7 Temmuz 2015 Salı

ŞEYMA'NIN GÜNLÜĞÜ: İBRAHİM'İN SUÇU NE?



Çok Sevgili Günlük,
büyük stres altındayım. Pazar günü üniversite sınavı var. 

Bunun ne demek olduğunu biliyorsun di mi? Benim de sınava girmeme bir sene ya var ya yok.

Dersanedeki hocalar şimdiden önümüzdeki senenin programını yapmaya başladılar, hafta başında da gittik daha bu sene bitmeden yeni sene için kayıt yaptırdık iyi mi!

Bu sabah da bizim oğlan iyice cinimi oynattı, üniversiteye gidiyor ya beyfendi unuttu şimdi kendini, benle maytap geçiyor sürekli.

Neyse işte; sabah sabah tam çıkcam arkamdan seslendi:
-"Şşşt, kız Şeyma, akşam bi rüya gördüm."
-"Tebrik ederim, ben gidiyorum," dedim ters ters.

-"Dur ama bak sen de vardın..." 
Ah işte, anında atladım tabii: -"Yaa, anlat o zaman!"

-"Akşam anlatırım, okula gitcen ya..."

Süper gıcık oldum tabi, dönüp de çıkmak vardı ya, ama işte merak kediyi öldürdü:
-"Anlatsana yaa..."
-"Geç kalma bak..."
-"Anlatmazsan, bi daha zor bulursun o kulaklığı..." (Bizimki sürekli bir şeyler kaybediyor...)

-"Tamam, tamam... Bak şimdi, rüyamda kapı çalınıyor... Gidip bakıyorum, kapıda ak sakallı bir hoca duruyor..."
-"Ee, hayır olsun..." (hoca dedi ve ben yine uyanmadım, ah kafa!)
-"İşte, seni soruyor."
-"Nasıl yani, ne diyor?"
-"Nerde bu Şeyma? Ben dersaneden hocasıyım, bugün yine gelmedi de, diyor!"

Ben çıkarken hâlâ gülüyordu, sinir şey, ak sakallı dersane hocasıymış!

Bu kadarla kalsa iyi, biraz evvel yine limon oldu kafama, tam test çözüyorum. 

-"Şşt, Şeyma," yine sesinde o acaip yumuşak ton, şüphelenmem gerekirdi aslında. Ama sınavlar, testler, dersane valla beni de bir hoş-boş yaptı, sürekli dalgaya geliyorum.

-"Uğraşamam senle şimdi, işim var..."
-"N'apıyon ki?"
-"Test. Matematik!"
-"İyi işte, bak ben de sana bi tane soru buldum."
-"Üff, hiç uğraşamam, hadi git internete gir sen! Annem sana uygun bir monitör arıyormuş,  baş-göz etcekmiş seni onla!"
-"Hohoho, komik de olurmuş kız kardeş."

Ama tabii ki gitmedi başımdan: -"Şeyma, bak sınavda da çıkar bu soru."
-"İyi be, neymiş!" dedim artık.

-"İbrahim," diye okumaya başladı bizimki, "herhangi iki rakamı silinip kalan iki rakamı soldan sağa doğru aynı sırada yazıldığında iki basamaklı ve 2 ile tam bölünebilen bir sayı belirten dört basamaklı doğal sayıların her birini bir karta yazıyor..."
-"İyi yapmış, bastı beni, git başkasına göster şunu..." Hain, meğer face'de dolaşan bir soruyu okuyormuş...
-"dur az kaldı, neyse işte: Daha sonra bu kartların tümünü bir torbaya atıyor ve kardeşine bu torbadan rastgele bir kart çektiriyor..."
-"Anneeee al şu oğlunu başımdaannn!"

Ama bizim oğlan yılmadı: -"Buna göre İbrahim'in kardeşinin torbadan çektiği karttaki dört basamaklı doğal sayının tüm rakamlarının aynı olma olasılığı kaçtır?"

-"Ölsün o İbrahim de, kardeşi de ben de kurtulayım!"

Akşam bi de ne göreyim, bizim ki face'de bir fotoğraf paylaşmış! Saatlerce kafamı ütülediği soru ve benim gibi bir sınav mağdurunun kafayı kırıp yazdığı cevap. (Allah belânı versin İbrahim, demiş o garip de!)

Bizim oğlan da yorum yapmış: -"Şeyma da aynı kanaatte..."

Aaah, iyice makaraya alıyor beni. 

Çok Sevgili Günlük,
şu an itibarıyla, hangisi daha beter karar veremiyorum. Bir sene daha sınav stresi çekmek mi, yoksa bizim oğlanın espirilerine katlanmak mı?

Ama duur, ben biliyorum ona yapacağımı...

-"Hşşt, Şeyma kulaklığımı gördün mü?"
-"Yoo..."
-"Cüzdanım da yok... Şeymaa... Dışarı çıkcam kız, nerde bunlar!"
-"Git İbrahim'e sor, belki o biliyordur!"

Şeyma'nın günlüğünden...

sonra ki bölüm: DİNOZORUN KUYRUĞU

Hiç yorum yok: