19 Mayıs 2015 Salı

ŞEYMA'NIN GÜNLÜĞÜ: ANNEMİN CEP TELEFONU







Cep telefonum acı acı çalıyor, bizim evin telefonundan annemin sesi çınlıyor.
Annem: Şeyma, telefonumun şarjı bitti!
Ben: Mümkündür... Şarja tak, işe yarar...
Annem: Ukalalık etme... Dışarı çıkcam, ulaşamazsan merak etme.
Ben: Peki...
Annem: Babanın cebinden ararsın artık... Ben yanında diilim.
Ben: Ya niye arıyorum o zaman anne yaaa...
Annem: Sen ne diyorsam onu yap...

Cep telefonum panik panik çalıyor. Annem, evden arıyor.
Annem: Şeyma, telefonum bozuldu galiba.
Ben: Ne oldu ki?
Annem: Şarjı tam görünüyor, hani o pil işareti var ya işte o tam dolu gibi... Ama ekran kapkara.
Ben: Üzülme, servise veririz.
Annem: Olur mu öyle?
Ben: Olur tabi, daha garantisi dolmamıştı, para da almazlar. Sen faturasını ve kutusunu sakladın di mi onun?
Annem: Fatura? Ne kutusu?
Ben: Neyse takma, hallederiz. (İç sesim: Hay Allah! Yaş gününde almıştık, daha bir sene bile olmadı.)
Annem: Dur bakiim, abin gelince bi de ona göstereyim. Belki o halleder..
Ben: İyi öyle yap. (İç sesim: Belki okur üfler de, hihohoha...)
Annem: Tamam..  Tamir olur di mi bu?
Ben: Olur, olur...  Olmazsa da yenisini alırız, takmaa.... (İç sesim: ay canıım çok da üzülmüş...)

Bir iki gün sonra, günlüğümü arıyorum, bulamıyorum. Anneme sorcam  o da evde yok.
Ben: Baba, annem nerede?
Babam: Ne bileyim kızım, onu arasana!
Ben: E cebi bozuktu, çalışmıyordu.
Bir sessizlik, babam kıs kıs cevap veriyor: Yok bozuk diilmiş. Telefonunu açmayı unutmuş...

Evde.
Ben: Telefon hallolmuş öyle mi gülüm?
Annem: (Azıcık suçlu) Hı hı, abin halletti.
Ben: Ya tabi, tabi. Açma-kapama tuşuna bastı di mi.
Annem: Kırmızı!

Kırmızı terliğini arkamdan fırlatıyor!
Kaçıyorum, isabet ettiremiyor:)

İşte böyle Sevgili Günlük...

sonra ki bölüm: BİZİM OĞLANIN ÜNİVERSİTE SINAVI

Hiç yorum yok: