3 Temmuz 2009 Cuma

CUMA GÜNÜ FIKRALARI

leblebi

Havadan sudan yazmak üzere bilgisayarın başına oturmuştum. Sıcak havalardan mı, yoksa bu havalarda çalışmak zorunda olduğumdan mı bilemeyeceğim, keyfimi yerine getirmek üzere nette okuduğum konuları rast gele seçilmiş fıkraları paylaşmak istedim. Neşeli günler:)

Temel ve Dursun trenle yolculuk yaparken,bir sığır çiftliğinin önünden hızla geçiyormuş.Temel tahmin etmiş:
-Dursun burada tam 397 sığır var..
-Ula Temel,nasıl saydın?Vızz diye geçtuk daa..
-Kolaydur. Ayaklarını sayıp dörde bölüyorum.

***
Bir akıl hastanesinde bir deli, öteki deliye:
- Ben bir roman yazdım, al oku; bakalım beğenecek misin, demiş.
Ve kendisine kalınca bir kitap vermiş. Öteki deli, bir hafta boyunca okumuş romanı. Sonunda arkadaşı deliye:
- Romanın çok ilginç, demiş; yalnız biraz kalabalık, çok isim var içinde.
Kitabı veren deli:
- Al, demiş, ikinci cildini de oku.
Ve kalınca bir kitap daha vermiş. Yine aradan bir zaman geçmiş. Romanın ikinci cildini de alan deli:
- Bunu da okudum, demiş; gerçekten çok ilginç ama, bu da çok kalabalık; çok isim var içinde...
O sırada akıl hastanesinin doktoru gelmiş üstlerine:
- Verin bakayım, demiş, o telefon rehberlerini. Ne zaman aldınız bunları; ben de kaç gündür onları arıyordum!

***

İki evli kadın bir akşam kocalarını evde bırakıp kadın kadına eğlenmek için bir bara gitmişler ama içkinin dozunu fazla kaçırmışlar ve dışarı yalpalayarak çıkmışlar. İkisi de fena halde sıkışmış ama ortada tuvalet hesabına hiçbir şey yokmuş. Yalnız biraz ileride mezarlık varmış ve iki arkadaş tek çare olarak oraya gitmişler. İkisi de karanlıkta işlerini görmüşler ama temizlenmek için tabii orada tuvalet kâğıdı vs yokmuş. Kadınlardan birisi sarhoş kafayla külotunu çıkarıp tuvalet kâğıdı niyetine kullanmış sonra da orda bir yere atmış. Diğer kadın ise ''ben külodumu çıkartmam'' demiş. Mezarlıktaki çelenklerden birinin üzerindeki kâğıdı almış o da onunla temizlenmiş, sonra iki kadın birlikte eve dönmüşler. Ertesi sabah kadınlardan birinin kocası ötekinin kocasına telefon etmiş:
-''Baksana sana ne diyeceğim, seninkiyle benimki dün gece birileriyle fingirdeştiler galiba...Benimki eve sarhoş geldi üstelik külotsuzdu.''
-''Oooo senin ki gene iyi, benimki kapıdan içeri girdiğinde poposundan seni asla unutmayacağım yazılı bir kâğıt sarkıyordu...”

***

Adamın birinin evinde yangın çıkmış. Komşuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa düşmüş. İlk önce oğlunu yangının içerisinden çıkarıp dışarıda beklemesini söylemiş. Dalmış tekrar duman ve ateşin içerisine, kızını çıkartmış dışarıya. Sonra karısını, sonra köpeği ve kedisini. Daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kere daha içeri girmiş çıkmış. Onu seyreden komşularından biri sormuş:
- “Niçin yanan eve girip çıkıyorsun dışarı hiçbir şey getirmiyorsun?”
- "Kayinvalidem içeride!" demiş adam; "arada bir girip çeviriyorum!".

***

İstanbul'da üniversitede okuyan genç kız Ankara'daki babasına telefon eder;
- ''Baba, merhaba Ben Lâle''.
- ''Ooooo Güzel kızım benim. N'abersin bakalım?''.
- ''Hiç sorma babacığım. Hiç keyfim yok valla''.
- ''Hayırdır? Bi sorun'mu var?''.
Kız ağlamaya başlar babası ise üzüntü ve meraktan kafayı yemektedir;
- ''N'ooldu kızım? Anlatsana!”
- ''Murat evi terketti. Boşanmak istiyormuş''.
- ''Ne evi lan? Ne boşanması? Sen ne zaman evlendin de boşanıyorsun!”
- ''Hani senin hiç hoşlanmadığın esrarkeş çocuk vardı ya ben onunla evlendim.''
- ''iyi halt ettin, zilli neyse, artık yapacak bi şey yok. Versin mahkemeye, hemen boşanın.''
- ''Boşanalım ama benden 10 milyar istiyor. Eğer vermezsem, iyi zamanlarımızda çektiği çıplak fotoğraflarımı internetten herkese yollayacakmış.''
- ''Püüh. Rezil... Çıplak fotoğraf çektirdin, öyle mi?''
- ''Ama babacığım O benim kocamdı. Ne biliyim böyle bir puştluk yapacağını.''
- ''Peki Olan olmuş artık. Yarın havale ederim parayı öğleden sonra Bankaya gidip çekersin sonra da alıp yakarsın o kahrolası fotoğrafları.''
- ''Sağol baba. Eeee şey bi de kürtaj için 2 milyara ihtiyacım var.''
Adam artık iyice fenalaşır. Boğuk bir sesle konuşur;
- ''Kürtaj mı? Bi de hamile'mi kaldın o çocuktan sen? .''
- ''Aslında ondan değil... Zenci bi çocuk vardı... Zaten o yüzden ayrılıyoruz ya.''
Adam bayılmak üzeredir.
Nabzı yükselir, tansiyonu düşer, artık inleyerek konuşmaktadır;
- ''Biz seni oraya okumaya yollamıştık. Sen ne haltlar çevirmişsin. Allahım nedir bu başımıza gelenler okulu bitirir bitirmez Ankara'ya dönüyorsun, yoksa kırarım bacaklarını.''
- ''İstersen hemen dönebilirim babacığım. Ben geçen yıl okuldan atıldım çünkü.''
Adam masanın üzerindeki soğuk su dolu sürahiyi başından aşağıya devirir ve ancak bu şekilde konuşmasını sürdürür;
- ''Okuldan mı atıldın? Hani birlikte avukatlık yapacaktık, zilli? Eh ulan sen hele bi gel buraya ben sana yapacağımı bilirim. Evden dışarıya adım attırmıycam sana, ilk isteyenle de evlendiricem.''
- ''O iş zor be baba biliyorsun, moda oldu, artık evlenmeden önce eşler birbirlerinden sağlık raporu istiyorlar pekiyi bi rapor sunacağımı zannetmiyorum ben.''
- ''Allahım, çıldıracağım bir de cinsel hastalıklar haaa... kesin o zencidendir.''
- ''Çok pis arkadaşları vardı. Bilmem artık hangisinden kapmışımdır.''
Güm diye bir ses duyulur. Adam kısa bir süre için kendinden geçmiştir ancak hemen kendisini toparlayıp tekrar telefonu alır.
- ''Hemen bu akşam dayını yolluyorum oraya seni alıp gelecek. Adresini ver bakim.''
- ''Mahmutpaşa Karakolu'ndayım gelirken kefalet için de biraz para getirsin yanında.''
- ''Karakol'mu? Bi de karakola mı düştün layyynnn? Ne yaptın?''
- ''Dün kafam çok bozuktu, çok içmişim. Araba kiralayıp dolaşmaya çıktım. O kafayla Arnavutköy'de kokoreççi dükkânına girdim. Ama neyse ki kimse ölmedi. Dükkân sahibiyle kiralık araba firmasına biraz para vermek gerekir sanırım.''
Adam artık iyice fenalaşmıştır. Hatta fenalaşmak ne kelime adeta kahrolmuştur. Telefonda kısa bir sessizlik olur. Kız tekrar konuşmaya başlar;
- ''Babacığım sakın üzülme bütün bunlar bir şakaydı. Ben sadece sınıfta kaldığımı söylemek için aramıştım.''
Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykırır;
- ''Canın sağolsun be güzelim, boşveeerrr. Okul'da neymiş? Hiç mühim değil, tatlı canın sağolsun senin...''
***
Bunlar kesmedi mi? O zaman bir de şuralara göz atın: fıkrabul, fıkralar, fıkranet

Hiç yorum yok: