14 Temmuz 2009 Salı

KRAL, BİLGE VE SOYTARI - Dinler Turnuvası


Shafique Keshavjee

Çeviren: Aylin Yengin

Özlem Pekcan’ın kitaplığından


Kral’ın kararı

Böylece Kral, asil ve heybetli bir şekilde yerinden kalkarak, şunları söyledi:

- Bayanlar ve baylar, cesur katılımcılar, en sonunda ‘SY’lerimizin karar aşamasındayız. Jürinin kararsızlığının ve Bilge’nin açıklamasının ardından, kazananı tayin etmek üzere tek başıma bırakıldım. Bu görev bana çok zor gelse de, Kral olmanın omuzlarıma yüklemiş olduğu sorumlulukların bilincindeyim. Hepinizin bizleri bilgilendirdiğini, heyecanlandırdığını, teşvik ettiğini, uyardığını, büyülediğini belirtmem gerekir. Gördüğüm rüyayı düşününce, bir tek din bize çok uygunmuş gibi geliyor ve bu dini de…

Halk, Kral’ın iki dudağının arasından çıkacak sözleri bekliyor, gazeteciler durmadan not alıyordu, temsilcilerin çoğunluğu ise bakışlarını yere doğru çevirmişlerdi.

Kral ilham alırmışçasına gözlerini kapadı ve içinde döndü.

***

Kral gözlerini açtığında, kendini büyük toplantı salonunda bulduğuna şaşırmış gibiydi. Dinleyicilerin dikkatli bakışları, gerçeğe dönmesini sağladı. Kendini bile hayrete düşüren sözler söylemeye başladı:

- … bir tek din bize çok uygunmuş gibi geliyor ve bu dini de… kendi özel hayatım için seçeceğim. Bir Kral olarak, bu dini halkıma zorla kabul ettiremem. Devletim, herkesin, kendi esas gerçeğini özgürce seçebileceği şekilde lâik olmalı. Eğer varsa, Tanrı altın madalyaya layık olanı tek seçecek olandır. Bu dünyadan göçtüğümüzde, hiç kuşkusuz kendi dinimizi ve insanlık felsefemizi seçebileceğiz. Bizse ancak bir gümüş madalya verebilir ve onun sahibini belirlemek üzere dört yıl sonra yeniden bir araya gelmeyi öneriyorum. Madalya, bu dört yıl içerisinde diğer dinlerin müminlerini anlamak ve onlara hizmet etmek konusunda en fazla çaba gösteren dine verilecek. Böylelikle özerkliğini genişletmeyi başardığını, inancı olan ya dolmayan insanların neler hissettiğini anladığını kanıtlayacak ve onlara iyilikte bulunacak. Ruhun eyleminin işareti değil midir zaten bu? Ayrılma ve birleşme, özerklikten kurtuluşu ve başkalarını kabul etme. Elbette ki bu, başkalarının uygulamalarını ve öğretilerini hiç araştırmadan, körü körüne kabul etmek anlamanı gelmez! Ama bu görkemli yardımlaşma, insanların birbirlerini dinlemelerini, birbirlerine destek olmalarını sağlayacaktır ve ancak bu davranışlar ödüllendirilebilir. Yani size dört yıl sonrasının mayıs ayındaki dolunay zamanı için şimdiden randevu veriyorum ve tüm rakiplerin barışı sağlamak için ellerinden geleni yapacaklarına inanıyorum. Aynı zamanda siz bütün temsilcilere, halkıma en iyiyi sunabilmeniz için, basın ve medya özgürlüğünü de sunuyorum. Davranışlarınızı yakından izleyip, bir sonraki yarışmada gümüş madalyanın sahibini tayin etme görevi onların olacak.

***

Adı bilinmeyen bir ülkenin Kralı, bir gece garip bir düş görür. İlginç olan; ülkesinin gelişmesi için birlikte çalıştığı Bilge ve Soytarı’nın da aynı düşü görmüş olmalarıdır. Bu durumun içinde bulundukları “ruhsal boşluk”la ilgisi olduğuna kanaat getiren Kral, ülkesinde bir “dinler turnuvası” düzenlemeye karar verir. Turnuvanın sonucuna göre ülkenin resmi dinini belirleyecektir.

Kitap eğlenceli bir anlatımla, bir taraftan dünyadaki belli başlı dinleri tanıtırken, bir taraftan da, günümüz dünyasının değişmez sorunları (örneğin: hoşgörü, birlikte yaşayabilmek, inançlara saygı gibi) üzerinde düşünmeyi ve düşündürmeyi de ihmal etmiyor.

Bendeki nüsha, Can Yayınları tarafından 2002 yılında, Aylin Yengin’in çevirisi ile basılmış. Barışçıl bir dil, objektif bir duruş ve önerdiği barış dünyası ile okunmaya değer bir kitap.

Hiç yorum yok: