17 Haziran 2009 Çarşamba

UMUT BİZİ YAKALADIĞINDA

Derin Aktan

Hani bazen hayat ağır gelir ya…

Hani bazen sebepli sebepsiz can sıkıntısı basar, bir mutsuzluk hissi kaplar insanın içini…

Çook uzak bir zamanda, neredeyse bana ait olduğundan bile artık emin olmadığım bir geçmişte: Sanırım ortaokuldaydık. Bir müzik hocamız vardı, bizim gibi azgın ve hareketli çocuklar arasında, sanki başka bir dünyadan bizi izliyormuş gibi haliyle, yere basıp basmadığı pek anlaşılmaz bir şekilde derslerimize gelir giderdi.

Sonra bir gün; hocamızın kızı ve damadını bir kazada kaybettiğini, iki torunuyla baş başa kalakaldığını öğrendik. O yaşımız ve avareliğimize karşın, bizim bile ağırlığını kavradığımız bir trajediydi bu. O zaman pek çok şeyi de anlamış olduk tabii.

Her şey çok sisli puslu, hayal meyal. Bu yüzden tam bir kurgu yok zihnimde. Yine o günlerden birinde, belki de aynı gün, müzik hocamız bir de şarkı öğretti bize. Kendi şarkısıymış.

İlk anda akla, “acıların kadını” kıvamında, dinleyende “üstünü başını yırtma” isteği uyandıran bir şarkı-türkü gelebilir. Ama öyle olmadı…

Ne hocamın adını hatırlarım bu gün, ne de şarkının tamamını. Yine de, hâlâ kırık dökük bir melodiyle aşağıdaki dizeleri mırıldanırken bulduğum olur kendimi... Özellikle de sebepsiz bir can sıkıntısı dolaşıyorsa başımda:

“Hayatın cilvesi her gün başka olay,
Bazen yok bir ümit, bazen bir dolunay…”


İşte umut bizi böyle yakalar. Başka söze gerek var mı?

Hiç yorum yok: