28 Temmuz 2010 Çarşamba

GÖNÜL TEYZE


Yazan: Gül Eda

 
Nereden başlasam bilmiyorum aslında. Ama benim için önemli bir konu size bahsetmek istediğim. En iyisi artık başlayalım yoksa kararsız kalacağım.


Hayata farklı bir açıdan bakmamı sağlayan bir insanı anlatmak istiyorum size: Gönül Teyze


Kendisini bir kaç saattir tanıyorum aslında. Ama tanıdığım için pişman değilim. Bir gülüşüyle yüzüm güldü diyebilirim.


Onu Migros servisinde bir kez gördüm. Yanımdaki arkadaşım torbalarını yerleştirmek için yardım etmişti kendisine. Servis şöförü ve bir kaç yaşlı teyze bize kızmış servisi kullandığımız için. Geziğimizi söylemişler. Oysa ki elimizde Migros torbaları güneş altında yürümek istemediğimiz için binmiştik o servise ve kalkmadan öncede inip yürümeyi seçmiştik tekrar..


Neyse Gönül Teyze korumuş bizi .


Tesadüf olduğu için mi yoksa Ar-Tur'un küçük olmasıyla alakalı olduğu için mi pek bilmiyorum ama bu gün tekrar karşımıza çıktı Gönül Teyze. Yüzünde meleklerden aldığı masumiyetle dolu gülümsemesiyle baktı yüzümüze ve:
"Sizi tanıdım!" dedi neşeyle.

Biz tanıyamamıştık oysa. Öylece baktık ona. Yine de kendisini hatırlatmak için elinden geleni yaptı Gönül Teyze. Daha sonra ona eşlik etmemizi istedi bizden. Zevkle kabul ettik. Kırmayı göze alabilceğim biri değildi. Neden bilmiyorum ama gördüğüm andan itibaren kanım ısınmıştı ona.


Hayatından bahsetmeye başladı bize. Ve durmadan söylediği bir şey vardı, hiç gitmiyor kulaklarımdan:
"Bir kızım var bir de torunum. Seyrek gelirler beni ziyarete."

O sırada yüzüne iyice baktım Gönül Teyze'nin. Ve evine geldik. Yalnız olduğunu evindeki kasvetli havadan ve o cümleyi söylerken ki ifadesinden daha iyi anladım. Sanırım kocası vefat etmişti. Kızı ve torunu da çalışıyordu. E haliyle vakit ayıramıyorlardı Gönül Teyze'ye...


Üzgün bir ifade alsa da, aslında üzgün ve şikâyetçi görünmüyordu halinden.. Yüzündeki masumiyet yalnızlığından gelmişti belki de.


Zaman ilerledi bize içecek ikram etti. Gene yüzündeki o masumiyetle güzel şeyler söylüyordu bize, gülüyordu aynı zamanda. Arada bir bakıyordu gözümüze, sonra kaçırıyordu hemen gözlerini gözlerimizden. Denize bakarak konuşuyordu daha çok. Sanki hüzünleniyordu ama bize bakınca kendine geliyordu..


Verdiği görüntü itibariyle meraklı biriydi Gönül Teyze. Ayrıca tonton kategorisine giriyordu. Gülüşüyle renk veriyordu etrafa, saçları yaşadıklarının parçasıydı... Genç olmak istiyordu. Koltuk deyneğine sarılrak değil de topuklu ayakkabılarını giyerek yürümek istiyordu yollarda.


Emektar bir Edebiyat Öğretmeniydi.. Anlattığı kadarıyla zaman onun kişiliğini hiç değiştirmemiş, sadece fiziğiyle oynamıştı. Gözlerindende öyle anlaşılıyordu zaten...


O arada sırada baksa da gözlerime ben hep ona bakıp gülmek istedim. Sahip olduğu yaşam enerjisinden etkilenmek istedim ve sanırım 10dakika içinde yeteri kadar etkilenmiştim..


Küçüklüğümden beri bir hayalim vardı, bir yaşlıyı ziyarete gitmek, onunla konuşmak, susup onu dinlemek ve ona istediği bir kitabı okumak..


Şimdiyse bir yaşlı için değil, Gönül Teyze için düşünüyorum o hayali..


Ona kitap okumak istiyorum, onunla konuşmak ..


İhtiyacı olduğunu düşünmüştüm en başında ama o yüzden değil, onun gibi birini bulamayacağım için istiyorum bunu. Onun yalnız kalmasını istemediğim için. Sahip olduğu yaşam enerjisini hep görmek için.


Belki yanına gidince adımı hatırlamayacak, kimsin diyecek, unutacak, ama ben bunu bile bile gitmek istiyorum yanına. Bile bile gidip konuşmak, hergün kendimi hatırlatmak istiyorum ona.


Bir gülüşüyle bana neşe veren kişinin hayatında ben de bir parça olmak istiyorum..


Belki ısrarla yalnız olduğunu söylemekten vazgeçiririm onu. Belki -yalnız değilim- der; en azından bir aylığına.


Sonra o torunu ve kızı için vazgeçtiği Ankara'dan İstanbul'a döner, ben de emekli öğretmen olan Gönül Teyze'min bıraktığı izlerle geri dönerim kendi şehrime. Ama dönünce de unutmam onu. Bayram gelir, yılbaşı kapıya dayanır elime alır telefonu Gönül Teyze'mi ararım. Sesini duyar ve gülümsediğini hissederim.


Şimdiden merak ediyorum onu. Acaba o kasvetli evde ne yapıyordur şimdi? Eminim telefon başında kızından ve torunundan haber bekliyordur heyecan içinde. Eminim seslerini duymak istiyordur. Ne de olsa seyrek görüyor onları, seslerini duymak en doğal hakkı..


Bunu yazarken bile yüzüm güldü açıkcası. Anlatamadım belki Gönül Teyze'yi size ama kolay anlatabileceğim biri değil açıkcası. Öyle insanlar çok az var dünyada, o aralarında en masumları.


Bir gün gelirde kapısını çaldığımda bulamazsam Gönül Teyze'mi, açmazsa kapıyı aynı zamanda evi daha da kasvetli bir hâl alırsa anlarım ki o da gitmiştir eşinin yanına.

Masumiyetini son seyehati için hazırlamış ve gitmiştir. Sıktığı parfümüyle son kez dolaşıp evinde, son uykusuna dalmıştır derince.


Giderken de yanında ''kalbinde kızı ve torununu ve belki de beni götürmüştür''derim sessizce. Gözümden birkaç yaş damlar ve 'Seni özleyeceğim Gönül Teyze. İyi ki tanımışım seni..' der ve giderim evinden.


Umuyorum ki bunu hemen demek zorunda kalmam. Umarım kendisiyle birkaç yıl da olsa geçiririm.

Hiç yorum yok: