9 Kasım 2009 Pazartesi

ATAMIZI ANIYORUZ


"Atatürk'ü yatak odasına girenler değil, kafasının içine girenler tanır", demiş Falih Rıfkı.


Şevket Süreyya Aydemir ise:
"Halkın içinden gelen bir kurmay yüzbaşı, nasıl oldu da bir gün, askerlik vasfını, devlet kuruculuğu ve devlet adamlığı vasfını aşarak, bir milletin kalbine yerleşti? Zaten milleti için sevilen, sevildiği için bağlanılan ve korkulmayan bir insandı. Ama nasıl oldu da bu insan, bütün dünyanın gözünde, insanlığın bir evladı haline geldi? Bu sırrı ancak ileride ve ona daha gerçek ölçüler ile değerlendirecek, çocuklarımız çözeceklerdir. Çünkü biz onun zamanında yaşayanların ve onu görüp, onunla konuşabilenlerin gözlerimizde, hala göz yaşlarının buğusu vardır." diye yazmış, Atatürk'ün ölümünü anlatırken.

Biz de soruyoruz bu gün: Yüzyıllarda bir dünyaya armağan edilen dahilerden birine sahip bir millet olarak, bahtımızın farkında mıyız?

Ölüm, kalbin durması, nefesin bitmesi ve bedenin toprak altına girmesiyle başlar kuşkusuz. Ama, asıl ölüm unutmak ya da unutulmaktır.

Atamızı, bu ölüm yıldönümünde de sevgi ve minnetle anıyoruz yine. Ve biliyoruz ki, bizler andıkça ve hatırladıkça, "benim en büyük eserimdir" dediği "cumhuriyet", O'nunla birlikte yaşamaya devam edecektir.



ATATÜRK DİYOR Kİ "BENİ UNUTTURMAK İSTEYENLER OLABİLİR" - The most amazing videos are a click away

Hiç yorum yok: