28 Temmuz 2015 Salı

ŞEYMA'NIN GÜNLÜĞÜ: YAŞASIN OKULUMUZ!



(Şeyma'nın Günlüğü)

Merhaba Çok Sevgili Günlük,
yaz tatili "şıp" diye bitti ve okullar açıldı yine.

Hayır anlamıyorum, yaz da 90 gün, kış da 90 gün. Yaz bu kadar çabuk geçerken, kış niye hiç bitmiyor anacım! Yani şu Einstein'ın zamanın göreceli olduğuna ilişkin sav'ı, işleyecek bir bunu mu buldu? (Üniversitede fizik mi okusam ne?)

Neyse işte; okullar açıldı. Şu 4+4+4 hikâyesi bizim okulu perişan etmiş halde. Ortalık mantar gibi yerden bitme milyon velet kaynıyor. İlkokul dördüncü sınıfı bitireni, liseye göndermişler, olacak şey değil. 800 kişilik okul, olmuş 1600 kişi. Bir kasaba nüfusu kadar, teneffüslerde koridorları gör; minyatür Kızılay. 

Ayrıca bir mantıksızlık almış gidiyor. Bak şimdi; bütün sınıflara akıllı tahtalar koymuşlar. Ama biz kullanamıyoruz, ancak seneye. E seneye de biz yokuz, mezun oluyoruz! Tabii kimsenin bunu iplediği yok, dediklerine göre hocaların bunları kullanmak için eğitim alması gerekiyormuş. Anlayacağın, tahtalar herkesten akıllı!

Durum böyle olunca, zarf kadar bir yerde yazıp çiziyor herkes. Acaba diyorum, bir dürbün falan mı edinsem? Yazılanları görmek giderek güçleşiyor da. 

Dün bizim Uzun rehber hocaya: "Hocam bari biz de tablet kullanalım," diyecek oldu. Hani tahtayı falan göremiyoruz, belki önümüzü görürüz bağlamında!

"Ne tableti -  mableti oğlum! Sakın öyle bilmediğiniz etmediğiniz haplar kullanmaya kalkmayın, müptelâ olur, bir de okuldan atılırsınız Allah muhafaza!" diye cevap vermez mi hoca! Koca ders iptal oldu valla!

Çok Sevgili Günlük,
bütün bunlardan daha vahimi, eskiden sabahın köründe kalkıp gidiyordum ya, şimdi artık karekökünde kalkıp gitmem gerekiyor. Hem okul mevcudu arttı, hem de ders saat sayısını anlamadığım şekilde bir arttırıyor bir azaltıyorlar.

Bizim Oğlan'ın diline düştüm tabii, tüm bu anlattıklarım yüzünden. Yine dün gece tam yatcam; başıma dikilmez mi:
"Şeyma hayırdır ne yapıyorsun?"
"Yatcam ben git başımdan," diye cevap verdim ben de yine saf saf.
"Ya bak bi fikrim var. Bence sen hiç yatma, nasılsa bi kaç saate kalmaz yine kalkcan. Böylesi daha ekonomik olur." 

Hayır sinir olduğum şey şu; neredeyse haklı bizimki!

Ama tabi yine de altta kalmadım: "Sen kendi işine bak. Annem komşunun masaüstünü pek beğenmiş, ona görücü gitcekmiş!"
"Hohoho..." dedi, ama duydum giderken hâlâ gülüyordu.

Ama hiç yılmıyor anacım; az önce de geldi tam test çözüyorum yine beni işletti:
"Şeyma n'apıyorsun?"
"Örgü örüyorum."
"Hadi yaa, ben test çözüyorsun sanmıştım!"
"Üüüf, meşgul etme beni ne diyeceksen de!"
"Ne testi çözüyorsun?"
"Tarihhh!"
"Hmm. İyi hadi ben de sana bi soru sorayım..."

Anladım tabi, yine diyecek bi şey: "Sor bakalım!"
"Çaldıran Savaşını kimler başlatmış?"

Biraz düşündüm, ama aklıma gelmedi vallahi: "Kimler?" diye sordum tabii ben akıllı.

"Kimler olacak kızımm: Kontörü bitenler!"

Dumur...

sonra ki bölüm: ALETİNİ DE GETİR





Hiç yorum yok: