5 Haziran 2012 Salı

UÇURUMUN DİBİNDE İP ATLAMAK



Özlem PEKCAN
ozlem.pkcan@gmail.com


Nietzsche, bir uçurma bakmaya başladığınızda onun da size baktığını, hatta daha da ileri giderek bakanı içine çektiğini söylemiş. 


Benim açımdan bu; hayata nasıl bakarsan o da sana öyle bakar demek. Uçurumdan atlamak istersen sana kucak açar hatta aşağıya çeker tereddütsüz, durmak istersen de bekler ve seni serbest bırakır, yolunu seçesin diye. 


Aynı adamın, her doğru eğridir gibi  önermelerin de sahibi olduğunu düşündüğümüz zaman, neyi ne amaçla söylediğini bilmek, yorumlamak ya  da tahmin etmek belki de falcılıktan öte bir gayreti aşamaz. (Tüm felsefe olayını bir çırpıda harcadım bir de bunu yazarak, haydi hayırlısı...)


Ama olsun! Bu uçurum meselesi bana düşmeyi, uçmayı, yok olmayı hatta kaosu falan değil, illâ ki de yaşamın kendisini çağrıştırıyor.


Öyle anlar var ki yaşama bağlayan veya koparıp uzaklaştıran her şeyden; tek bir düşünce, bir pırıltı veya zihin oyunu görünmez o çizgiyi geçirtiverir insana. 


Bir de bakmışsın, sevgili okuyucu, cehennemde zebanilerle ip atlıyorsun o uçurumun dibinde... Daha olumlu senaryoda denize nazır gün batımını selâmlamak var gelecek düşleriyle kanatlanmış...


Felsefi, dini ya da her ne sistem içinde olursan ol, neye baktığından daha fazla nasıl baktığın, ne ifade ettiğinden ise ne anladığın önemli. Zira hayat biz ne kadarsak o kadar, anlam da o kadar.







Hiç yorum yok: