8 Temmuz 2014 Salı

BATAN GEMİ



Özlem Pekcan


Yaşadıklarım tecrübemi sabit kıldı ki; batan gemiyi önce fareler terk ediyor. Tabii ki, bu durum öncelikle farelerin korkak ve onursuz varlıklar olmasıyla açıklanabilir. Ancak diğer taraftan bu davranış şekli, konumuz hayvanların sağlam içgüdüleri olduğu ve tehlikeyi  sezdikleri şeklinde de yorumlanabilir. Ya da daha pragmatik açıdan bakıldığında, gemiler genellikle zeminden su aldığından, buranın sürekli sakinleri fareler herkesten önce durumdan haberdar olmakta ve kendilerini kurtarmaktadırlar.

Bir başka tecrübem de şu ki; kaptan batan gemiyi terk etmiyor. Bunu da iki şekilde yorumlamak mümkün. Birincisi; dümende olanlar gemisini yürüten kaptan anlayışıyla sorumlu oldukları diğer insanların da geleceğini kurtarmak uğruna kahramanca mücadele ediyorlar. Bir diğer halde ise; kurtulma ve kurtarma ihtimalleri varken kendilerini verdikleri mücadeleye kaptırdıklarından bunları göz ardı edip gemiyle batıyorlar.

Gemi, fare ve kaptan ilişkisini günlük yaşam mücadelesine uyarladığımızda ortaya şöyle bir görüntü çıkıyor:
Kahraman ruhlu insanlar ya da bu vizyonla yetiştirilenler gemiyi kurtarmak için çabalayıp dururken, fare yürekli olanlar ise kendilerini koruma iç güdüsüyle, ayakları ıslanmaya başladı mı hatta bazen zemin nem kaptı mı derhal bulundukları ortamı terk ediyorlar.

Ben şahsen; etrafımda fare kılıklı insanlar olmasından hoşlanmıyorum, onları arkadaş edinmek de istemiyorum. Ne ki, bazen yanılabiliyor insan, bazen de atsan atılamaz, satsan satılamazlar arasından böyleleri çıkıyor. Bu durumda da el mahkum katlanıyorsun.

Sonuçta şuna karar verdim: Bir şeyler yolunda gitmiyorsa, inat etmenin gereği yok. Bazen bırakmayı da bilmek gerek. Gemini yürütemiyorsan, gemiyle batmanın alemi de yok. Diğer taraftan, yol arkadaşlarına da dikkat etmen gerek. Hain ve korkaklarla ne karada ne de denizde bir arpa boyu ilerleyemezsin, çünkü eninde sonunda tabiatlarına yenik düşer böyleleri. 

Tüm bunlara karşın yine de düşünüyorum ki: Her gemide en azından bir fare bulunmalı. Bir tür erken uyarı sistemi gibi... Bir tehlike anında gemiyi ilk önce o terk edeceğine göre, iyi bir gözlemle belki de anlayabilir insan, bir yerlerde aksaklık olduğunu, dibin delinmekte olduğunu ya da su aldığını geminin. Ve yeterince akıllı olabilirse kişi, fazla geç olmadan alır da önlemini, yürütür gemisini.

Yani demem o ki; tabiatın genel kuralı, en zararlının bile vardır bir faydası, evrensel dengeler bakımından. Yararlanmayı bilmek gerek.





Hiç yorum yok: