8 Mayıs 2010 Cumartesi

MEĞER ANNEM HAKLIYMIŞ!
















Özlem Pekcan


“Annem çok neşeli ve komiktir,” diye yazmışım bir kompozisyon ödevinde ilkokul üçüncü sınıftayken. Öğretmen de merak etmiş annemi ve çağırmış bu komik kadını, sınıftaki hiçbir çocuk böyle tanımlamamış çünkü annesini.

Aradan geçen onca sene zarfında bu fikrim hiç değişmedi, hatta pekişti.


Annem komik kadındır gerçekten de. Üstelik hiç espri yapmaz, komik hikâyeler veya fıkralar da anlatmaz. Doğaldır onun komikliği, sanırım genlerinde bir şey var!

Biz çocukken, büyüklerin aralarındaki konuşmalarına kulak misafiri olup, meraklandığımızda sorardık: “O kim?”


Annem, çocukların üstüne vazife olmayan –özellikle de nahoş ve üzüntülü- şeylerden uzak tutulması konusunda tam bir bilge olduğundan geçiştirirdi hemen: “Siz tanımazsınız!”


Ama biz ısrar ederdik: “Yaa, kim o, söyle!”


“Siz tanımazsınız!”


Biz inat edip devam ettirince, en sonunda açıklardı: “Ayşe Hanım!” (Şu olur olmaz her yerde belirip, çantasından çamaşır suyu çıkan karakterin, bizim Ayşe Hanım’dan esinlendiğinden şüphelenmiyor da değilim bazen!)

Tartışmanın en hararetli anında, işimize karışmamasını söylediğimizde ise cevabı çok basitti: “O zaman annelere gerek kalmazdı, tüm çocuklar ağaç kavuğundan çıkardı!”


Ağaç, kovuk, çocuk, ne? Bir de bakardık olayı halletmiş…

Evhamı ise o zamanlarda bile efsaneydi!


Bir kafede veya restorantta ya da herhangi bir yerde arkadaşlarla otururken, o ve babamla burun buruna geldiğimizde ki o ünlü cümlesi: “Ne var? Biz de buraya gelemez miyiz?” hala hatırlanır aramızda.

Şimdilerde; oğlum benimle dalga geçiyor: “Bu sizin Ayşe Hanım da, hiç yaşlanmıyor herhalde,” diye.

Geçenlerde de, izin almak-vermek konusunda tartışırken, “Git o zaman, ağaç kovuğundan al o izni…” diye söylenirken buldum kendimi benim kıza.

Annemse beni teselli ediyor arada: “Her şey yoluna girer, hiç üzülme. Bunlar geçer, büyürler, adam da olurlar, sonra da seni beğenmezler…”


“Sen şimdi arada bana bir şey dedin galiba,” diyorum, kıkırdıyor.

Artık biliyorum ki; çocukların ebeveynlerini algılayış şekli, hayata yaklaşımlarını da belirleyen bir unsur. Bu gün içimde bir nebze iyimserlik, güleç bir yüz varsa, annemin sayesindedir.

Bu seneki TÜYAP Kitap Fuarında –ki maalesef Ankara’ya yakışmayacak kadar sönük bir fuardı, herkes nereye gitmiş?- hayal kırıklığı ile standları dolaşırken, bir kitaba rastladım.


Yazarını daha önce tanımadığımdan, beni doğrudan çeken kitabın adıydı: “Meğer Annem Haklıymış…”

Yazar Zeki Kayhan Coşkun, arka kapakta:


“Annesinin söylediklerinin doğruluğuyla tek tek karşılaşıp, annesine hak veren çocukların kitabıdır” diye yazmış. Tahmin edebileceğiniz gibi derhal satın aldım!

Okurken çok güldüm, kimi yerde kendimi, kimi yerde çocuklarımı gördüm.

“Cep telefonunuz kapalıysa başınız katiyen belâdadır… Defalarca aranmanıza karşın açmıyorsanız, açamıyorsanız telefonu, başınız daha büyük belâdadır,” cümlelerini okurken, oğlum büyük bir empatiyle beni dinledi. (Muhtemelen o sırada bizim cep telefonu hikâyelerimizi düşünüyordu.)

“Ortam cidden kötüymüş…” veya “Bereyi evden çıkmadan takmalıymış… Soğuk mühim bir baş ağrısı sebebiymiş…” gibi tespitlerle başlayıp “meğer annem haklıymış…” kabulüyle biten haklılık listeleri ise bitirdi beni!

Zira annemle evlât ve çocuklarımla anne olarak yaşadığım serüvende öğrendiğim çok önemli bir gerçek de şudur: “Anneler daima haklıdır. Haklı olmadıklarında da, haklı olacak bir yol muhakkak bulurlar!”

Tüm annelere sevgilerimle…

2 yorum:

mr_lonely dedi ki...

Sadece annelere indirgememek gerek. Kadınların ortak özelliği galiba.
Kadınlar daima haklıdır. Haklı olmasalar bile, haklı olduklarına söylemek zorundayız. :)))

Adsız dedi ki...

burada da mr_lonely'nin haklı olduğunu kabul etmek gerek!