9 Haziran 2009 Salı

Hayal Kurmaktan Vazgeçme

Gül Eda

... Oyuncaklar konuşabilir mi?....
Henüz 7 yaşında, dünyalar güzeli bir kızdı Sena. Annesi kanserdi ve ölmek üzereydi.. Kocası, her geçen gün karısını kaybetme korkusu yaşıyordu ama küçük kızı henüz bunun farkında değildi.. Evet, annesinin hastalandığını söylemişlerdi, fakat kanser olduğunu söyleyememişlerdi.. Bu kadar küçük bir çocuğa 'annen kanser' nasıl diyebilirlerdi ki?
Sena'nın hayâl gücü oldukça genişti. Oyuncaklarıyla konuştuğunu söylerdi. Oyuncaklar konuşabilir mi? Elbette hayır.. Babası Sena'ya bunun imkânsız olduğunu defalarca söylerdi ama Sena her seferinde bir bahane bulur konuşmada kaçardı.. Sena'nın dediği doğruydu ama.. Nasıl olduğunu bilmese de oyuncakları konuşuyordu. Hepsi Sena ile beraber neşe saçıyor ama içeri aileden biri girince birden taş kesiliyorlardı. Bu nedenle asla inandıramamıştı Sena ailesini..Oyuncaklar genelde doğruları değil, kendi doğrularını söylerlerdi Sena'ya. Sena'nın hayâl gücünü kaybetmesini asla istemezlerdi . Çünkü onları güldüren, konuşmalarını sağlaya Sena'nın bitmek tükenmek bilmeyen güler yüzü ve hayâl gücüydü..

Bir gün annesi ve babası Sena'nın odasında konuşmaya başlamıştı . Oyuncaklar bu konuşmaya şahit olmuş ve Sena'nın annesinin kanser olduğunu öğrenmişlerdi.. Hepsi Sena'yı bekliyordu, gelince her şeyi anlatacaklardı, ama nasıl? Sena içlerinden en çok bir bez bebeği severdi. Onunla sarılıp uyurdu.. Oyuncaklar da doğal olarak bez bebeğin konuşmasını istemişti. Hem bez bebek daima gerçekleri söylerdi..
Bez bebek en yakın dostu için konuşmayı kabul etti ve Sena birden içeri girdi.. Eşyalarını fırlatıp oyun oynamaya başladı.. Saatler geçti ama Sena durmadı.. Dakikalar geçtikçe daha çok eşyayı dağıtıyordu.. İçinde bir sıkıntı mı vardı, yoksa yaramaz bir çocuk olmaya mı başlamıştı? Oyuncaklar anlamaya çalışmıştı neden böyle davrandığını.. Ama Sena zıpladıkça , eşyalar etrafa saçıldıkça sanki oda değişiyordu. Sanki gökkuşağının üstünde yürüyor, yatağında hep çizgifilmlerde gördüğü tek boynuzlu at yatıyordu.. Sena bu kadar çok şey yaparken sesler içeri gidiyor annesi dinlenemiyordu.. Babası Sena'yı uyarmak için odasına gitmişti. Ve o girer girmez he şey eski haline dönmüştü ama Sena bunun farkında bile değildi.. Halâ oynuyor, sanki hayâl ettikleri odadaymış gibi davranıyordu.
Birden babası bağırdı Sena'ya ve 'kendine gel' diyerek azarladı.. Babası ilk kez Sena'yı bu kadar sert azarlamıştı ve bu yüzden de çok üzülmüştü.. Ama karısı içerde dinlenmek için çaba sarfediyordu ..Fakat Sena'nın yaydığı gürültü içinde bu pek mümkün değildi. Ve babası kapıyı kapatıp gitti..
Sena ağlıyordu , ağladıkça o güzel maviş gözleri sanki yağmur yağdırıyormuş gibi geliyordu.. Bez bebeği ise Sena'ya sarılmış 'ağlama ' diyordu..
Sena bez bebeğine bakıp:- "Neden? Baksana babam nasıl azarladı. Ben naptım ki? Sadece oyun oynadım.. Ne zararım vardı," dedi..
Bez bebek ise Sena'nın göz yaşlarını silip Sena ile konuşmaya başladı..
- "Sena ben senin en sevdiğin oyuncağınım değil mi?"
- "Evet, öylesin.."
- "Peki her dediğime inanır mısın?"
- "Tabi ki.. Sen hiç yalan söylemezsin ki.."
- "O zaman iyi dinle beni.. Annen.. Annen...."
- "Evet annem? Ne diyeceksin?"
- "Söylemek zor biraz.. Ama senden saklamamalıyız. Bu gün diğer oyuncaklarla anne ve babanın konuşmasına şahit olduk .. Sana söyleyemedikleri bir şey var.. Ve bu şeyi söylemek biraz zor.."-
-"Söylesene!! Ne olabilir ki en kötü? Okuldan aramışlardır ve beni şikayet etmişlerdir gene.
-" Hayır, bu öyle bir şey değil.."
- "Söyle artık!!"
- "Tamam, ama sakin ol. Tamam mı?"
- "Tamam, hadi!!"
- "Sena bazı gerçekler vardır. İnsanlar asla kabul etmek istemez. Ama bu gerçekleri değiştirmez.. Annen kurtulması çok zor bir hastalığa yakalanmış. Kanser olmuş.. Kısa bir süre sonra aramızdan gidecek.."
- "Yalan söylüyorsun!! Sen de diğer oyuncaklar gibi yalan söylemeye mi başladın? Pinokyo ile rollerinizi mi değiştirdiniz? Annem beni bırakmayacak, asla!! O hep benimle kalacak!!"
- "Hayır.. O gidecek. Ama gökyüzüne.. Ordan seni izleyecek, sana el sallayacak.."
- "Annem gökyüzüne gitmeyecek , hep beraber olacağız. Kabullen bunu!! Anneme olan sevgimi kıskanma!!!"
Ve konuşmaları böyle sonlanmıştı.. Sena odadan hızlıca çıkmış ve annesinin yanına gitmişti.. Bez bebeği ise boynunu bükmüş ve en iyi dostunun ona güvenmemesinin acısını yaşamıştı..
Sena annesinin yattığı yatağa gitti ve ona sıkıca sarıldı. - "Anne beni bırakmayacaksın değil mi?"
- "Nerden çıktı bu?"
- "Anne gitmeyeceksin değil mi? Gökyüzüne de gitmeyeceksin, benimle kalacaksın değil mi?"
-"Ahh.. Nerden öğrendin? Baban mı söyledi?"
- "Hayır.. Söylesem de inanmazsın.."
- "Dene bakalım.."
- "Bez bebeğim söyledi anne.. Annen hasta ve gidecek dedi.."
- "Hayâl gücü geniş kızım benim.. Bez bebeğin doğru söylemiş. Evet gideceğim. Ama gökyüzüne.. Ordan sana bakıp el sallayacağım, istediğin zaman yanında olacağım, her gece yanağından öpüp üstünü örteceğim.."
- "O zaman gitme. Yaptığın şeyleri yapacaksan neden bu kadar uzağa gidiyorsun?"
- "Ben istemiyorum gitmeyi. Ama gitmem gerekli.. Hem her insan ölür.. Sonsuza kadar kimse yaşayamaz ki..." demişti.
Günler geçti Sena, annesinin iyileşeceğine inandı.. Ama tam tersine her geçen gün öksürük sesleri artıyordu.. Ve o gün gelmiş çatmıştı.. Annesi derin uykusuna dalmak için son yatağına yatırılmıştı.. Sena ise hıçkırıklarını tutamamış ve ağlamaya devam etmişti..Hayatın bu acımasız gerçeği Sena'nın güzel yüzünü bozmuştu. Maviş gözlerinin altı şişmiş, sapsarı saçları ise renk değiştirmişti.. Çünkü Sena banyoya bile girmek istemiyordu.. Elinde annesinin resmi her gün onu hayâl ediyor ve yanına çağırıyordu. Sanki ölmemiş gibiydi.. Oyuncakları Sena'nın bu halini hiç sevmemişti. Sena kendini bırakmıştı..
Yıllar geçti Sena 18 yaşına bastı.. Yaşının verdiği 'ben büyüdüm' edalarıyla oyuncaklarını kutulara koymuş ve kaldırmıştı.. Ama bir tanesi hariç.. Yıllar boyu eline almadığı ve bir kenara fırlattığı bez bebeği yatağının üstüne koymuştu. O bebeğiyle 11 yıldır hiç oynamamıştı ama bebeğin boynu büküktü.. Anlamamıştı Sena, hatırlamıyordu çünkü 11 yıl öncesinde ona neler dediğini..

*****
- "Anne sonunda ne olacak? Okumaya devam etsene.."
- "Devamı yarın küçük hanım.. Artık uyuman gerek."
- "Ama çok merak ettim , hadi.."
- "Sonu çok uzun. Eğer şimdi uyumazsan kitabın devamı hiç gelmeyecekmiş, burada öyle yazıyor."
- "Öyle mi?! Taman o zaman , iyi geceler anne.."
- "İyi geceler meleğim.." diyerek okuduğu kitabın kapağını kapatmıştı küçük kızın annesi..
Ve küçük kız uykuya dalmıştı.. Heyecanla beklediği bu kitabın bir sonu yoktu. Yazan kişi kitabın sonunu yazmamıştı..
Sadece bir not yazmıştı kitabın sonuna..Ve şunlar yazıyordu notta:'Eğer hayâl kurmaktan vazgeçerseniz ya da çocuğunuzu vazgeçirirseniz, bu kitap gibi bazı şeyleriniz yarım kalabilir.. Hayâl dünyasında yaşadıklarınızı hiç bir yerde yaşayamazsınız.. Yediğiniz kuru ekmeği, hayallerinizde ne isterseniz yapabilirsiniz. Böylelikle o ekmeği yemek size heyecan verir.. Sena'

1 yorum:

ev taşıma dedi ki...

değişik ama güzel bir durum :)