19 Temmuz 2011 Salı

KAPIMDAKİ YELKENLİ!




(Feyyaz ile Babası)




-"Baba, şşt baba..."
-"Hmm..."
-"Baba, bi kalk..."
-"Lan Feyyaz git işine lan..."
-"Ya kapıda adamlar var..."
-"Bak oğlum işte, alla alla..."
-"Ya baba seni istiyorlar..."
-"Babam yok de, uyuyorum lan..."
-"Yok illa sen olcekmişsin, ya baba kalk, kapıda yelkenli bir tekne var..."
-"Git işine lan, uyuyoruz dedik..."
-"Valla git bak, kapıda bir yelkenli var..."
-"Dalga mı geçiyon lan sen benle, bak hiç geyik modunda diilim, alırım paçanı aşağı ona göre..."
-"Ya baba, ekmek kuran çarpsın, kalk kendin gör..."
-"Fesupanallah! Kalkıyorum bak, eğer bir makara varsa, şimdiden topukla ona göre..."


***


-"Bu ne lan!"
-"Sayın Rıfat Tok?"
-"Bu nedir?"
-"Açıklayacağız beyefendi, ama siz Sayın Rıfat Tok musunuz?"
-"Eveet o benim de, bu nedir kardeşim?"
-"Efendim sizi tebrik ediyoruz, çekilişimiz sonucu bu yelkenliyi kazanmış bulunuyorsunuz."
-"Ne çekilişi kardeşim, dalga mı geçiyonuz benimle. Hah, kamera da var, gizli kamera şakası falan mı yapıyorsunuz, siz ne ayaksınız! Şimdiden diyeyim, benim böyle şeylere karnım tok, aynen soyadım gibi tamam mı! Basın gidin başka kapıda yapın eşşek şakanızı!"
-"Yok efendim, ne münasebet, kamera şakası falan değil. Teslim anını kameraya alıyoruz, Noter bey de buradalar. Sulhi bey, 9 uncu Noter, gelir misiniz efendim."
-"Ya kardeşim deli misiniz siz, ne yelkenlisi, ne noteri, ne kaydı! Bak bahçeyi de alt üst etmişler! Gitti güzelim domatesler, lan uyduruk bir bahçe duvarı vardı onu da götürmüşsünüz!"
-"Rıfat Bey, sakin olun efendim. Gayet şanslı bir gününüzdesiniz, bu 350 bin Türk Lirası değerindeki yelkenliyi kazanmış bulunuyorsunuz."
-"Fesupanallah! Hemşerim, ne çekilişi diyorum, ayrıca da ne yapayım ki bu yelkenliyi ben!"
-"Efendim, Hoş Lezzetler Hazır Kahvesinin promosyon çekilişine SMS göndermek suretiyle katılmış, iki gün önce 9 uncu Noter Sayın Sulhi Baygın bey'in nezdinde yapılan ve onaylanan çekiliş sonucunda da bu 350 bin Türk Lirası değerindeki bu muazzam, muhteşe ve ultra lüks yelkenli tekneyi kazanmış bulunuyorsunuz."


-"Hşşt, baba, baba..."
-"Dur lan bu manyaklarla cebelleşiyorum, şimdi birini tepeleyecem ya hadi bakalım."
-"Baba dur ya, ben biliyorum ne olduğunu!"
-"Ne olmuş söyle bakalım, çok bilir efendi!"
-"Ya geçen hafta ben yolladım o SMS'i, senin cebinden."


-"Bakınız efendim, durum açıklığa kavuştu işte. İsminiz neydi acaba?"
-"Ehe, ehe... ben Feyyaz Tok, babamın oğlu..."
-"Kıh, kıh, babasının oğlu, Feyyaz bey."
-"Ne o lan beğenemedin mi, bi şey mi diyon sen şimdi benim oğlana!"
-"Yok efendim, ne hoş dedim yani. Rıfkı bey, oğlu Feyyaz bey... Babasının oğlu."
-"Bana bak, şimdi seni bi döverim şurda, görürsün kim kimin nesi!"


-"Rica ederim beyefendi sakin olalım."
-"Sen de kimsin, kaç kişisiniz yav siz!"
-"Ben Müdürüm, görevim bu yelkenliyi size teslim etmek."
-"Peki Müdür kardeş, sana bir soru sorayım o zaman."
-"Buyurun efendim."
-"Burası neresi?"
-"Nasıl, anlamadım?
-"Kardeşimmm, bu şehir hangi şehir?"
-"Ee, Ankara."
-"Peki güzel kardeş, burada deniz var mı?"
-"Ee, yok."
-"Bırak denizi, bu garabet şeyin yüzdürülebileceği herhangi bir su birikintisi var mı?"
-"Yani tabi Gölbaşı falan dersek..."
-"Laf kalabalığı yapma lan, var mı yok mu?"
-"Öhöms, yok."
-"E peki dümbükler, bu yelkenli midir ne haltsa ben bunu alıp neremde yüzdürecem. Hayır bir çılgın proje var da ben mi bilmiyorum lans!"
-"Beyefendi rica ederim, biz görevimizi yapmaya çalışıyoruz. Hayır niye sinirleniyorsunuz ki, ne güzel işte, şansınız dönmüş, bir yelkenli kazanmışsınız. Kabul edin gitsin!"


-"Şşt, baba, baba yaa..."
-"Yine ne var, babasının oğlu... hayır anandan emin olmasam, töbe töbe..."
-"Ya adamlar haklı, kapımıza kadar gelmişler. Kabul et gitsin, baksana 350 bin tl felan diyor, sonra okuturuz olur biter..."
-"Aferin lan, kırk yılda bir de olsa, arada kafan çalışıyor... Dur bakalım..."


-"Öhöms, Müdür bey kardeş..."
-"Evet Rıfkı bey?"
-"Şimdi bu yelkenli bizim öyle mi?"
-"Evet efendim, onu anlatmaya çalışıyorum ya... Noter huzurunda yapılan çekiliş sonucu...."
-"Anladık o kadarını... Peki n'olcak şimdi sen onu söyle bakiim..."
-"Şimdi önce sizin bilgilerinizi alacağız, kimlik bilgileri, TC kimlik no, adres, SMS gönderilen cep telefonu bilgileri. Sonra teslim tutanağı tutacağız...."


***


-"Öh, pöf, geldim baba..."

-"Bana bak Müdür üç saattir, bu oğlanı gönderdiğim beşinci başka bir şey daha lâzımsa, artık seninkilerden biri gitsin... oğlan zaten çırpı gibi, iyice eridi bu sıcaktan sizin yüzünüzden, bak delleniyorum..."

-"Bu sondu, Rıfkı bey, her şey tamam. Nüfus cüzdanı örnekleri, ikâmetgâh, faturalar, diğer belgeler, bunlar da yelkenlininkiler... Şimdi şu tutanağı imzalayacağız, Noter bey buyurun, oğlum sen de kamerayı aç tekrar..."

-"Yav  bu kayıt olayına feci gıcık oldum haberiniz olsun."

-"Rıfkı bey, bu da promosyonun bir parçası, sizi ve yelkenlinin teslim anını kayda alacağız ki, sonraki reklâm filmlerinde kullanalım değil mi efendim. Tüketicinin güvenini kazanmak gerek."

-"İyi, iyi. Hadi uzatmayın, bir sürü vaktimi aldınız, vardiya saati yaklaştı."

-"Her şey tamam Rıfkı bey, son bir ayrıntı kaldı..."

-"O nedir, bana bak Müdür yine kâğıt kürek işiyse..."

-"Yok efendim öyle bir şey değil, şimdi bu yelkenliyi size teslim edebilmemiz için ufak bir ödeme yapılması gerekiyor."

-"Ne ödemesi lan, hani prosom, promso neyse ne, hani işte oydu!"

-"Evet efendim öyle tabii... Yelkenli için hiçbir şey ödenmesi gerekmiyor, onu siz çekiliş sonucu bedava kazandınız değil mi efendim."

-"EE?"

-"Ama ödenmesi zorunlu bir takım vergiler var efendim, onlar bu promosyona dahil değil."

-"Vergiler diyorsun?"

-"Evet Rıfkı bey..."

-"Hmm... olur, öderiz... tabii, vergiyse ödenir, ne yapalım... ne vercez bu vergiler için Müdür, söyle bakalım?"

-"Bakalıımm... KDV, alım-satım, bandrol eveet... toplamda hepsi 34 bin 100 Türk Lirası efendim."

-"NE?!"
-"34 bin 100 Türk Lirası..."

-"Niye 34 bin ya da 33 bin dokuzyüz diil de, 34 bin yüz kardeşim?"
-"Nasıl yani efendim, bunlar yasal oranlar, toplayınca 34 bin yüz çıktı!"

-"Lan manyak, bırak 34 bin'i 34 liram varmış gibi mi görünüyorum sana! Hadi diyelim ki var, ben aklımı neyle yemiş olmalıyım ki, bu kör itin kör öldüğü yerde, tek göz gecekonduda sürünüyorum dangalak!"

-"Rıfkı bey, lütfen seviyeyi bozmayalım, biz burada görevimizi yapmaya çalışıyoruz!"

-"Evet Müdürcüm, seviyeyi bozmayalım, görevinizi yapın siz. Sabaha kadar ayakta durmaktan anası ağlamış adamı uyurken uyandırın, kapısının önüne apartman kadar tekneyi dikin, duvarını yıkın, bostanını bozun, bi de üstüne 34 bin yüz lira para isteyin... Sonra da görevimizi yapıyoruz deyin... Tabi Müdür yap görevini sen, sen de kameraman yap işini... Kamera alıyor mu kardeşim? Güzeel, lan Feyyaz, getir şu baltayı oradan!"

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Ne ki simdi bu?