19 Mart 2017 Pazar

OSMANLI PADİŞAHLARI VE SANAT




Hazırlayan: Özlem PEKCAN

Osmanlı Padişahlarının; devlet işlerinin yanısıra sanat ile de yakından alâkalı oldukları tarihin bilinen ve tartışmasız kabul gören gerçeklerindendir.

Bu çalışmada hangi padişahın hangi sanatla ilgilendiğine ilişkin kısa bilgi ve örnekler verilmiştir.


1. OSMAN GAZİ 

Aynı zamanda Osmanlı Devletinin kurucusu da olan Osman Gazi 1299-1326 yılları arasında hüküm sürer.

Şiirle ilgilenir. Kendisinden sonra tahta geçen oğlu Orhan Gazi’ye öğütlerini içeren “Nasihatname” hece vezniyle yazılmış manzum bir eserdir:

Gönül kerestesiyle bin,
Yenişehir ü Bazar yap,
Zulm eyleme rençberlere,
Her ne ider isen var yap.

Eski Yenişehri barı,
İnegöl'e dek hep varı
Kırıp geçirip ağyarı,
Bursa'ya dek yık tekrar yap

Kurd olup girme süriye,
Arslan ol bakma geriye
Çar edih hayli çeriye
Dilgeçidi'ni hisar yap

İznik şehrine hor bakma
Sakarya su gibi akma
İznikmid'i de al bıkma
Her burcından bir hisar yap

Osman Ertuğrul oğlusun
Oğuz Karahan neslisin
Hakk'ın bir kemter kulusun
İslambol'u aç gülzar yap

2. SULTAN I. MURAD - HÜDAVENDİGÂR

1359-1389 yılları arasında hükümdarlık yapan I. Murad 1382 yılından itibaren "Murad Hüdavendigâr" diye anılmaya başlar. Derviş ruhlu ve sofi olduğu bilinen Sultanın aldığı bu mahlas Mevlana’ya olan sevgisi kadar, halkın da ona duyduğu sevgi kaynaklıdır.

Kosova Savaşı öncesi manzum duası:

Ab-ı ruy-i Habibi Ekrem için
Kerbelada revan olan Dem için

Şebi firkatte ağlayan göz için
Reh-i aşkında sürünen yüz için

Ehli derdin dili hazini için
Cana tesir eden enini için

Eyle Ya Rabbi lütfunu hemrah
Hıfzını eyle bize püştü pah

Ehli islama ol muini nasır
Desti adayı bizden eyle kasır

Bakma Ya Rabbi bizim günahımıza
Nazar et canı dilden ahımıza

Etme Yarab mücahidini telef
Ti-i adaya kılma bizi hedef

Bunca yıl say-ü ictihadımızı
Gavazat içre yahşi adımızı

Etme Ya rab kahrın ile tebah
Yüzümü halk içinde etme siyah!

Rah-ı din içre ben feda olayım
Din yolunda beni şehid eyle

Ahirette beni said eyle
Mülki İslamı payimal etme

Keremin çoktur ehli islama
Dilerim Kim erişe itmama

3. SULTAN I. BAYEZID – YILDIRIM BAYEZID 

1389-1402 yılları arası hüküm sürer, meşhur Ankara Savaşı’nda Timur’a yenilir ve Devlet 11 yıl sürecek fetret devrine girer.

Çevik, atılgan ve hızlı olmasından dolayı aldığı “Yıldırım” lâkabını şiirlerinde de mahlas olarak kullanır.


Yâri rind-i zamânedür sandum
Bahs-i vaslı terânedür sandum

Ehl-i hicrâna fitne-i agyâr
Ortada bir bahânedür sandum

Göz ucıyla kıya kıya bakışı
Dil alup kasdı cânadur sandum

Kıssayı anlamamış âhir-i kâr
Anı da bir fesânedür sandum

Hışm ile zahm-nâk dil-sûzi
Yıldırımdan nişânedür sandum

4. SULTAN II. MURAD

1421-1451 tarihleri arasında hüküm sürer. Saltanatının son yıllarında tahtı kısa bir süre oğlu II. Mehmed’e devrederse de, gelişen siyasi durum tekrar başa geçmesini gerektirir.

Muradî mahlasıyla şiirler yazar.


Her kişi dünyâda meşgûl oldı bir kâr üstüne
Sana meşgûl olmuşuz biz kâr-ber-kâr üstüne

Lâle-zârun seyrin eyler bâğ-ı dehre aldanan
Bize seyr itdür cemâlün çeşm-i hûn -bâr üstüne

Âşık olan kimsede nâmus u âr itmez kârar
Dökseler bir katre âbı mahv olur nâr üstüne

Taşra çıkma noktayı devr eyle ey sâhib-kemâl
Dest-i kudretdür havâle çünki pergâr üstüne

Ey Murâdî oldı her bir "ilmün üstine alîm
Anun içündür mukarreb geçdi ebrâr üstüne

5. SULTAN II. MEHMED – FATİH SULTAN MEHMED

Sanata olan merakı çok iyi bilinen Fatih Sultan Mehmed 1451-1481 yıllarında hüküm sürer. Avni mahlasıyla şiirler yazar, divanı bulunan ilk Osmanlı padişahıdır. Ayrıca, bahçıvanlıktan hoşlandığı, ok yüzükleri, kemer tokaları ve kılıç kınları yaptığı bilinir.

Sultan II Abdülhamid tarafından bulunan ve ciltlettirilen bir karalama defteri halen Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesindedir. 180 sayfalık defterde, Sultan Mehmed’in gençlik yıllarına ait çizimler bulunur. İnce uçlu kamış kalem veya fırça kullanılan çizimler arasında, “Mehmed bin Murad Han” ibareli tuğra denemeleri, Arapça, Farsça, Grek yazı denemeleri ile at, kuş, yaprak ve insan yüzü çizimleri vardır.


Ağlasa âşık belâ-yı hecr ile nâlân olup
Gözlerinden akan anun yaş yerine kan olup

Geh cefâ kûhı gubârından örünse kisveti
Geh belâ vadisini geşt eylese üryân olup

Her ne denlü cevrler görse vefalar eylese
Her ne denlü gülseler hâline ol giryân olup

Râz-ı aşkı aşikâr etmeğe takat bulmasa
Sinesinde nâvek-i dil-dûzlar pinhân olup

Dilberinden rahme er olmazsa ol dil hastaya
Kimseler derdine derman edemez imkân olup

Gam beyabanına her gün eylese seyr ü sefer
Her gece mihnet- serâ-yı firkate mihmân olup

Verseler mülki cihanın tac-u taht-ı devletun
Avnî köyün terkin etmez başına sultan olup

6. SULTAN II. BAYEZİD 

1481-1512 yıllarında hüküm sürer. Hat sanatında oldukça yetenekli olduğu bilinen padişah “Adli” mahlasıyla da şiirler yazar. Bir divanı bulunur.


Tut dilüni eyleme la'l-i leb-i cânânı medh
Bendeye lâyık degüldür eylemek sultânı medh

Mihr-i 'âlem-tâbı medh itmek düşer mi zerreye
Kevkebe lâyık mıdur itmek meh-i tâbânı medh

Cânuma lezzet irişdügin hadeng-i yârdan
Yâremün ağzına dil olmış ider peykânı medh

Oklarunı medh ider cismümde olan her kılum
Her çemen dildür sanasın kim ider bârânı medh

Medh-i 'âlemden çü müstağni olupdur âfitâb
Adliyâ nice idersin ol gözi fettanı medh

Taht mücadelesine giriştiği kardeşi Cem Sultan ile atışması:

Cem Sultan
Sen bister-i gülde yatasın şevk ile handan,
Cem hecr ile balin idine harı sebep ne?
Bu saltanat-ı dünya ola adle mukarın,
Hacc-ül Haremeynanı taleb kılsa acep ne?

Sultan II. Bayezid
Çün ruz-ı ezel kısmet olunmuş bize davet,
Takdire rıza vermiyesin böyle sebep ne?
Hacc-ül Haremeyn diyüben dava kılarsın,
Bu saltanat-ı dünyeviye bunca talep ne?

7. SULTAN I. SELİM – YAVUZ SULTAN SELİM

1512-1520 yıllarında hüküm sürer. Tahttan inmeye mecbur bıraktığı babası II. Bayezid’in; “Kılıcın keskin, ömrün kısa olsun” şeklinde oğluna beddua ettiği rivayet edilir.

Yavuz Sultan Selim’in kuyumculuk ve şiirle uğraştığı bilinir. Farsça bir divanı vardır.  

Şah İsmail’e vezni aher ile yazdığı dörtlük oldukça ünlüdür. Bu tarzda, dizelerdeki kelimeler gruplar halinde yukarıdan aşağıya okunduğunda da aynı manayı verir.

Sanma şahım
herkesi sen
sadıkane
yar olur
Herkesi sen   
dost mu sandın
belki ol
ağyar olur
Sadıkane
belki ol
âlemde bir
dildar olur
Yar olur
ağyar olur
dildar olur
serdar olur

Yavuz’a duyduğu kuvvetli aşk yüzünden kalbi duran Türkmen kızı için yaptırdığı mezar taşına aşağıdaki dörtlüğü yazdırır:

Merdüm-i dîdeme bilmem ne füsûn etti felek
Giryemi kildi hûn eksimi füzûn etti felek
Sîrler pençe-i kahrimdan olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek

8. SULTAN I. SÜLEYMAN – KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN

1520-1566 yıllarında tam 46 yıl hüküm sürmüştür, tahtta en uzun süre kalan Osmanlı Padişahıdır.

Babası gibi kuyumculukla uğraşır, buna mukabil “Muhibbî” mahlasıyla şiir yazar, bu mahlasla yazdığı Farsça ve Türkçe divanları bulunur. Zatî'den sonra en fazla gazeli olan kişi odur.

Kanuni Sultan Süleyman'ın hastalandığında yazdığı meşhur şiir;

Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi
Olmaya devlet cihânda bir nefes sihhat gibi

Ko bu ays u isreti çünkim fenâdur âkibet
Yâr-i baaki ister isen olmaya tâat gibi

Olsa kumlar sagisinca ömrüne hadd ü aded
Gelmeye bu sise-i çarh içre bir sâat gibi

Saltanat didükleri ancak cihân gavgaasidur
Olmaya baht u saâdet âlem-i vahdet gibi

Ger huzûr itmek dilesen ey Muhibbî fârig ol
Var midur vahdet makaami gûse-i uzlet gibi

Bana dildârın cefâsı hoş gelir
Nitekim gayre vefâsı hoş gelir

Derdi ile hoş geçer dil dilberin
Derd sanma kim devâsı hoş gelir

Zahm-ı peykânı kızıl güldür bana
Bülbülüm hâr-ı belâsı hoş gelir

Yâreme merhem durur çün zahm-ı dost
Cânıma tîr-i belâsı hoş gelir

Ey Muhibbî âleme şâh olmadan
Dilberin olmak gedâsı hoş gelir

Hürrem Sultana yazdığı şiirden:

Celîs-i halvetim, varım, habîbim mâh-ı tâbânım
Enîsim, mahremim, varım, güzeller şâhı sultânım

Hayatım hâsılım, ömrüm, şarab-ı kevserim, adnim
Bahârım, behçetim, rûzum, nigârım verd-i handânım

Stanbûlum, Karaman'ım, diyâr-ı milket-i Rüm'um
Bedehşân'ım ve Kıpçağım ve Bağdâd'ım, Horasânım

Kapında, çünki meddâhım, seni medh ederim dâim
Yürek pür gam, gözüm pür nem, Muhibbi'yim, hoş halim!

Şehzade Bayezid’in Babası Kanuni’den aman dilediği şiir:

Ey serâser âleme sultân Süleymânum baba,
Tende cânum cânımın içinde cânanum baba,
Bâyezidine kıyar mısıin benüm cânum baba?
Bî-günâhım, hak bilür, devletlü sultânum baba.

Enbiyâ ser-defteri ya’nî  ki Âdem  hakki-çün,
Hem dahî Mûsâ ile İsâ vü Meryem hakkı-çün,
Kâinâtun serveri ol rûh-i a'zam hakki-çün,
Bî-günâhım, hak bilür, devletlü sultânum baba.

Sanki Mecnûnam bana dağlar başı oldu durak,
Ayrılup bi‘l-cümle mâl ü mülkden düşdüm ırak
Dökerüm gözyaşunu "Vâ-hasretâ dad el-firâk"
Bî-günâhım, hak bilür, devletlü sultânum baba.

Kim sana arzeyleye hâlim eya Şâh-i Kerîm
Anadan, kardaşlarumdan ayrılup kaldum yetîm,
Yok benüm bir zerre isyânum, sana Hakdur ’alîm,
Bî-günâhım, hak bilür, devletlü sultânum baba.

Bir nice ma'sûmum oldugun şehâ bilmez misin,
Anlarun kanuna girmekden hazer kıilmaz mısın
Yoksa ben kulunla Hak dergâhına varmaz mısın
Bî-günâhım, hak bilür, devletlü sultânum baba.

Hak Teâla kim cihânun şâhı itmüşdür seni,
Öldürüp ben kulunu, güldürme şâhım düşmeni,
Gözlerüm nûru oğullarumdan ayırma beni
Bî-günâhım, hak bilür, devletlü sultânum baba.

Tutalum, iki elüm başdan başa kanda ola,
Bu meseldür söylenür kim kul günâh itse n'ola
Bâyezidün suçunu bağışla kıyma bu kula,
Bî-günâhım, hak bilür, devletlü sultânum baba.

Kanuni Sultan Süleyman'ın Oğlu Şehzade Bayezıd’a cevaben gönderdiği ve aman vermediği şiir:

Ey dem-â-dem  mazhar-ı tuğyân ü isyânum oğul,
Takmayan boynına hergiz tavk-ı fermân'ım oğul,
Ben kıyar mıydım sana ey Bâyezid Hânum oğul,
Bî-günâhum dime bari, tevbe kıl cânum oğul.

Enbiyâ vü evliyâ, ervâh-ı a’zam hakkıçün,
Nûh u İbrahim ü Musî İbn-i Meryem hakkıçün,
Hatm-ı âsâr-ı nübüvvet Fahr-i Âlem hakkıçün,
Bi-günahum dime bari, tevbe kıl canum oğul.

Âdem adın itmeyen Mecnun'a sahralar durak,
Kurb-i taatdan kaçanlar daima düşer ırak,
Tan degüldür dir isen "Vâhasretâ, dâd-el-firak"
Bi-günahum dime bari, tevbe kıl canum oğul.

Neşet-i Hakdur  nübüvvet, ram olan olur kerim,
"Lâ-t'akul üf!" kavlini inkâr eden kalur yetim,
Taat'a, isyana âlimdür Hudavend-i azîm,
Bi-günahum dime bari, tevbe kıl canum oğul.

Rahm ü şefkat, zib-i iman olduğun bilmez misün,
Ya dem-i ma'sum'u dökmekten hazer kılmaz mısun,
Abdi âzâd ile Hak dergahına varmaz mısın,
Bi-günahum dime bari, tevbe kıl canum oğul.

Hak reâya-yi muti-e ra’i itmişdür beni,
İsterem mağlûb idem ağnâm'a zi'b-i düşmeni,
Haşa lillah öldürürsem bî-güneh nagah seni,
Bi-günahum dime bari, tevbe kıl canum oğul.

Tutalum iki elüm başdan başa kanda ola
Çünki istiğfar idersün biz de afv-itsek n'ola
Bayezîd'üm suçını bağışlaram gelsen yola,
Bi-günahum dime bari, tevbe kıl canum oğul.

9. SULTAN II. SELİM - SARI SELİM

1566-1574 yılları arası hüküm sürer. İstanbul’da doğan ve ölen ilk Osmanlı Sultanıdır. Selim, Selimî veya Talibî mahlasıyla şiirler yazar. Ayrıca, kitap okurken satırları takip edebilmek için kullanılan altın hilaller yapar, bunların kuyruk kısmına değerli taşlar yerleştirirdi.


Biz bülbül-i muhrik-dem-i gülzâr-ı firâkız
Âteş kesilir geçse sabâ gülşenimizden

Gazel
Hâlün ile zülfün el bir eylemiş
Dilleri dâmıyla nahcîr eylemiş

Hilkaten sen bir meleksin ki Hudâ
Sûret-i insânda tasvîr eylemiş

Ân-ı vaslın halka kısmet idicek
Hicrini Hak bana takdîr eylemiş

Sanasın nakkâş-ı kudret kaşına
Nûrdan nûn tahrîr eylemiş

10. SULTAN III. MURAD

1574-1595 yılları arası hüküm sürer. Musiki, şiir ve sohbetten hoşlanır, Muradî mahlası ile şiirler yazar. Farsça ve Türkçe divanları bulunur.

Kandiller ve mukaddes geceleri ihya geleneğini başlatır, böyle gecelerde camiilerde kandil ilk defa onun zamanında yakılır.

Bir sabah namazını kaçıran III. Murad’ın “Uyan Ey Gözlerim” adlı ilâhisi oldukça meşhurdur.

UYAN EY GÖZLERİM

Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan!
Azrail’in kastı canadır, inan.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan!

Seherde uyanırlar cümle kuşlar,
Dill-u dillerince tesbihe başlar,
Tevhid eyler dağlar taşlar ağaçlar
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan!

Semâvâtın kapuların açarlar,
Mü’minlere rahmet suyun saçarlar,
Seherde kalkana hülle biçerler.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan!

Bu dünya fanidir sakın aldanma.
Mağrur olup taç-u tahta dayanma.
Yedi iklim benim deyu güvenme.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan!

Benim, Murad kulun, suçumu affet.
Suçum bağışlayub günahım ref’ et.
Rasûl’ün sancağı dibinde haşret.
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan!

11. SULTAN III. MEHMED 

1595-1603 yıllarında hüküm sürer. Hattatlığa meraklı olup, aynı zamanda da kaşık ustasıdır. Kaşık saplarına inci, yakut, zümrüt ve mercandan işlemeler yapar ve bunları yakınlarına hediye ederdi. “Adnî” mahlasıyla şiirler yazar, Arapça ve Farsça divanları bulunur.

Yokdur zulme rızâmuz adle biz ma'illerüz
Gözlerüz Hakkın rızâsın emrine ka'illerüz

Ârifüz âyîne-i âlem-numâdur gönlümüz
Rüzgârun cünbişinden sanmayın gâfillerüz

Hükm-i Mevlâya mutî'üz fârigüz tedbîrden
Biz tevekkül ehliyüz takdîrine kâ'illerüz

Gönlümüz kuhl-ı Sıfâhanı alır mı aynına
Tutiyâ-yı gerd-i râh-ı dilbere mâ'illerüz

Pûte-i aşk içre Adnî kâl edelden kalbimüz
Gıll u gışdan hâliyüz âlemde sâfi-dillerüz.

12. SULTAN I. AHMED

1603-1617 yıllarında hüküm sürer. Kendi ismi veya Bahtî mahlası ile şiirler yazar, bir divanı bulunur.

Aynı zamanda, çerkes kamçıları yapmakta usta olan I. Ahmed’in yaşamında 14 rakamının özel bir yeri vardır: Osmanlı Padişahlarının ondördüncüsüdür, on dört yaşında tahta çıkar ve on dört yıl saltanat sürer, 28 yaşında (14X2) vefat eder.

Oldukça dindar bir kişiliğe sahip Padişah, Hz. Muhammed’in ayak izlerinin resmi içine yazdığı şiiri, ölünceye kadar kavuğunda taşır:

N'ola tâcim gibi basimda götürsem dâim
Kadem-i resmini ol Hazreti Sâh-i Resûlün
Gül-i gülzâri nübüvvet, o kadem sahibidir
Ahmeda durma yüzün sür kademine ol gülün

Hemen her tür ve şekilde şiirler yazar (münacak, ramazaniye, şarkı, na’t, gazel vb.), bunlardan bazıları da bestelenir.

ASKERE HİTAP

Ey uranlar kılıcı heybet ile küffare
Can ü dilden sizi ısmarlamışım Settar'e.

Eyledim size dua ile selâmın irsal
Siz selâmetde olun düşman ola bîçâre.

Ahmedâ hayr dua eyle guzate her dem
Diler isen ki mu'in ola Huda anlare.

13. SULTAN II. OSMAN – GENÇ OSMAN

1618-1622 yılları arasında hüküm sürer. Saraçlık önemli bir uğraşısıdır, bindiği atların koşum ve eğer takımlarını kendisi yapar. Farisî mahlası ile şiirler yazar. Divanı vardır.


Nevruz olıcak diller şâd olmıya yaklaşdı.
Dilde gâm u gussa berbâd olmıya yaklaşdı.

Virâne gönül varsa cevr ü gâm-i dilberden
Müjde ana ol mülk âbâd olmıya yaklaşdı.

Üstâda çıkıp dilber öğrendi vefâ resmin
Âşıklara lütfa mu’tâd olmıya yaklaşdı.

Seyr-i güle çıkdıkda ol ruhleri gülrengim
Kâri dil-i zârun feryâd olmıya yaklaşdı.

Çok âşık u meftûnu var sen gibi Şirîn’ün
Fâris kulun ammâ Ferhâd olmıya yaklaşdı.

14. SULTAN IV. MURAD

1623-1640 yılları arasında hüküm sürer. “Murâdî” mahlasıyla şiirler yazar, mehter musikisinin önemli bestekârları arasında yer alır, sözlü eserlerin yanı sıra, saz eserleri de besteler.  Ayrıca, döneme ait iki eserdeki “Şah Murad” adlı bestekârın da IV. Murad olduğu iddia edilir.

Bağdat’ın bir türlü zaptedilememesi üzerine duyduğu öfkeyle yazdığı şiir:

Hâfızâ Bağdâd'a imdâd etmeğe er yok mudur
Bizden istimdâd edersin sende asker yok mudur

Düşmanı mât etmeğe ferzâneyim ben der idin
Hasma karşı şimdi at oynatmağa yer yok mudur

Gerçi lâf urmakta yoktur sana hem-pâ biliriz
Lîk senden dâd alır bir dâd-güster yok mudur

Merdlik davâ edersin bu muhanneslik nedir
Havf edersin bari yanında dilâver yok mudur

Râfizîler aldı Bağdâd'ı tekâsül eyledin
Sana hasm olmaz mı Hazret rûz-ı mahşer yok mudur

Bû Hanife şehrin ihmâlinle vîrân ettiler
Senda âyâ gayret-i dîn-i peyamber yok mudur

Bî-haberken saltanat ihsân eder Perverdigâr
Yine Bağdâd'ı ihsân mukadder yok mudur

Rüşvet ile cünd-i İslâm'ı perişân eyledin
İşidilmez mi sanırsın bu haberler yok mudur

Avn-i Hakla intikâm almağa a'dâdan meğer
Bende-i dîn bir vezir-i dîn-perver yok mudur

Bir Alî-sîret veziri şimdi serdâr eyledim
Hızr peygamber mu'în olmaz mı rehber yok mudur

Şimdi hâli mi kıyâs eylersin âyâ âlemi
Ey Murâdî pâdişâh-ı heft kişver yok mudur

15. SULTAN İBRAHiM 

1640-1648 yıllarında hüküm sürer. Psikolojik bazı rahatsızlıkları olmakla birlikte, amcası I. Mustafa gibi bir durumu da yoktur. Hat sanatıyla ilgilenir.

Biz senün sûziş-i aşkun ile âteş-nâküz
Yanmışuz na'l olup alâyiş-i gamdan pâküz
Korkaruz dâmen-ı pâkin ola bizden mugber
Biz ki bir râh-ı mezelletde yatar bir hâküz

16. SULTAN II. AHMED

1691-1695 yılları arasında hüküm sürer. Şiir, musiki ve hat sanatıyla uğraşır. Şiirlerinde kendi adını kullanır.

GAZEL

Kaşların ya'sınadidim olayın kurban ana,
Hışm ile dilber didi lâyık mı ol kurban ana.

Sîne sahrasında ektim çün muhabbet tohmını,
Dembedem yağdursa ta'n mı gözlerim bârân ana.

Hey kıyamet gönlüme sorma hisâbın zülfünün
Elli bin yıldan uzundur bu şeb-i hicran ana.

Zülf-I nakkaşı suya bir rtakş ider ki reşk ider
Mânî-i Çin yazduğu nakş-ı nigâristan ana.

Canlar oda atmasun yazuktur ol seyyada deyin
Yüzin acun kim ola can ü gönül hayran ana.

Ahmed içtin çevrini çekmez dir imiş müddeî,
Ol  seni candan sever yaraşmaz ol bühtan ana.

17. SULTAN II. MUSTAFA

1695-1703 arasında hüküm sürer. İkbalî ve Meftunî mahlasıyla şiir ve ilâhi yazar. Bazıları bestelenir. Ayrıca hat sanatıyla da uğraşır, sülüs, nesi ve celi türünde eserler verir.

Ok atma ve cirit oyununda da usta olduğu bilinir.

Allahu rabbi lâ-yezâl yâ vâhidü yâ zü'l-celâl
Ey pâdişâh-ı bîzevâl yessir lenâ hayrü'l-umûr

Vakt-i seherde dâdımuz arşa çıkar feryâdımuz
Cürm ü hatâ mu'tadımuz yessir lenâ hayrü'l-umûr

Senden irişmezse âmân olur kamu işler yamân
Yâ sâhib-i kevn ü mekân yessir lenâ hayrü'l-umûr

Yâ Hâlik-i hayrü'l-enâm olsun habîbüne selâm
Budur hulûs üzre kelâm yessir lenâ hayrü'l-umûr

İkbâlî âsîdür garîb lutfundan itme bînasîb
Yâ Bakî vü Hayy ü Mûcîb yessir lenâ hayrü'l-umûr

18. SULTAN III. AHMED

1703-1730 tarihlerinde hüküm sürer, tarihimizde meşhur “lâle devri” onun zamanında yaşanır. En ilginç merakı “oya işlemek”tir. 

Hat sanatıyla uğraşır, genellikle celî sülüs kullanır.  Sütlüce'de bulunan sarayın harem kapısı üzerindeki kitabe, Sultanahmet'te Bab-ı Hümayun önündeki ile Üsküdar meydanındaki çeşmelerin kitabeleri ve Saray-ı Hümayun'da Arz Odası üzerindeki besmele III. Ahmed tarafından yazılır. 

Abidelerdeki kitabelerin üstüne devrin padişah tuğrasını konulması âdetinin de Sultan III. Ahmed’le başladığı söylenir.

Topkapı Sarayı önünde yaptırdığı çeşmenin tarihini kendi el yazısıyla ve şu ifadelerle kayıt düşer:

Târihi Sultân Ahmed'in cârî zebân-ı lüleden
Aç Besmeleyle iç suyu Hân Ahmed'e eyle du'â

Tuğra yazan tek padişahtır. Kendi adına yazdığı tuğralardan başka çeşitli ifadeler içeren 10 adet tuğrası daha bulunur.

“Necîb” mahlasıyla şiir yazar.

ADALET KIL

Hayr endîş ol ey vücûd-ı kerîm,
Kimseye etme kendini teslîm.

Hâcet eshâbına adalet kıl,
Fukara hâline riâyet kıl.

Kimsenin inkisârını alma,
Benim ettiklerimle hem kalma.

Sana şehzâdeler emânettir,
Lâyık-ı şân olan sıyânettir.

Dâima saltanatta var olasın,
Ferr-ü-şevketle berkarâr olasın.

Eyleye bahtını küşâde Hûda,
Hayme-i ömrün ola pâ-ber-câ.
(Yerine tahta getirilen yeğeni I. Mahmud’a nasihatleri.)

19. SULTAN I. MAHMUD 

1730-1754 yıllarında hüküm sürer. Musiki ile uğraşır, beste yapar ve tanbur çalar. “Sebkatî” mahlasıyla şiir yazar.

Kerem bahş olmaz ey dil halini canana söylersin
Vefa memul edersen ger aceb yabana söylersin

Sebakhân-ı cefâdır şimdi ol şûh-ı sitem-küster
Heman beyhude derdin ol cefa cunana söylersin

Tutar ol gamze-i kâfir elinde hançer-i ser-tiz
Yine ey tıfl-ı dil şükrin hezar inşâna söylersin

Ne daniş etti hâsıl Sebkatî tav-ı sihir-pîşen
Ki her nazm-ı neşât-efzâyı sen şâhâne söylersin

Daha sonra bestelenen bir dörtlüğü:

Varalım kûy-i dilârâya gönül hû diyerek
Kokalım güllerini gonca-i hoş bû diyerek
Şerbet-i lâl-i hayali bizi öldürdü meded
Gidelim kûyine yârın bir içim su diyerek


20. SULTAN III. OSMAN 

1754-1757 yılları arasında hüküm sürer. Hat sanatıyla uğraşır, nesih tarzıyla hatt-ı hümayunlar yazar.

21. SULTAN III. MUSTAFA

1757-1774 arası hüküm sürer. Hat sanatıyla uğraşır, özellikle ta’lik hattını kullanır. “Cihangir” mahlasıyla şiir yazar, bunlara “el-fakir Mustafa Han-ı Sâlis” diye imza atar.

Nitelikli devlet adamı bulamamaktan yakındığı meşhur dörtlüğü:

Yıkılupdur bu cihan sanmaki bizde düzele
Devlet-i çerh-i denî verdi kamu müptezele
Şimdi ebvâb-ı saadetle gezen hep hezele
İşimiz kaldı heman merhamet-i Lem Yezel'e.

22. SULTAN III. SELİM

1789-1807 yılları arasında hüküm sürer. Sanatçı kişiliği son derece kuvvetli bir Padişahtır. Edebiyat ve hat sanatına meraklıdır. Yazdığı hat ve levhalardan bazıları camii ve türbelere asılır. Ayrıca, şair, tamburî, neyzen ve hânendedir.

Diğer taraftan, silâh ustasıdır, kaval tüfekleri imal eder. Çağdaş savaş teknikleri ve silahları ile ilgili bir risalesi vardır.

Ayin, durak, na't, ilahi, peşrev, ağır semai, yürük semai ve şarkı gibi formlarda 100’ün üzerinde eser besteler. Dönemin "Selim Dede" mahlaslı bestelerinin de ona ait olduğu söylenir.

Acem-bûselik, arazbâr-bûselik, dilnevâz, evcârâ, gerdâniye-kürdî, Hicâzeyn, hüseynî-kürdî (hüseynî-zemzeme), hüzzâm-ı cedîd, ısfahânek, muhayyer-sünbüle, nevâ bûselik, nevâ-kürdî, pesendîde, rast-ı cedid, sûz-i dilârâ, şevkefzâ, şevk-i dil, şevkutarab makamlarını terkib eder.

Suz-i dilara makamında bestelenmiş “Mevlevi Ayin-i” en ünlü eserlerindendir.

Mûsiki üstadlarıyla yaptığı istişareler, sağladığı teşvikler sayesinde “hamparsum notası” bulunur. Böylece, nota eksikliğinin giderilmesine çalışılır.

Şiirlerinde “İlhamî” mahlasını kullanır. Divanı vardır.

Besmeleyle ettim ana ibtidâ
Ya'ni mes'ûd ede Divânım Hudâ

Gerçi eş'ârımda nükte yokdurur
Hem fesahatta kusûrum çokdurur

Anı ben görmedim üstâddan hem
Hilâfım yok benim Allahu a'lem

Ne Farsî okudum ben hod ne Tarzî
Ne ta'lîm eyledim nazm-ı Hicâzî

Ne Bûstân okudum ben ne Gülistân
N'ola affeylese erbâb-ı 'irfân

Bana ilhâm-ı Hak oldukda muhtâs
Anınçün eyledim İlhâmî mahlâs

Eden bu lutfu Mevlâ-yı kerîmdir
Ezelden nâmımız Sultân Selim'dir

Selîm ismi değil çün bana mahsûs
Şi'irde etdim İlhâmî tahallüs

ŞARKI

Bir pür cefâ hoş dilberdir
Müptelâyım hayli demdir
Elbet gönül arzu eder
Şeftalisi her dem terdir.

Öpebilsem, sevebilsem
Yâr yâr aman aman
Gül yanağı her şeb terdir.

Yalvardıkça inat eder
İnsaf eyle gayri yeter
Üzerine pek varamam
Korkarım ki kaçar gider.

Bir tenhada bari bulsam
Çevre sebep nedir sorsam
Oynayarak usul ile
Gerdanından pûse alsam.

Öpebilsem, sevebilsem
Yâr yâr aman aman
Gül yanağı her şeb terdir.

23. SULTAN IV. MUSTAFA

Sultan V. Murad’dan sonra en kısa süre tahtta kalan Sultan IV. Mustafa 1807-1808 arası hüküm sürer. Hat sanatıyla uğraşır.

24. SULTAN II. MAHMUD 

1808-1839 yıllarında hüküm sürer. Sedef işlemeciliği ile uğraşır. Musiki ve hat sanatlarıyla uğraşır, “Adlî” mahlasıyla şiirler yazar.

Sülüs-Nesih ve Celî Sülüs hatlarıyla eserler verir. İstanbul, Bursa ve Yanya camiilerinde, Babası Sultan Abdülhamid’in Türbesinde, Edirnekapı Nizam Dergâhı’nda ve Ayasofya Camii’nde levhaları vardır. Harbiye, Maliye ve Dâhiliye Nezaretlerinde icra edilen görevlerle ilgili ayet ve hadislerin yazıldığı levhaları bulunur.

Musikî ile tanbur ve ney çalmayı III. Selim’den öğrenen II. Mahmud’un sesinin güzel olduğu da bilinir. Mahur, Hicaz, Hicaz Kalender ve Hisar Buselik besteleri vardır. Ayrıca, Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye için bir Marş da besteler.

Güftesi de kendisine ait olan Hicaz Aksak Divân’ı:

Ebrûlerinin zahmı nihandır ciğerimde,
Gül-rûhlerinin handeleri çeşm-i terimde,
Eşkim yerine kan dökülür dîdelerimde.

Sevdâ-yı muhabbet, esiyor şimdi serimde,
Takdîre ne hâcet bu da varmış kaderimde.

Bend eyledi gönlüm benim ol zülf-ü semensâ,
Bir hande ile kıldı heman aklımı yağma,
Yakdı beni yandırdı meded ol gül-i ranâ.

Sevdâ-yı muhabbet esiyor şimdi serimde,
Takdire ne çare bu da varmış kaderimde.

Adlî mahlası ile yazdığı gazellerden birisi:

O dem ki mültefet-i yâr-ı dil-firîb olurum
Fenâ-resîde-i sermâye-i rakîb olurum

Ümîd-i zirve-i dilhâh ile bu vâdîde
O reh-revim ki zebûn-ı dile zîb olurum

Gulû-girifte-i kuhl-i gam olur isem de
Yine o gülruhu gördük de andelîb olurum

Hemân birine erişir elim o günceşk-veş
O bûm-ı hâne-harâbım ki kem-nasîb olurum

Nabız-girift-i dil Adlî helake teşne iken
Yine firîşte-i ülfet-i tabîb olurum

25. SULTAN ABDÜLAZİZ

1861-1876 yıllarında hüküm sürer. Şair, ressam ve bestekârdır. İyi derecede piyano, lavta ve ney çalar. Hem Türk Musikisi, hem de Batı Müziğinde besteler yapar. Besteleri arasında, “Invitation à la Valse”, “La Harpe Caprice”, “La Gondole Barcarolle” gibi piyano eserleri, Hicaz Hümayun Sirtosu, Şevkefza ve Muhayyer iki şarkısı sayılabilir.

Aynı zamanda ressam olan Sultan Abdülaziz, Osmanlı donanmasına ısmarlayacağı gemilerin plânını bizzat kendisi çizer. Ayrıca, bir desen defteri Polonya’da Krakow Ulusal Müzesindedir. Bu defterde yaptıracağı resimlerin kompozisyon eskizleri, gemi ve deniz savaşı çizimleri ile kendi el yazıları bulunur.

“Sisli Bir Denizde Yelkenliler” tablosu Sultan Abdülaziz ile Ayvazovski tarafından ortak yaratılmış bir eser olarak bilinir.

Hat sanatıyla da uğraşır, Topkapı Sarayı Müzesi, Kahire Menyel Sarayı Müzesi ve Aksaray Valide Camii'nde yazıları vardır.

Osmanlı tarihinde ilk defa yurt dışına seyahat eden ve ilk defa heykelini yaptıran Padişah Abdülaziz’dir.

“Kerbela’ya Ağıt” şiiri:

Kudretil Ayini Resuli şahı servere
Katil kastiyle cem oldular bir yere
Nasılda layık gördüler cismi paki hançere
Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere
Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare

Biat vacip iken iman etmedi ol layın
Kurdular dini fesadı oldular dini hayın
Hüseyne kast fitneyi hayasız bi’ din
Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere
Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare

İncittiler evladı resulu hakkında kulu
Vermediler Kerbela’da mazluma bir kadre su
Ey hayasız zalim, senin yüzüne pu
Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere
Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare

Hüseyn’in katlinin hiç kalırmı yanına
Şimir melun hançer çaldı ol şahın gerdanına
Ey münafık nasıl girdin şah Hüseyin kanına
Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere
Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare

Kuranı din İslamı meta gibi sattılar
Ehlibeyt’i üryan büryan Şam’a esir ettiler
İnsanığa reva olmaz böyle bir iş tuttular
Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere
Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare

Ey müslümanlar dinlediniz feryat figan ettiniz
Dini İslam olmuşuz resula iman ettiniz
Ya buna nasıl dayansın Sultan Halife Abdul Aziz
Ümmet olmak böylemidir Hz. Peygambere
Hem ciğeri pareyi Fatıma, nuri çeşmi haydare

26. SULTAN V. MURAD

1876’da yalnızca 96 gün tahtta kalır, Osmanlı tarihinin en kısa süre hüküm süren padişahıdır. Resim ve musikiyle ilgilendiği, piyano çaldığı ve batı müziğinde besteler yaptığı bilinir.

Vals, kadril, polka, galop gibi formlarda birçok eser yapar. Bestelerine ilişkin el yazması notaları ve Erard piyanosu günümüze kadar ulaşır.

27. SULTAN II. ABDÜLHAMİD 

1876-1909 tarihleri arası hüküm sürer. Resim sanatı, marangozluk ve oymacılıkla ilgilenir. Yıldız Sarayınnda bir atölye yaptırır, burada Tophane Fabrikası ustalarından olan Yüzbaşı Mehmet Efendi ile ahşap eserler üretir. Yıldız Hamidiye Camii’nin çifte hünkâr mahfilinin gül ağacından yapılmış kafesli cumbaları ona aittir.

Döneminde Türk-Yunan Harbi sonrası bacağından yaralanan askerler için bizzat kendi atölyesinde baston imal edip dağıttığı söylenir.

Piyano çalar, batı müziğini tercih eder: "Alaturka güzeldir; ama daima gam verir. Alafranga neşe verir.”  Padişah olduğu zaman, meşhur İtalyan musiki üstadlarından Donizetti’ye kendi marşını yaptırmıştı.

Bahçe ile ilgilenir, portre çizer, fotoğrafa meraklıdır. Koleksiyonculuk yapar; güzel tablo, silâh ve kuş koleksiyonları vardır.

27. V SULTAN MEHMED – REŞAD

1909-1918 yıllarında hüküm sürer. Tasavvuf ve edebiyatla ilgilenir, şiirler yazar. Aynı zamanda hat sanatıyla da uğraşır.

Çanakkale Savaşları sonrası yazdığı meşhur Gazel’i:

Manzûme-i Garrâ-i Hazret-i Hilâfet-penâhî

Savlet etmişdi Çanakkal‘aya bahr ü berden
Ehl-i İslâmın iki hasm-ı kavîsi birden

Lâkin imdâd-ı ilâhî yetişip ordumuza
Oldu her bir neferi kal‘a-i pûlâd-beden

Asker evlâdlarımın pîşgeh-i azminde
Aczini eyledi idrâk nihâyet düşmen

Kadr ü haysiyyeti pâmâl olarak etdi firâr
Kalb-i İslâma nüfûz etmeğe gelmiş-iken

Kapanıp secde-i şükrâna Reşâd eyle duâ
Mülk-i İslâmı Hudâ eyleye dâim me’men

28. SULTAN VI. MEHMED - VAHDEDDİN

1918-1922 arası tahtta kalan son Osmanlı Padişahıdır. Edebiyat, musiki ve hat sanatıyla uğraşır. Kanunî, bestekâr ve güftekâr’dır. Çeşitli makamlarda 41 beste yaptığı bilinir.


Taif'te yegâh makamında bestelediği şarkı:

Hayli demdir ben cüdâyım lâne-i vîrâneden
Düşümüşüm vahşet iline cümle-i cânâneden

Aks-i sadâ bile gelmez nâle-i figâneden
Kalmadı ümmîd ü kudret cism-i nâ-tuvâneden

Âh yeter Allah'ım yeter ! Şuna insan dayanmaz
Bunca mihen firkate hem ten ü cân dayanmaz



Hiç yorum yok: