998 hesabından takip edebilir, #LosevHayatVerir hashtag’i ile  paylaşımlarınızla destekleyebilirsiniz.

Bir bumads sosyal sorumluluk içeriğidir.

GÜNLÜK TAVSİYELER







Gönderi demeti: Kadir Tuğtekin OK

Hayatını yaşanır kılmak için bunları unutma:


  • Doğru şeyi yap!
  • Faydalı, güzel veya neşe dolu olmayan her şeyden uzak dur.
  • ALLAH her şeyi iyileştirir.
  • Bir durum iyi veya kötü olsun, nasılsa değişecektir.
  • Nasıl hissettiğinin önemi yok; haydi kalk, giyin ve ortaya çık.
  • En iyisine henüz sıra gelmedi.
  • Sabah canlı olarak uyandığın zaman, bunun için ALLAH'a şükret.
  • Maneviyatın daima mutludur. Sen de mutlu ol.


Zihnini susturmak mı istiyorsun?


  • Öyle ise seçeneklerini artır,
  • Alışkanlıklarını değiştir,
  • Hep yaptığından farklı yap, konuş ya da bak,
  • Kendini onayla,
  • Kendini sev,
  • Kendine değer ver
  • Ve.....
  • Tüm bunların seçeneklerini artır,
  • Ta kiiii yaşadığın bir durumda aklına birden fazla hatıran gelene kadar.


Fiziken daha sağlıklı olmak için dee; aşağıdaki resmi kullanabilirsin belki...




18 Temmuz 2012 Çarşamba

BEN BİLMEM, EVRENE SOR!






Yazan: Yelda S.


İçinden çıkamadığı derdini anlatan ve de her türlü telkine kapalı arkadaşınıza tutumunuz ne olur?


Konuyu kısaca biraz açayım; yakın iki arkadaştan dertli olan, aile çevresindeki üçüncü şahıslar arasındaki sıkıntılı biri konuya gereğinden fazla empati duyuyor, ferahlamak için görüşlerine ve önerilerine güvendiği yakın arkadaşına bu dertten bahsediyor. 


Çoğumuzun yaptığı bir şeydir bu, değil mi? Buraya kadar bir sorun yok. Ancak, dert anlatan kişi, sorun kendisini kat kat aştığından, görüşü daralmış, kendisini dinleyen arkadaşının salık verdiği önerilerin her birine bir gerekçe bularak her türlü telkine kapanmış durumda. Dert anlatan da, dert dinleyen de sürekli konuşuyor, ama bir anlamda herkes kendi söyleyip kendi dinliyor, ayrıca balon gibi şişmek de cabası.


Sizin bu durumda tutumunuz ne olur? Birkaç farklı yaklaşımla konuya bakalım olayın içinden çıkmanıza yardımcı olabilek mi?


Dert dinlemekten şişmiş ve bayılmış durumdaki, kötü arkadaşın tutumu: “…evet çok zor bir durum haklısın. Ya  bu arada, biliyor musun ben de çok sıkıntıdayım; akşam bana misafir gelecek, hazırlık yaparken çocuklar ayağıma dolanıyor, sana göndersem, ne dersin?.”


İyi arkadaşın tutumu; “…neticede ailen, üzülmeni anlıyorum, ancak, üçüncü şahısların derdine bir yere kadar yardımcı olabilirsin, önerilerini dinlemiyorlarsa, durman gereken sınır bilmelisin, bu tutumundan zarar görebilirsin, kendini koru lütfen."


Olumsuz arkadaş;  “…bu çok sıkıntılı bir durum, bu sorun çözülemez, ne halleri varsa görsünler, hem sana ne oluyor anlamıyorum ki? Sana ne onlardan, her koyun kendi bacağından asılır.”


Olumlu arkadaş: “...her şey çözülür, su yolunu bulur, sen kendine bak. Zamanı geldiğinde gereken neyse yaparsın ama fazlasına gerek yok, senin de bir hayatın var."


Fazla empati yapan arkadaş:  “…aman Allahım ne diyorsun sen? Daha neler neler olur, bununla kalmaz, bunun sonu felaket, bak sana peşin söylüyorum bunlardan bir yol olmaz, sen de ziyan olursun arada."


Objektif arkadaş:  “…biraz uzaktan bak olaya, bakış açın netleşsin, senin aşan şeylerin üzerine yapışmasına izin verme, bu arada sen de önemlisin kendini korumalısın.”


Amaaa her türlü telkine kapalı birine ne denebilir ki?


Son bir alternatif daha var, pozitifçi arkadaş! Belki de en uygun telkin ondan gelir: 

"Ben bilmem evrene sor. Cevabı o bilir."


Evvet! İşte bu: Ben bilmem evren bilir!

9 Temmuz 2012 Pazartesi

EDA'NIN WAFFLE SÜRPRİZİ





Pazar sabahı rüyasında waffle görmüş olarak uyanan Eda, yataktan kalkar kalkmaz mutfağa koştu. 


Önce malzemeleri hazırladı:
- 2  yumurta
- 1 çay kaşığı tuz 
- 1,5 su bardağı un
- 1,5 su bardağın  süt
- 2 yemek kaşığı şeker
- Yarım çay bardağı sıvı yağ 
- Birer paket kabartma tozu ve vanilya
-Evdeki meyvalar (Eda'nın durumunda birer avuç kayısı ve kiraz)
-Bir tatlı kaşığı bal


Sonra karışımı hazırladı:
-Yumurtaların ak ve sarılarını ayırdı.
-Yarım paket vanilyayı yumurtaların akıyla beyazlaşana kadar çırptı.
-Yumurta sarılarını ve şekeri çırptı.
-Yumurta sarılarını, süt, sıvı yağ, kabartma tozu, kalan vanilya ve tuzla birlikte çırpmaya devam etti.
-Karışımı çırparken unu yavaş yavaş ekledi.
-En sonunda yumurta aklarını ekledi tamamlanan karışımı bir süre daha çırptı.


Buradaki en önemli husus şu ki; Eda evdeki mikser ya da çırpıcı makine her neyse bunu kullanmayı bilmediğinden (belki de biraz üşendi!) tüm bu çırpma işlemini elinde gerçekleştirdi. 


Karışımla işi bittikten sonra, onu tezgâhta bir müddet dinlenmeye bıraktı ve meyvelere girişti. Buzdolabında bulduğu kiraz ve kayısılardan birer avuç aldı, çekirdeklerini bir güzel ayıkladı, sonra da doğradı. Meyvelerin üstünde bir kaşık da bal gezdirdi.



Evde tabii ki bir waffle makinesi olmadığında, tost makinesi de dolabın tepesinde durduğundan, teflon tava daha uygun göründü gözüne Eda'nın, waffle pişirmek  için.


Tavayı çok azıcık sıvı yağ ile yağladıktan ve kızdırdıktan sonra, karışımdan her seferinde birer kepçe dökmek suretiyle pişirme işlemine geçti.


Tüm pişirme bittikten sonra, anne ve babasını da kurduğu sofraya davet eden Eda waffle'ları meyve salatası ile servis yaptı. Kendi waffle'ı üstüne meyvelerin yanı sıra çikolata krem bar eklemeyi de ihmal etmedi bu arada!


Anne meyvelerin üstüne bir kırpık beyaz peynir tercih ederken, kahvaltı sonunda herkes bir miktar şeker çarpılmışı oldu!




25 Haziran 2012 Pazartesi

ALTIN ÖRÜMCEK SAKIP SABANCI MÜZESİNE








Altın Örümcek
En İyi Etkinlik / Kültür Sanat Web Sitesi Ödülü
Sakıp Sabancı Müzesi’nin Oldu



Sakıp Sabancı Müzesi’nin (SSM) web sitesi, Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız web ödülleri organizasyonu Altın Örümcek’te, “Türkiye’nin En İyi Etkinlik / Kültür Sanat Sitesi” ödülüne layık görüldü. Doruk.net sponsorluğunda bu yıl 10. kez düzenlenen yarışmada, toplam 34 kategoride, internet teknolojileri alanındaki en başarılı projeler ve en iyi web siteleri ödüllendirildi. Yarışmada web sitesiyle 1.liği elde eden SSM’ye ödülü, 21 Haziran 2012 tarihinde düzenlenen gecede verildi.

http://altinorumcek.com/sonuclar/10-altin-orumcek/


Altın Örümcek Ödülleri


2002 yılından bu yana aralıksız olarak gerçekleştirilen Altın Örümcek Web Ödülleri; web ve internet teknolojileri kullanılarak hayata geçirilen başarılı projelerin daha iyi tanıtılmasını, hak ettiği yeri bulmasını, bu alana yapılan yatırımların özendirilmesini amaçlıyor. Web, internet teknolojileri, pazarlama ve iletişim alanlarında yetkin ve tecrübeli jüri üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen Altın Örümcek, Türkiye’nin ilk ve tek bağımsız web ödülleri organizasyonu olma özelliğini taşıyor.

SÖYLE SÖZÜNÜ

Ad

E-posta *

Mesaj *

kimler gelmiş:)

Twitter

Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı