20 Mayıs 2011 Cuma

EVLENMEK ZOR ZANAAT




Yazan: Yelda S.

Rivayet odur ki; öğrencileri Socrates’e hangisinin daha iyi olduğunu sormuşlar, evlenmek mi, yoksa evlenmemek mi. O da cevap vermiş: “Hiç fark etmez. Nasılsa her halükârda pişman olacaksınız.”

Evlenmek murada ermek ise, bu evliliğin ne şekilde olacağı konusu da önemli ve ince bir mevzu. Bildiğiniz gibi, evlenirken çiftler ve aileler birçok konuda seçim yapmak zorundadır. Gelinlik, damatlık, takılar, oturulacak ev, alınacak eşyalar, nikâhın veya düğünün şekli gibi… Bu konularda tarafların taşıyabileceklerini seçmeleri memnuniyetlerini etkileyecektir.

Meselâ, gelinlik, ister gösterişli isterse sade olsun, her kadının rüyasıdır. Her kadının kendi tarzına göre bir gelinlik arzusu vardır. Bu yüzden: “…gelinliğe ne gerek var…”, ya da “…çok gösterişli değil mi?...” gibi üçüncü kişilerin kullandığı ifadeler, ne kadar iyi niyetli olsa da heves kırıcı, hatta incitici olabilir. Düşünün; gelinlik kaç kere giyilebilir ki?

Ben bir kadın olarak, bütün dikkatlerin üzerinde olacağı geline, gelinlik seçiminde saygı gösterilmedir derim. Bu arada, damatları da unutmamak gerek. Onların da istekleri vardır muhakkak, ama bazen gelin ve onun istekleriyle uğraşmak, bunların gümbürtüye gitmesine neden olabiliyor!

Diğer bir esaslı konu da; nikâh meselesi! Oda nikâhı, yıldırım nikâhı, nikâh salonunda veya düğün gibi bir sürü yöntemden hangisinin tercih edileceği olayı yani.

Buraya kadar törensel kısmını anlattım, bir de yaşam alanın düzenlenmesi kısmı var; seçilecek ev, eşyalar ve bunların maddi boyutu başlı başına bir konudur.

İşin aslı: “Evlenirken Gelini Çıldırtan On Şey” diye başlayacaktım, ancak yazdıkça fark ettim ki; iki farklı bireyin ortak bir yaşamı karşılıklı sürdürme becerisi evlenmek. Bu duruma bağlı olarak daha işin başında, yani evlilik hazırlıkları esnasında gelini de, damadı da çıldırtacak şey sayısının, on değil, yüz belki de bin olması çok muhtemel. Zira iki insanı bir araya getirmek kolay değil, hele bir de onların ailelerini bir araya getirmek başlı başına bir vak’a.

İşin özü bence, her iki tarafın da çıldırmadan, olayın temel unsuru iki kişinin yani gelin ve damadın kendi tercihlerini dikkate alarak, asgari müşterekte kırıp dökmeden buluşabilmeleridir. Geriye kalan da söylenecek iyi dileklerdir.

Ne diyelim: “Allah mesut etsin!”


Hiç yorum yok: