31 Mart 2011 Perşembe

EY ÖZGÜRLÜK!



Okulda sıralara, bahçede ağaçlara yazardık adını: Ey Özgürlük!



Ama şimdi büyüdük hepimiz, zaman aktı gitti sular seller gibi! Çok şey değişti. Artık teknoloji kullanıyoruz deliler gibi. Çocuklarımız ellerinde cep telefonları sabah akşam mesajlaşıyorlar birbirleriyle. SMS'leri tükenince de geçiyorlar bilgisayarlarının başına internette "çet"leşiyorlar.

Büyükler için de farklı değil durum. Herkesin evinde ev telefonu, cebinde cep telefonu var, hatta bazen iki tane.

Siyah-beyaz televizyon, TRT'nin tek kanal olduğu yıllar masal oldu... Şimdi her odada bir televizyon, bir sürü kanal var. Sürü-sepet dizi sabahtan akşama arz-ı endam ediyor.

Kitap ve gazete hâlâ okunuyor, ama e-gazete ve e-kitap yaygınlaşıyor giderek.

Her türlü magazinsel, siyasi veya günlük gelişmeyi takip etmek, öğrenmek, ulaşmak çok kolay. İnsanlar her şekilde kolayca ve hızla iletişim kuruyorlar birbirleriyle. Biz yaştakilerin hayal bile edemeyecekleri, ama şimdinin gençlerinin ve çocuklarının ayrılmaz bir parçası oldukları bir âlem idare ediyor artık yaşantımızı. Bu sanal âlem her geçen gün kendi içinde büyüyor, genişliyor, ilerleyen teknoloji her gün yeni bir icad çıkarıyor, muhakkak birşey katıyor bu dünyanın içine ve her defasında daha fazla çekiyor insanları içine.

Ama Ey Özgürlük; tüm gelişmeler teknolojik ve bilimsel, insan ruhu yine bildiğin gibi. Aşk, sevgi, merhamet bir yanda, hırs, kıskançlık ve öfke diğer yanda, bitmez bir savaş içindeler. İnsan eli kendi yaptığı ile güzelleştirirken dünyayı bir yanda, öbür yanda daha beter bir şekilde yerle bir ediyor, büyük yıkımlar yaratıyor yine kendi eliyle.

Bir yandan demokrasi ve özgürlük türküleri yakarken, bir yandan da baskı ve dayatmanın en şiddetlisini uyguluyor kendi gibi düşünmeyenlere. Eşitlik falan derken bazen öyle şeyler oluyor ki; sükût ediyor tüm evren.

Anlayacağın Ey Özgürlük, teknoloji, bilim-teknik falan iyi de insan ruhunda "tık" yok. İki ileri, iki geri, hep aynı.

Şimdilerde yine seni söylese de çocuklarımız, gençlerimiz, okulda sıralara, bahçede ağaçlara adını falan yazdıkları yok artık. Onların kendi yöntemleri var ve iyi ki biz büyükler anlamıyoruz bundan!

Zira en ufak bir şeyde hatta bazen yoktan yere siteler, bloglar kapanıyor sık sık ve bir daha kolay kolay açılmıyor, gazeteler, televizyonlar ceza alıyorlar, başka şeyler de oluyor ama akıl mantık almıyor. İşte bu nedenledir ki; bizim gibi orta ve daha ileri yaşlarda merdiven çıkanlar, zihinlerinde bir tını içten içe anıyorlar seni, bir de en fazla "post-it" lere yazıp PC'lerin ekranına yapıştırıyorlar adını Ey Özgürlük: Anlayacağın başka türlüsü risk içeriyor biraz!



Hiç yorum yok: