3 Haziran 2011 Cuma

AYNADAKİ AKSİMİZ




Yazan: Özlem PEKCAN

Yalnız doğar, yalnız ölürüz.

Önce bir vardır, sonra çoğalır, sonra yine kalır tek başına. Yani önce kendisini bilir ve tanır, sonra başkalarını kişi. Kendisini nasıl görürse diğerlerini de öyle görür, bir başkasına davranışıyla karşısında yansır.

Yaşamda ve ilişkilerde başarıyı etkileyen önemli bir unsurun da kişinin bastırdığı veya yönlendirdiği dürtüleri olduğu, bilimsel olarak da açıklanan bir olgu. İnsanlara yardım etme dürtüsü kuvvetli kişilerin doktor ya da hemşire olmaları, hayal kurmayı seven birilerinin çok satan kitaplar yazması, etrafındakilerin hayranlık duyguları ile ruhunu besleyenlerin görsel sanatlarda ustalaşması kolaylıkla bu olguyla açıklanabilir.

Ama tabii ki; insanoğlu sözkonusu olduğunda hiçbir şey bu kadar basit olamaz. Zira kusurlu yapısı, birbirinin zıttı her türlü özelliği karakterinde bulundurabilme kapasitesi, işleri karıştırır her zaman.

Bu yüzden de, iyiden kötüye, olumludan olumsuza bir anda geçiverir insan dediğimiz, hem de aynı duygular ve dürtülerle. Aradaki tek fark; bir zaman onları yönetebilirken, artık onların esiri olmuştur.

Gündelik hayatta kendimizde veya etrafımızdakilerin bu durumu maskelemesi biraz daha kolay olabilir, bir müddet çevre kandırılabilir. Ancak, topluma mal olmuş örnek teşkil eden insanlar söz konusu olduğunda, olay biraz daha farklılaşıyor.

Günümüzde her şey o kadar şeffaf ve kolay erişilebilir hale geldi ki; saklamak, saklanmak, perdelemek giderek zorlaşıyor her şeyi. Evler, odalar, telefonlar bu kadar el altında iken, kişinin kendisini ve görüntüsünü saklaması ne kadar mümkün olabilir?

Bakın işte etrafınıza, bir zamanlar başarı ile güzelleşen, takdirle çevrelenen pek çok kişi, artık nasıl da farklı görüntülere bürünmüşler. İlk başlarda etrafa ışıl ışıl parlarken, şimdilerde o ışık kaybolmuş, köpürmüş ağızlar ve dönmüş gözlerle çıkıyorlar insan içine. Bunları okurken; aklınıza kim bilir kimler geldi tanıdıklarınızdan veya sanat, siyaset ve iş dünyasından.

Madem ki teknoloji bizim emrimizde, artık her şey daha kolay. Herkes görüntüsüne bakmalı. Gazetedeki fotoğrafına örneğin ya da ne bileyim, sosyal paylaşım sitelerindeki video görüntülerine. Bakalım dayanabilecek mi gördüklerine?

Ama asıl imtihan yine de bence, aynaya bakmalı insan fırsat buldukça, neler söyleyecek aynadaki aksi kendisine?

“Çıkamam, aynalar, aynalar zindan…
Bakamam, aynada, aynada vicdan…
                                Necip Fazıl Kısakürek, Aynalar”

Hiç yorum yok: