22 Kasım 2010 Pazartesi

FESBUK




Kızımla Winx dünyasının 3. Boyutunu görmek üzere koltuklarımıza oturduk, patlamış mısırlarımızı da aldık bekliyoruz. Salon yavaş yavaş doluyor. Ortam cıvıl cıvıl. Yanımızda yaşları 4 ve 6 yaş arası olan küçük cimcimeler var. Birbirlerinin fotoğraflarını çekiyorlar. Konuşmalar ilgimi çekiyor.

En minikleri arkadaşına dönerek:
-Babama söylicem bunu fesbukuma koysun.


Arkadaşı şaşkın :
-Aaaa senin fesbukun mu var ?


-Eveet, babam Denizkızı diye yazmış oraya.

Diğer arkadaşı isyanda:
-Bana ne, bana ne ben de açcam Fesbuk!

Kızımla biribirimize bakıp gülüyoruz.. Derken film başlıyor.

Periler, sihirler, tılsımlar. Sırtlarında kanatları, pır pır uçup duruyorlar.. Etrafa simler dağılıyor.. Bir el hareketi ile her bir şeyi değiştiriyorlar.. Şarkılar söylüyorlar, gülücükler attırıyorlar.. Yanımızdaki miniklerde bu görüntü karşısında bir alkış, bir kıyamet, bir bağrış, çağrış..

Büyükleri yok tabii yanlarında.. Bu gürültüye daha fazla dayanamıyorum.

Kötü bir cadı olarak:
-Aaaaaaaaaaaa!!! Diyorum. Biraz daha bağırırsanız attırırım sizi buradan!

Kafamda sivri siyah bir şapka, burnumun üstünde kocaman bir ben ve kamburum beliriveriyor. Gözümdeki üç boyutlu gözlüğüde unutmamak lazım tabii..

Kızlar tırsmış, anlık bir sessizlik oluyor.

İçlerindeki en küçüğü, şu fesbuku olan :
-Mevlüdemi geldik yaa! Bağırıcam tabii.. Diyerek cevabını yapıştırıyor bana..

Kocaman bir kahkaha patlatıyoruz, Kızım :
- Anne.. Sesimizi çıkartmayalım biz.. Ne de olsa Fesbuku var onun... Sanal alem bu, sihir dünyasına benzemez.

Hiç yorum yok: